1. HABERLER

  2. RÖPORTAJLAR

  3. "Türk Bayrağı Denizcilik Gücümüzün En Önemli Göstergesidir"
"Türk Bayrağı Denizcilik Gücümüzün En Önemli Göstergesidir"

"Türk Bayrağı Denizcilik Gücümüzün En Önemli Göstergesidir"

Kabotaj Bayramı’nın 100. yılı dolayısıyla görüştüğümüz Türk Armatörler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Ergenç...

A+A-

Cihan ERGENÇ
Türk Armatörler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

Kabotaj Bayramı’nın 100. yılı dolayısıyla görüştüğümüz Türk Armatörler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Ergenç, Kabotaj Kanunu’nun Türk denizciliği açısından taşıdığı tarihsel önemi değerlendirirken, sektörün bugünkü yapısını ve gelecek vizyonunu da kapsamlı şekilde ele aldı. Ergenç; Türk bayraklı gemi sayısının artırılmasından yeşil dönüşüme, dijitalleşmeden finansmana erişime, insan kaynağından küresel rekabet koşullarına kadar sektörün önündeki fırsatları ve çözüm bekleyen başlıkları ayrıntılarıyla paylaştı.

Türk armatörleri açısından Kabotaj Kanunu'nun tarihsel önemi nedir?
Kabotaj Kanunu, Türk denizciliğinin gelişiminde bir dönüm noktasıdır. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun ile Türkiye, kendi limanları ve karasuları arasında yük ve yolcu taşıma hakkını tamamen kendi egemenliği altına almış, denizlerde ekonomik bağımsızlığını fiilen tesis etmiştir. Bu yönüyle Kabotaj Kanunu, yalnızca bir ulaştırma düzenlemesi değil, aynı zamanda Cumhuriyetimizin ekonomik bağımsızlık vizyonunun denizlere yansımasıdır.

Türk armatörlüğünün bugün ulaştığı seviyenin temelinde de bu tarihî kazanım bulunmaktadır. O gün atılan adım, yerli denizcilik girişimciliğinin gelişmesine, millî filonun oluşmasına ve güçlü bir denizcilik ekosisteminin doğmasına imkân sağlamıştır. Bugün yaklaşık 50 milyon DWT büyüklüğe ulaşan Türk sahipli ticaret filosunun dünya denizciliğinde önemli bir konuma gelmesinde, Kabotaj Kanunu'nun ortaya koyduğu vizyonun büyük payı bulunmaktadır.

Kabotaj taşımacılığında faaliyet gösteren yerli işletmelerin en önemli sorunları nelerdir?
Kabotaj hattında faaliyet gösteren işletmelerimiz; artan işletme maliyetleri, yaşlanan filo, finansmana erişim güçlükleri ve çevre mevzuatına uyum süreçleri gibi önemli zorluklarla karşı karşıyadır. Bunun yanında, liman altyapılarının geliştirilmesi, dijitalleşme yatırımları ve alternatif yakıt teknolojilerine geçiş gibi alanlarda da ciddi yatırım ihtiyacı bulunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde filomuzun yenilenmesini destekleyecek uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman modelleri ile yeşil dönüşümü teşvik edecek kamu politikalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kabotaj taşımacılığı, ülkemizin lojistik sisteminin stratejik bir parçasıdır ve bu alandaki rekabet gücünün korunması, Türkiye ekonomisi açısından kritik öneme sahiptir. 

Türk bayraklı gemi sayısının artırılması için hangi teşviklere ihtiyaç duyuluyor?
Türk bayrağının daha fazla tercih edilmesi için yalnızca mali teşvikler değil, bütüncül bir denizcilik politikası gerekmektedir.

Öncelikle, yeni gemi yatırımlarını destekleyen uzun vadeli finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve filo yenileme programlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Nitekim bu yönde hâlihazırda önemli düzenlemeler yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, yerli tersanelerde inşa edilen çevreci gemilere yönelik teşviklerin artırılması, idari süreçlerin sadeleştirilmesi ve dijitalleşme sayesinde daha etkin hâle getirilmesi, rekabetçi vergi uygulamalarının (örneğin tonaj vergisi sistemi) yaygınlaştırılması ile uluslararası rekabet gücünü artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi de Türk bayrağının cazibesini artıracaktır.

Türk bayrağı yalnızca bir gemi sicili tercihi değil; aynı zamanda ülkemizin denizcilik gücünün, istihdam kapasitesinin ve ekonomik potansiyelinin önemli bir göstergesidir. 

Küresel ekonomik gelişmeler kabotaj piyasasını nasıl etkiliyor?
Denizcilik, küresel ekonomiden doğrudan etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Enerji fiyatları, faiz oranları, jeopolitik gelişmeler, küresel ticaret hacmindeki değişimler ve uluslararası düzenlemeler, kabotaj piyasasını da dolaylı olarak etkilemektedir.

Bunun yanında, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından belirlenen çevre hedefleri ile Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemeleri, filoların yenilenmesini ve yeni teknolojilere yatırım yapılmasını zorunlu hâle getirmektedir. Bu nedenle kabotaj taşımacılığının geleceği yalnızca iç piyasa dinamiklerine değil, küresel denizcilikte yaşanan dönüşüme uyum sağlayabilme kapasitesine de bağlıdır. 

Önümüzdeki 25 yılda Türk armatörlüğünün gelişiminde hangi alanlar öne çıkacak?
Önümüzdeki çeyrek yüzyılda Türk denizciliğini şekillendirecek üç temel başlık görüyorum: yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve insan kaynağı.

Türk armatörlüğünün gelecek çeyrek yüzyılına dijitalleşme, dekarbonizasyon ve filo modernizasyonu damgasını vuracaktır. Otonom ve yarı otonom gemi teknolojileri, alternatif yakıt sistemleri (LNG, metanol ve amonyak), akıllı liman entegrasyonu ile veri temelli filo yönetimi, sektörün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacaktır.

Ancak bütün bu dönüşümün merkezinde nitelikli insan kaynağı yer almaktadır. Güçlü bir denizcilik sektörü ancak iyi yetişmiş denizciler, mühendisler ve sektör profesyonelleriyle mümkündür. Gençlerin denizcilik sektörüne yönlendirilmesi ve denizcilik eğitimine yapılacak yatırımlar, geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır.

Bunun yanı sıra deniz turizmi, kısa mesafe deniz taşımacılığı (Short Sea Shipping) ve İstanbul Uluslararası Denizcilik Haftası gibi platformlarla desteklenen sektörel diplomasi, Türkiye'nin bölgesel bir denizcilik merkezi olma vizyonunu daha da güçlendirecektir. 

Kabotaj Kanunu'nun ikinci yüzyılına girerken, Türkiye'nin denizcilikte küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için atılması gereken en önemli adım sizce nedir?
İkinci yüzyıla girerken en önemli önceliğimiz, güçlü bir millî denizcilik stratejisinin tüm paydaşların ortak vizyonuyla hayata geçirilmesidir.

Türkiye; güçlü tersaneleri, dinamik armatörlük yapısı, stratejik coğrafi konumu ve yetişmiş insan kaynağıyla küresel denizcilikte çok daha üst sıralarda yer alabilecek potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılındaki hedefimiz yalnızca daha büyük bir filo oluşturmak değil; teknoloji üreten, çevreci, rekabetçi ve yüksek katma değerli bir denizcilik ekosistemi inşa etmektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Denizciliği Türk'ün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız." sözü bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir.

Kabotaj Kanunu'nun ikinci yüzyılına girerken bu vizyon doğrultusunda çalışmaya ve Türk denizciliğini daha güçlü yarınlara taşımaya kararlıyız.

Kabotaj Kanunu'nun 100. yılında, bu köklü mirası geleceğe taşıma sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Türk bayrağının denizlerde daha güçlü dalgalanması dileğiyle, tüm denizcilik camiamızın Kabotaj ve Denizcilik Bayramı'nı kutluyorum.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.