
"İkinci Yüzyılın Rotası: Güçlü, Yeşil ve Rekabetçi Türk Denizciliği"
Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100. yılı, Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik mücadelesinin yanı sıra denizcilikte küresel rekabet hedeflerini de yeniden gündeme taşıyor.
Ünal BAYLAN
Denizcilik Genel Müdürü
Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, dergimize verdiği özel röportajda; Türk deniz ticaret filosunun güçlendirilmesinden liman yatırımlarına, Mavi Vatan vizyonundan yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeye, genç denizcilerin sektöre kazandırılmasından Türk bayraklı gemilerin uluslararası rekabet gücünü artıracak yeni teşviklere kadar denizciliğin geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Kabotaj Kanunu’nun 100. yılında Türkiye, denizcilikte hedeflediği bağımsızlık vizyonunun neresinde?
Kabotaj Kanunu, Türk limanları arasında yolcu ve yük taşımacılığı ile limanlarımızda ve karasularımızda sunulan hizmetlerin Türk vatandaşları ve Türk bayraklı gemiler tarafından yürütülmesini güvence altına alan, denizlerdeki egemenliğimizin en önemli hukuki dayanaklarından biridir.
Bu kapsamda gemi sicil müdürlüklerimiz Türk bayrağı çekme şartlarını titizlikle inceliyor, Liman Başkanlıklarımız ise kabotaj taşımacılığı ve liman hizmetlerini düzenli olarak denetliyor. Böylece yerli denizcilik sektörümüz desteklenirken Türk bayrağının denizlerimizdeki etkinliği de korunuyor.
Kabotaj Kanunu’nun 100. yılında geldiğimiz noktada, denizlerdeki egemenlik hakkımızı koruma hedefini büyük ölçüde gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Artık önceliğimiz bu egemenliği ekonomik güce, küresel rekabet avantajına ve sürdürülebilir bir denizcilik ekosistemine dönüştürmektir.
Son yıllarda Mavi Vatan vizyonu, Deniz Mekânsal Planlama çalışmaları, milli gemi projeleri, liman yatırımları ve deniz yetki alanlarımıza yönelik politikalar bu hedefi destekleyen önemli adımlar olmuştur.
Ancak mevcut tabloyu yeterli görmüyoruz. Deniz ticaret filomuzu büyütmek, kıyısal taşımacılığı geliştirmek, yüksek teknolojili gemi üretimini artırmak ve küresel rekabet gücümüzü daha da yükseltmek için çalışmalarımız kararlılıkla sürüyor.
Bugün denizcilikte rekabet; yalnızca gemi sayısıyla değil, teknoloji, dijitalleşme, çevre standartları, emniyet ve nitelikli insan kaynağıyla belirleniyor. Bu nedenle gemi denetimlerinden eğitim altyapısına, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye kadar tüm alanlarda eş zamanlı bir dönüşüm yürütüyoruz.
Kabotaj Kanunu’nun ilk yüzyılı denizlerde egemenliğin tesis edildiği dönem oldu. İkinci yüzyılda hedefimiz ise Türk denizciliğini küresel ölçekte daha rekabetçi, sürdürülebilir ve güçlü bir konuma taşımaktır.
Türkiye’yi küresel deniz taşımacılığında ilk ligde yer alan bir ülke olarak konumlandırmak için hangi adımlar atılıyor?
Türkiye'nin stratejik konumu, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret koridorlarının merkezinde yer alması bakımından önemli bir avantaj sunuyor. Bu avantajı kalıcı ekonomik değere dönüştürmek amacıyla liman kapasitesini artırıyor, lojistik koridorlarını geliştiriyor, demiryolu-liman entegrasyonunu güçlendiriyor ve yerli gemi inşa sanayisini destekliyoruz.
Önümüzdeki dönemde düşük emisyonlu gemiler, çevreci liman altyapıları, dijital liman uygulamaları ve filonun yenilenmesine yönelik finansman modelleri önceliklerimiz arasında yer alacak.
Amacımız Türkiye'yi yalnızca transit yüklerin geçtiği bir ülke değil; deniz ticaretinin planlandığı, yönetildiği ve katma değer üretildiği küresel bir lojistik merkez hâline getirmektir.
“Mavi Vatan” vizyonunda kabotajın stratejik önemi bugün nasıl tanımlanıyor?
Mavi Vatan vizyonuyla birlikte kabotaj artık yalnızca limanlarımız arasındaki taşımacılığı düzenleyen bir hukuk normu değil; denizlerdeki egemenliğimizi, ekonomik bağımsızlığımızı ve milli denizcilik kapasitemizi güçlendiren stratejik bir politika aracıdır.
Bugün denizlerde güçlü olmak; yalnızca egemenlik haklarını korumak değil, bu alanları ekonomik olarak verimli, güvenli ve sürdürülebilir şekilde kullanabilmek anlamına geliyor.
Bu anlayış doğrultusunda limanlarımızın modernizasyonu, deniz güvenliği, kıyı taşımacılığı, deniz çevresinin korunması ve yerli denizcilik sanayisinin geliştirilmesi birbirini tamamlayan politikalar olarak yürütülmektedir.

Türk bayraklı gemilerin uluslararası rekabet gücünü artırmak için hangi destekler gündemde?
Önceliğimiz filomuzu daha genç, çevreci ve teknolojik açıdan güçlü gemilerle yenilemektir.
Bu doğrultuda hurda teşvikinin güncellenmesi planlanıyor. Düzenlemeyle ekonomik ömrünü tamamlamış gemilerin filodan çıkarılması ve yerlerine enerji verimli, çevre dostu yeni gemilerin kazandırılması hedefleniyor.
Ayrıca armatörlerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni mekanizmalar üzerinde çalışıyoruz. Kredi Garanti Fonu desteklerinin güçlendirilmesi, gemi yenileme yatırımlarının desteklenmesi, vergi ve finansman avantajlarının geliştirilmesi ile Türk bayrağının rekabet gücünü artırmayı amaçlıyoruz.
Liman yatırımları ve lojistik altyapısında öncelikleriniz neler?
Ulaştırma ve Lojistik Ana Planımız doğrultusunda limanlarımızı demiryolu ve kara yolu bağlantılarıyla daha güçlü bir şekilde entegre ediyoruz.
Ana aktarma limanlarımızın kapasitesini artırırken akıllı liman teknolojilerini yaygınlaştırıyor, konteyner elleçleme kapasitesini geliştiriyor ve Karadeniz, Ege ile Akdeniz'de entegre lojistik merkezler oluşturuyoruz.
Hedefimiz Türkiye'yi küresel tedarik zincirlerinde yüksek katma değer üreten stratejik bir lojistik merkez hâline getirmektir.
Deniz taşımacılığında yeşil dönüşüm ve dijitalleşmede hedefleriniz nelerdir?
Denizcilikte rekabet artık dijital altyapı, operasyonel hız ve çevresel sürdürülebilirlikle şekilleniyor.
Liman Tek Pencere sistemi sayesinde işlemlerin büyük bölümünü dijital ortama taşıdık. Bir sonraki aşamada Gemi Trafik Hizmetleri ile bu sistemi entegre ederek tüm süreçlerin tek dijital platform üzerinden yürütülmesini hedefliyoruz.
Diğer taraftan Yeşil Liman uygulamalarını yaygınlaştırıyor, sera gazı emisyonlarının izlenmesine yönelik sistemleri geliştiriyor ve düşük karbonlu yakıtlar ile enerji verimli gemilere geçişi destekliyoruz.
Türkiye'nin jeostratejik avantajını teknoloji ve çevre odaklı dönüşümle birleştirerek yeşil ticaret koridorlarının önemli merkezlerinden biri olmayı hedefliyoruz.
Kabotaj hakkının ekonomik bağımsızlığa katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kabotaj hakkı, denizlerdeki ekonomik bağımsızlığımızın temel güvencelerinden biridir.
Bu sayede deniz ticaretinden elde edilen katma değer ülkemizde kalmakta; armatörlerimiz, tersanelerimiz, limanlarımız ve lojistik sektörümüz güçlenmektedir. Aynı zamanda istihdama, gemi inşa sanayisine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına önemli katkılar sağlamaktadır.
Bugün Mavi Vatan anlayışıyla birlikte kabotaj hakkı yalnızca bir taşımacılık düzenlemesi değil; ekonomik kalkınmanın ve milli denizcilik kapasitesinin temel araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Gençleri denizcilik sektörüne kazandırmak için hangi projeler yürütülüyor?
En büyük gücümüz nitelikli insan kaynağımızdır.
Denizcilik eğitimine ilginin artması memnuniyet verici. Eğitim altyapımızı sürekli geliştirirken gençlerin mesleğe girişini kolaylaştıracak uygulamaları da hayata geçiriyoruz.
Lise öğrencilerinden gemi insanı cüzdanı bedeli alınmıyor. Bu uygulamayı üniversite öğrencilerini de kapsayacak şekilde genişletmeyi hedefliyoruz. Ayrıca yeni staj modülüyle öğrencilerimizi doğrudan sektörle buluşturacağız.
Simülatör destekli eğitimler, dijital sınav sistemleri ve elektronik belgelendirme uygulamalarıyla genç denizcilerimizin uluslararası rekabet gücünü artırmayı amaçlıyoruz.
Türkiye’nin deniz ticaret filosunu büyütmeye yönelik öncelikleriniz neler olacak?
Öncelikli hedefimiz Türk sahipli ve Türk bayraklı filonun kapasitesini artırmak, yaşlanan filoyu çevreci ve yüksek teknolojili gemilerle yenilemektir.
Bunun yanında gemi inşa sanayimizin rekabet gücünü yükseltmek, armatörlerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve alternatif yakıt kullanan gemilere geçişi hızlandırmak önceliklerimiz arasında yer alıyor.
Amacımız Türkiye'nin küresel deniz ticaretinden aldığı payı artırmak ve denizcilik sektörümüzü dünya ölçeğinde daha güçlü bir konuma taşımaktır.
Kabotaj Bayramı’nın 100. yılı nasıl hatırlanacak?
Kabotaj Bayramı'nın 100. yılı, Türkiye'nin denizlerdeki egemenlik hakkını ekonomik güce dönüştürme yolunda önemli bir dönüm noktası olarak hatırlanacaktır.
Bir asırlık süreçte deniz ticaret filomuz büyüdü, limanlarımız güçlendi, tersanelerimiz uluslararası rekabet gücüne ulaştı ve denizcilik eğitimimiz önemli bir gelişim gösterdi.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; deniz ticaretinde, lojistikte, gemi inşasında, deniz teknolojilerinde ve yeşil dönüşümde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktır.
Kabotajın ilk yüzyılı egemenliğin simgesi oldu. İkinci yüzyıl ise üretimin, teknolojinin, sürdürülebilirliğin ve küresel rekabet gücünün yüzyılı olacaktır. Bu doğrultuda Türkiye'nin denizcilikteki konumunu daha da ileri taşımak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.











HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.