1. YAZARLAR

  2. Yaren Cemre GÜLCEK

  3. Mavi Duvarı Aşmak: Denizde Anlaşılmanın ve Anlatmanın Dili
Yaren Cemre GÜLCEK

Yaren Cemre GÜLCEK

Uzman Psikolog

Mavi Duvarı Aşmak: Denizde Anlaşılmanın ve Anlatmanın Dili

A+A-

Denizcilik, dışarıdan bakıldığında sadece devasa makinelerin, hırçın dalgaların ve lojistik bir başarının öyküsü gibi görünür. Ancak bu metal yığınlarının içinde, dünyanın en izole ve en zorlu sınavlarından birini veren insan vardır. Denizci, sadece karadan değil, çoğu zaman karadaki ortak dilden de uzaklaşır. Zamanla gemi ve kara arasında görünmez bir duvar örülür. Bu duvarın üzerinde ise şu yazar: "Bizi sadece biz anlarız, siz asla anlayamazsınız." Bu yaklaşım, denizcilik sektörünün o köklü ve fazlasıyla muhafazakâr yapısının bir sonucudur. Ancak bu anlaşılmama inancı, denizciyi koruyan bir liman mıdır yoksa onu açık denizde yalnız bırakan bir pusula kaybı mı?

Ruhun Görünmez Kalkanları: Savunma Mekanizmaları
İnsan zihni, kaldıramayacağı kadar ağır streslerle karşılaştığında kendini korumak için bazı kalkanlar geliştirir. Psikolojide biz bunlara savunma mekanizmaları diyoruz. Denizcilikte bu kalkanlar çok sık kullanılır ancak çoğu zaman fark edilmezler. Örneğin, en sık rastladığımız durumlardan biri “Mantığa Bürüme”dir. Bir denizci, ailesiyle yaşadığı iletişim kopukluğunu veya içindeki derin yalnızlığı "Siz 10 metrelik dalgalarla boğuşmanın ne demek olduğunu bilemezsiniz, o yüzden beni anlamamanız normal" diyerek meşrulaştırır. Burada yapılan şey, aslında anlaşılamama korkusunu mantıklı bir sebebe bağlayarak hayal kırıklığını önlemektir. Bir diğer mekanizma ise “Yer-Yön Değiştirme”dir. Örneğin, limanda yoğun denetim kaygısı yaşayan bir kaptan, gün boyunca yaşadığı stresi ekibine fazla sert talimatlar vererek yansıtabilir. Ayrıca, eve dönme süresinin uzadığını öğrenen bir denizci, bunu doğrudan ifade etmek yerine, telefon görüşmesi yaptığı partnerinin söylediği küçük bir şeye sert tepki verebilir. Öfke, ait olduğu yerden başka bir yere taşınmıştır. Bu durumlar anlaşılamadığında, gemi içindeki sosyal doku da hızla zedelenir.

Anlamak Bir Uzmanlık, Anlatmak Bir Tercihtir
Sektördeki en büyük direnç, "yaşamayan bilemez" düşüncesidir. Oysa dünyada pek çok meslek grubu, bizzat deneyimlemediği süreçleri anlamak ve yönetmek üzerine kuruludur. Bir doktorun sizi iyileştirmesi için sizinle aynı hastalığı geçirmesine gerek yoktur; o, hastalığın biyolojisini ve tedavi yöntemini bilir. Aynı şekilde, bir psikolog da sizinle gemide aynı vardiyayı tutmamış olabilir. Sizin hissettiğiniz ama kelimeye dökemediğiniz o karmaşık duyguları çözümlemek; duyguların, stresin ve insan davranışının nasıl işlediğini anlamak onun uzmanlık alanıdır. Anlaşılmak, sadece karşı tarafın empati yapmasıyla ilgili değildir; anlaşılmak, profesyonel bir metodolojidir. Ancak profesyonel destek bir yana, asıl iyileşme denizcinin kendi dünyasını anlatmaya gönüllü olmasıyla başlar.

İletişim: Sadece Bilgi Alışverişi Değil, Bir Hayatta Kalma Becerisi
Denizcilikte iletişim denince akla genellikle telsiz anonsları, teknik raporlar veya iş emirleri gelir. Oysa asıl ihtiyaç duyulan iletişim, duygusal veri transferidir. İletişim, sadece kelimeleri yan yana getirmek değil, bir insanın diğerinin dünyasına bir pencere açmasıdır. Gemideki hiyerarşik yapı ve muhafazakâr gelenekler, bazen duyguları paylaşmayı bir zayıflık gibi gösterebilir. "Sert denizci" imajı, duygusal dürüstlüğün önünde bir engel teşkil eder. Ancak biliyoruz ki, anlatılmayan ve bastırılan her duygu, bir noktada iş kazası, tükenmişlik veya ailevi çatışmalar olarak geri döner. İletişimi sadece psikologlarla kurulan bir bağ olarak görmemek gerekir; bu, kaptanın personeliyle, makinecinin yağcısıyla, denizcinin karadaki eşiyle kurduğu köprüdür.

Anlaşılmanın Anahtarı: Önce "Anlaşılabilir" Olmak
Eğer bir denizci olarak "Beni kimse anlamıyor" diyorsanız, kendinize şu soruyu sormanız gerekir: “Ben kendimi ne kadar anlatıyorum?.” Anlatmak, anlaşılmayı beklemekten çok daha aktif bir süreçtir. Kendi mesleğinin gerçeklerini, hissettiği baskıyı, omuzlarındaki sorumluluğun ağırlığını açıkça dile getiren bir denizci, karşı tarafa kendisini anlayabilmesi için bir harita vermiş olur. Karadaki insanlar denizcinin dünyasına yabancı olabilirler, ancak "insan olma" ortak paydasında hepimiz aynı dili konuşuyoruz. Özlem, yorgunluk ve kaygı her yerde aynıdır.

Ortak Bir Dilde Buluşmak
Denizcilik sektörünün o katı kabuğunu kırmanın yolu, dışarıdaki dünyayı bir düşman olarak görmekten vazgeçmektir. Anlamak bir zanaattır ve bu zanaatın ustaları olan profesyonellerden yardım almak, fırtınada kılavuz kaptan almaktan farksızdır.

Unutmayalım ki; bir gemiyi sadece motor gücü ve çelik gövde yürütmez. O gemiyi yürüten, içindeki insanın zihinsel sağlığı, huzuru ve anlaşıldığını hissetmesidir.

"Mavi duvarları" yıkmak ve hem gemide hem karada daha sağlıklı bağlar kurmak için, önce anlamaya ve anlatmaya niyet etmek gerekir. Çünkü gerçek emniyet, sadece can yeleklerinde değil, birbirimizi gerçekten duyabildiğimiz o samimi diyaloglardadır.

Bir sonraki seferinizde, sadece yükünüzü değil, kelimelerinizi de paylaşmaya ne dersiniz?

Bu yazı toplam 114 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar