1. HABERLER

  2. BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ

  3. Balıkçılığı Bekleyen Üç Büyük Tehlike
Balıkçılığı Bekleyen Üç Büyük Tehlike

Balıkçılığı Bekleyen Üç Büyük Tehlike

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) habitat tahribatı, kirlilik ve iklim değişikliğinin dünya balıkçılığı için en baskın tehditler haline geldiğini bildirdi.

A+A-

FAO'nun "Dünya Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliğinin Durumu 2026" raporundan derlenen bilgilere göre, biyolojik olarak sürdürülebilir seviyelerde sınıflandırılan balık stokları, 2021'de yüzde 64,5 iken 2023'te yüzde 62,4'e geriledi.

Sürdürülebilir seviyelerde sınıflandırılan balık stokları azalırken, su canlılarının küresel üretimi 2024'te 195 milyon tonla rekor seviyeye ulaştı. Su ürünleri yetiştiriciliği de ilk kez 100 milyon ton eşiğini aşarak 103 milyon tona çıktı ve 92 milyon tonda kalan avcılığı geride bırakarak başlıca üretim kaynağı oldu.

Aynı yıl kişi başına yaklaşık 21,3 kilogram su ürünü tüketime sunuldu ve bu gıdalar küresel hayvansal protein arzının yüzde 15'ini karşıladı.

Üretimdeki artışa rağmen, iklim değişikliği, kirlilik ve ekosistem bozulmaları su sağlığını tehdit ediyor.

Tehditler havza havza haritalandı
Tatlı su balıkçılığı açısından kritik 529 havzanın 284'ünde habitat tahribatı, 144'ünde kirlilik, 74'ünde iklim değişikliği baskın tehdit olarak öne çıktı.

Tatlı su balıkçılığının, dünya yüzeyinin yüzde 2'sinden azını kaplamasına rağmen bilinen balık türlerinin yaklaşık yüzde 40'ına ev sahipliği yapıyor ve küresel avcılık üretiminin yaklaşık yüzde 13'ünü sağlıyor. Bu sistemler düşük gelirli ülkelerde önemli bir gıda güvenliği ağı işlevi görüyor.

Tatlı su balıkçılığında en yaygın tehdit habitat tahribatı
Habitat tahribatı dünya genelinde tatlı su balıkçılığına yönelik en yaygın tehdit olarak öne çıkıyor. Ormansızlaşma ve buna bağlı nehirlerin barajlarla parçalanması, sulak alanların kurutulması ve aşırı su çekimini ise habitat tahribatının başlıca etkenleri arasında bulunuyor.

Dünyanın en üretken tatlı su balıkçılığının yapıldığı Mekong Nehri Havzası'nda barajların göç yollarını keserek besin yüklü sedimenti tuttuğu tespit edildi. Modelleme çalışmaları göçmen balık biyokütlesinde ciddi kayıplar öngörüyor.

Afrika'nın Büyük Gölleri'nde havza ormansızlaşması ve kıyı kaybı, bazı topluluklarda bölgesel hayvansal proteinin yüzde 60'ından fazlasını sağlayan balıkçılığı tehdit ediyor.

Meksika'da tatlı su balık türlerinin yüzde 40'ı, başlıca aşırı su çekimi ve hidroelektrik altyapısı nedeniyle tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Kirlilik sanayileşmiş havzalarda yoğunlaşıyor
Öte yandan, kirlilik tehdidi özellikle Avrupa ve Asya'nın sanayileşmiş, yoğun nüfuslu havzalarında daha çok görülüyor. Kirliliğin başta gelen konuları arasında tarımsal atık suların tatlı sulara girmesi ve kentsel atık suların arıtımının yetersiz kalması yer alıyor.

Doğu Hindistan'ın taşkın ovası sulak alanlarında besin zenginleşmesi suları ötrofikasyona (suda aşırı yosun ve bitki oluşumuna yol açan kirlenme durumu) sürüklerken, balık çeşitliliği ve avı olumsuz etkiliyor.

İklim değişikliği balıkların yerini değiştiriyor
İklim değişikliği etkileri ağırlıklı olarak yüksek enlem bölgelerinde ve bazı tropik göl sistemlerinde daha çok görülüyor.

Yılda 200 bin tona varan balık üretimiyle dünyanın biyoçeşitlilik açısından en zengin tatlı su ekosistemlerinden biri olan Tanganyika Gölü'nde paleoekolojik kayıtlar, iklim ısınmasının su sütunu tabakalaşmasını yoğunlaştırdığını ve alg üretimini bastırdığını gösteriyor.

Ayrıca, yüksek emisyon senaryosunda deniz balığı biyokütlesi 1950-2014 dönemine kıyasla 2050'ye kadar yüzde 10'dan fazla, 2100'e kadar yüzde 30-40 azalabilir. En sert kayıpların tropik sularda ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri’nde (SIDS) yaşanacağı öngörülüyor. Türlerin termal koşulları izleyerek kutuplara doğru kaydığı gözleniyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.