1. YAZARLAR

  2. Cem Devrim YAYLALI

  3. Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı
Cem Devrim YAYLALI

Cem Devrim YAYLALI

Serb. Deniz. Yazarı ve Analist

Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı

A+A-

Ocak ayında Karadeniz’de bulunan sivil gemilerin daha güvenle seyir edebilmelerini sağlamak amacı ile çok önemli bir adım atıldı. 

Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturduğu Üçlü Girişim kapsamında Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov İstanbul’da Kaiender Kasrı’nda bir araya gelerek gerçekleşen törenle “Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea)” imzaladı.

Türkiye'nin liderliğinde başlatılan üçlü girişim kapsamında, Karadeniz'deki mayın tehlikesine karşı alınacak tedbirleri içeren mutabakatı imzalayan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan, bölgesel güvenliğe önemli bir katkı sağlamayı hedefliyor. İmza töreni, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi ve bu önemli adımın altına imza atıldı.

Türkiye Cumhuriyet Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler törende yaptığı konuşmada, Karadeniz'de yaşanan hassas süreçler ve Ukrayna'daki savaşın ardından kıyıdaş ülkelerin farklı şekillerde etkilendiğine dikkat çekti. Türkiye'nin bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrarın tesisine yönelik çabalarını vurgulayarak, Türkiye'nin liderliğindeki diplomatik girişimleri anlattı. Bu çerçevede, Karadeniz'deki krizin sona erdirilmesi, insani yardımlar, tahıl koridorunun oluşturulması ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik yoğun diplomatik çabaların Türkiye tarafından yürütüldüğünü ifade etti.

Güler, Türkiye'nin bölgesel sahiplik ilkesine bağlı kalarak Karadeniz'deki dengeyi sağlayan ve bölge güvenliği açısından büyük önem arz eden Montrö Boğazlar Sözleşmesini dikkatle, sorumlu ve tarafsız bir biçimde uyguladığını ve uygulamaya devam edeceğini belirtti. Montrö Sözleşmesi kurallarına riayet eden tüm devletlere teşekkür ederek, bundan sonraki süreçte de aynı hassasiyeti beklediklerini ifade etti.

Savaşın yol açabileceği güvenlik risklerinden korunmanın, kıyıdaş müttefikler için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Güler başlayan savaşla birlikte Karadeniz'de sürüklenen mayınlardan kaynaklanan tehdide karşı Bulgar ve Romen müttefikleriyle birlikte ortak çabalarla bugüne kadar gelindiğini ifade etti. Romanya ve Bulgaristan'a götürülen teklif sonrasında stratejik bir vizyon belirlendiğini ve Karadeniz'de sürüklenen mayın tehdidine karşı bir Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturulması konusunda mutabık kalındığını açıkladı.

Teknik heyetlerin eylül ayında başladığı görüşmelerde önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Güler bu inisiyatifin hayata geçirilmesi için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü ve protokol yapılması konusunda ortak bir karar alındığını ifade etti. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'ın katılımıyla oluşturulan protokol, ülkeler arasında yakın işbirliğini artırarak dengeyi sağlamayı amaçlıyor.

Güler, imzalanan mutabakatın NATO Vilnius Zirvesi bildirisinde yer alan “Allied Regional Efforts- müttefiklerin bölgesel gayretleri” kapsamında yer alan bölgesel gayretlerin, önemini artırdığına inandığını belirtti. Mutabakata göre, NATO içerisinde deniz kuvvetlerini temsil eden bir komite oluşturulacak ve görev grubunun faaliyetleri, uygun şartlar oluştuğunda katılacak ülkelerin belirlenmesi ile kabul edilmesi konularında oy birliği ile karar alacak.

Güler kıyıdaş olmayan müttefiklerin de bu inisiyatife muhtemel katkı beklentilerini değerli bulduklarını ancak inisiyatifin sadece kıyıdaş müttefik ülke gemilerine açık olacağını, diğerlerinin ise şartlar oluştuğunda katkıda bulunabileceğini ifade etti.

Son olarak, imzalanan mutabakat muhtırası ile ortaya konulan işbirliğinin Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğine büyük katkılar sağlayacağını değerlendiren Güler, girişimin ülkeler arasındaki işbirliğini artıracağını ve tecrübe aktarımına imkan tanıyacağını belirtti. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'a silahlı kuvvetlerine hayırlı uğurlu olması dileklerinde bulunarak, Karadeniz ve bölge güvenliğine önemli katkılar sağlamasını temenni etti.

Bu mutabakat Karadeniz’e kıyısı olan 3 NATO ülkesinin kendi imkanları ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye başlamasından beri Karadeniz’de seyir emniyetini ciddi bir şekilde tehdit eden mayın tehlikesine karşı net aksiyon alması anlamına gelmektedir. Karadeniz’e kıyısı olmayan İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda gibi NATO üyesi ülkelerin savaş gemilerini Montrö Boğazlar Sözleşmesinin hükümlerine rağmen savaş sırasında Karadeniz’e sokmaya çalışmaların önüne bu şekilde geçilmiş oldu. 

karadeniz-mayin.jpeg

İmzalanan Mutabakat ile tesis edilecek olan Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubu herhangi bir ülkeye veya yapıya karşı ya da alternatif olarak teşkil edilmemekte olup sadece savunma amaçlıdır.
Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubunun yürütme organı olarak üç ülkenin Deniz Kuvvetleri Komutanlarının katılımı ile bir komite oluşturulması ve bu komitenin yılda en az iki defa toplanması kararlaştırılmıştır. 

Görev Grubunun komutasının altı aylık periyotlarla dönüşümlü olarak yürütülecektir. Görevi yürütecek birlik ve filo komutanlarının, komutayı devralacak ülkeden görevlendirilecektir. 

Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubu her altı ayda en az iki defa sefere çıkacak ve her sefer en az 15 günlük periyotlarda icra edilecektir. Görev Grubunun her seferine her ülke birer mayın karşı tedbirleri gemisi ile o dönem Görev Gurubuna komuta eden ülke bir komuta kontrol gemisini ile katılacaktır. 

Taraflar aralarında yıllık harekât planının, tatbikat, eğitim, liman ziyaretleri ve benzeri hususları da içerecek şekilde yıllık olarak belirlenmesi hususlarında da uzlaşmıştır.

Ocak ayı başında İngiltere’nin Ukrayna’ya devrettiği iki adet mayın karşı tedbir gemisinin Türk Boğazlarında geçişine izin verilmediğine dair haberler özellikle yabancı basın ve sosyal medyada çok yoğun bir şekilde dile getirilmiş ve Türkiye’nin mazlum Ukrayna’ya yardımdan kaçındığına dair Batı kamuoyunda bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Ancak bahsedilen iki adet gemi resmen Ukrayna Deniz Kuvvetleri katılmışlar, gemilere Ukrayna bayrağı çekilmiş ve Ukraynaca isimler verilmiştir. Bu yüzden artık Ukrayna’ya ait olan gemilerin Montrö Sözleşmesine göre Türk Boğazlarından geçmesi hukuken mümkün değildi. Zaten bu gerçek Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından kendisinin ocak ayında verdiği bir röportajda açık bir şekilde belirtilmiş ve kendilerinin Türkiye’den bu gemileri geçirmek için izin istemediklerini Montrö’ye göre bunu mümkün olmadığın bildiklerini ifade etmiştir.  

Romanya 2022 yılında İngiliz Kraliyet Donanması tarafından emekli edilen HMS Blyth ve HMS Pembroke isimli iki mayın avlama gemisini satın aldı. 

Sandown sınıfı olan bu gemiler 52.5 metre uzunluğunda, 485 ton ağırlığındadır ve yakıt ikmali yapmadan 2,500 deniz mili üzerinde bir menzile sahiptir.

Bu yeni mayın avcılarının gelmesiyle Romanya donanması ilk kez gerçek bir mayın avlama yeteneğine sahip olacaktır. Romanya Deniz Kuvvetlerindeki mevcut tüm mayın karşı tedbir gemileri, Varşova Paktı zamanından kalmadır ve sadece ve mekanik mayın temizleme ekipmanı ile donatılmıştır. 

İngiliz Kraliyet Donanması'ndan devralınan yeni iki mayın avcısı, denizaltı araştırması ve mayın arama için yüksek çözünürlüklü sonar ve SeaFox sistemi ile donatılmıştır. Ayrıca, mayınları etkisiz hale getirmek için kullanılan uzaktan kumandalı SeaFox sistemi de bulunmaktadır. İlk gemi olan ROS Teğmen Ion Ghiculescu (M-270) 18 Aralık 2023 günü İstanbul Boğazından kuzeye geçerek Romanya’ya ulaşmıştır. 

Bulgar Deniz Kuvvetleri'nin mayın karşı önlemler savaş kabiliyeti kuzey komşularından biraz daha iyidir. İlk modern mayın avcılarına, 2009'da Belçika Donanması'ndan Tripartitie sınıfı eski BNS Myosotis'i satın alarak kavuşmuşlardır. Buna ilaveten aynı sınıftan iki daha savaş gemisi 2020'de Hollanda'dan satın alındı. Bu gemilerde gövdeye monteli mayın avlama sonarları bulunmaktadır. Hollanda Deniz Kuvvetlerinden alınanlarda ilaveten değişken derinlik sonarlarıda mevcuttur. Ayrıca PAP-104 veya Atlas SeaFox uzaktan kumandalı mayın buluma ve imha sualtı araçlarını da taşıyabilirler. 

Bu üç mayın avlama gemilerine ilaveten Bulgar Deniz Kuvvetleri 1981 ve 1984 yıllarında SSCB'den transfer edilen üç Sonya sınıfı mayın tarama gemisi ve altı Olya sınıfı kıyı mayın tarama gemisine sahiptir. 

karadenizde-mayin.jpg

11 mayın avcısı ile, üç ülke tarafından oluşturulan mayın görev kuvvetinin çoğu yükünü Türk Deniz Kuvvetleri üstlenecek gibi görünüyor. Türkiye, 1997 yılında Fransa'dan 5 Engin sınıfı mayın karşı tedbirleri gemisi satın almıştır. Bu gemiler 50.9 metre uzunluğunda ve tam yükte 510 ton ağırlığındadır. Gövde monteli mayın tespit sonarlarına sahiptirler ve PAP Plus mayın buluma imha sualtı araçlarını da taşıyabilirler. Bu gemiler Türk Deniz Kuvvetlerine katılan ilk modern mayın karşı tedbir gemileri olmuşlardır. 

Türk Deniz Kuvvetleri'ndeki daha yeni nesil mayın karşı tedbir gemileri Aydın sınıfı savaş gemileridir ve bunlar Alman Tip 332'den türetilmiştir. Aydın sınıfı MCM gemileri 54.5 metre uzunluğunda ve 657 ton deplasmanlıdır. Tek değişken derinlik sonarı taşırlar ve 2 adet PAP 104 Mk5 uzaktan kumandalı mayın buluma ve imha sualtı araçlarını da taşıyabilirler. Bu gemiler de ayrıca ek olarak mekanik mayın tarama sistemleri de bulunmaktadır. 

Türkiye, Bulgaristan ve Romanya Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının başlangıcından bu yana kendi imkanları ile sürüklenen mayınları tespit etmeye ve etkisiz hale getirmeye çalışıyordu. Bu ülkeler imzalanan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı ile ellerindeki kaynakları ortak kullanarak Karadeniz’de ticari gemilerin ve sivil denizcilerin sürüklenen bir mayına çarpma endişesi olmadan seyir etmelerine destek olacaklar. 

Bu yazı toplam 731 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.