1. HABERLER

  2. DENİZ TİCARETİ

  3. Jeopolitik İstikrarsızlık Denizcilik Sektörünün En Büyük Riski Olmayı Sürdürüyor
Jeopolitik İstikrarsızlık Denizcilik Sektörünün En Büyük Riski Olmayı Sürdürüyor

Jeopolitik İstikrarsızlık Denizcilik Sektörünün En Büyük Riski Olmayı Sürdürüyor

Uluslararası Denizcilik Odası'nın (ICS) yayımladığı 2025-2026 Denizcilik Barometresi'ne göre, küresel denizcilik sektörü üst üste dördüncü kez en büyük iş riski olarak jeopolitik istikrarsızlığı görüyor.

A+A-

Sektör temsilcileri, siyasi gerilimlerin denizcilik faaliyetlerinde çok sayıda operasyonel sorunu tetiklediğine dikkat çekiyor.

185 denizcilik yöneticisinin katılımıyla hazırlanan ICS Denizcilik Barometresi 2025-2026 raporunda, jeopolitik istikrarsızlık siber saldırılar, bölgesel düzenlemeler, idari yükler ve ticaret engellerinin önünde yer alarak sektörün en önemli riski olarak öne çıktı.

Raporda jeopolitik istikrarsızlık, tek başına bir tehditten ziyade, düzenleyici parçalanma, siber güvenlik açıkları, uyum yükümlülükleri ve küresel ticaret akışlarındaki aksaklıklar gibi diğer riskleri artıran bir "risk çarpanı" olarak tanımlandı.

ICS Yönetim Kurulu Başkanı John Denholm, raporun önsözünde yaptığı değerlendirmede, "Bulgular son derece net. Jeopolitik istikrarsızlık, piyasa koşullarından operasyonel planlamaya kadar her alanı etkileyen belirleyici bir risk çarpanı haline geldi." ifadelerini kullandı.

Araştırmanın, 2026 yılının başlarında Orta Doğu'da yaşanan büyük çatışmanın başlamasından önce gerçekleştirildiği belirtilirken, 185 yanıtın yalnızca sekizinin çatışma sonrasında alındığı kaydedildi. Bu nedenle katılımcıların büyük bölümünün son gelişmeleri değerlendirmelerine dahil etmediği ifade edildi.

Rapora göre sektör yöneticileri, günümüz faaliyet ortamını giderek daha fazla birbirine bağlı risklerin şekillendirdiği bir yapı olarak değerlendiriyor. Ticaret kısıtlamalarının yük akışlarını değiştirdiği, düzenleyici farklılıkların operasyonları karmaşıklaştırdığı ve siyasi gerilimlerin artmasıyla siber tehditlerin daha ciddi hale geldiği vurgulanıyor. ICS, bu eğilimi "risklerin üst üste binmesi" olarak tanımlarken, geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarının etkinliğinin azaldığına işaret ediyor.

Siber güvenlik, sektördeki ikinci büyük risk olarak sıralanırken, şirketlerin bu alana önemli yatırımlar yapmasına rağmen tehditleri yönetme konusundaki güven seviyesinin düşük kaldığı belirtildi. Artan dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları, akıllı gemi teknolojileri ve bağlantılı lojistik sistemlerinin siber saldırı yüzeyini genişlettiği ifade edildi.

Bölgesel ve tek taraflı düzenlemeler ise üçüncü büyük risk olarak gösterildi. Katılımcılar, jeopolitik rekabetin düzenleyici parçalanmayı hızlandırdığını ve şirketlerin farklı emisyon kuralları, ticaret kısıtlamaları ve uyum gereklilikleri arasında faaliyet yürütmek zorunda kaldığını belirtti.

Sektörün karşı karşıya olduğu bir diğer önemli konu ise artan idari yükler oldu. Yaptırımlara uyum süreçleri, ticaret kısıtlamaları, emisyon raporlama zorunlulukları ve değişen gemiadamı sertifikasyon standartlarının işletmeciler açısından maliyet ve operasyonel karmaşıklığı artırdığı kaydedildi.

Raporda ayrıca denizcilik sektörünün ekonomik ve düzenleyici belirsizliklere rağmen karbonsuzlaşma hedeflerine yönelik pragmatik yaklaşımını sürdürdüğü belirtildi. Önümüzdeki on yıl için en uygulanabilir yakıt seçenekleri olarak LNG ve biyoyakıtlar öne çıkarken, bunları emisyon azaltım teknolojileriyle desteklenen ağır fuel-oil çözümleri takip etti. İşletmecilerin, henüz olgunlaşmamış alternatifler yerine mevcut altyapı ve tedarik zincirlerine sahip yakıt seçeneklerini tercih ettiği görüldü.

Düzenlemeler, iş operasyonlarını etkileyen en önemli unsur olarak değerlendirilirken, kamu finansmanı ve karbon fiyatlandırması gibi piyasa bazlı mekanizmalar da enerji dönüşümünün kritik unsurları arasında gösterildi. Ancak katılımcılar, kamu destek programlarının sürekliliği ve erişilebilirliği konusunda düşük güven duyduklarını ifade etti.

Ankette ayrıca Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) Net Sıfır Çerçevesi müzakerelerindeki gecikmelerin etkileri de incelendi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 58'i karbonsuzlaşma planlarında herhangi bir değişiklik yapmadığını belirtirken, bazı şirketlerin daha fazla düzenleyici netlik bekleyerek projelerini durdurduğu, değiştirdiği veya iptal ettiği bildirildi.

ICS, sonuç olarak denizcilik şirketlerinin giderek daha parçalı ve dalgalı hale gelen küresel ortamda agresif dönüşüm stratejileri yerine dayanıklılık ve operasyonel sürekliliğe öncelik verdiğini vurguladı.

Raporda, "İlerleme artık giderek daha fazla belirsizliklerin yönetilmesi, rekabet halindeki baskıların dengelenmesi ve dönüşümün hem operasyonel açıdan uygulanabilir hem de ticari açıdan sürdürülebilir olmasının sağlanmasıyla tanımlanıyor." değerlendirmesine yer verildi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.