Avrupa, denizcilik güvenliği ve yaptırımların uygulanmasında yeni bir aşamaya geçiyor. Aralarında Baltık ve Kuzey Denizi kıyıdaşlarının da bulunduğu 14 Avrupa ülkesi, uluslararası seyrüsefer güvenliği standartlarına ve denizcilik hukukuna sıkı uyum çağrısı yapan nadir bir ortak uyarı yayımladı. Koordineli hamle, Rusya’nın “gizli tanker filosu”nun faaliyet alanını daraltmayı ve Avrupa sularında artan uydu navigasyon parazitleriyle mücadeleyi hedefliyor.
Belçika, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Polonya, İsveç, Birleşik Krallık ve İzlanda tarafından imzalanan resmi mektup; bayrak ve liman devletleri, denizcilik otoriteleri, klas kuruluşları, armatörler ve denizcilere hitaben kaleme alındı. Metin, özellikle Baltık Denizi’nde yoğunlaşan GNSS (küresel uydu navigasyon sistemi) parazitlerine dikkat çekiyor.
Navigasyon Güvenliği Alarmı
Mektupta, modern deniz taşımacılığının uydu tabanlı navigasyonun güvenilirliğine dayandığı vurgulanarak, artan aksaklıkların doğrudan ve acil bir deniz güvenliği tehdidi oluşturduğu belirtildi. “Avrupa sularında, özellikle Baltık Denizi bölgesinde artan GNSS parazitleri nedeniyle yeni güvenlik durumlarıyla karşı karşıyayız. Rusya Federasyonu kaynaklı bu bozulmalar uluslararası denizciliği tehlikeye atıyor; tüm gemiler risk altında,” ifadelerine yer verildi.
Ülkeler, uydu navigasyonunun yalnızca teknik bir kolaylık değil; gemi konumlandırma, çarpışma önleme ve zaman senkronizasyonu açısından küresel denizcilik tehlike ve güvenlik sisteminin temel bir unsuru olduğunun altını çizdi. Otomatik Tanımlama Sistemi’nin (AIS) manipülasyonuna da dikkat çekilerek, AIS verilerinin sahtekârlıkla değiştirilmesinin kaza riskini artırdığı ve arama-kurtarma faaliyetlerini ciddi biçimde zorlaştırdığı uyarısı yapıldı.
13 Maddelik Sıkı Uyumluluk
Yönerge; Baltık ve Kuzey Denizleri’nde faaliyet gösteren gemiler için bayrak devleti belgelerine tam bağlılık, AIS ve LRIT sistemlerinin sürekli çalışır halde tutulması, IMO gemi rotalama şemalarına uyum ve zorunlu raporlama dâhil 13 maddelik bir uyumluluk çerçevesi öngörüyor.
En kritik hükümlerden biri, birden fazla ya da belirsiz bayrak altında seyreden gemilerin “vatansız gemi” sayılabileceği uyarısı. Bu yaklaşım, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 92. maddesine dayanarak daha agresif denetim, alıkoyma ve el koyma süreçlerinin önünü açıyor. Ayrıca gemiden gemiye (STS) transferlerde ön bildirim zorunluluğu getirilmesi, kargo menşeini gizlemeye yönelik gizli filo uygulamalarına önemli bir baskı noktası oluşturuyor.
Sahada İlk Adımlar
22 Ocak’ta Fransız donanması, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 110. maddesi kapsamında sahte bayrak şüphesiyle Akdeniz’de Rus petrol tankeri MT Grinch’e el koydu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu adımı Ukrayna’daki savaşla ilişkilendirerek, “Gölge filonun faaliyetleri Ukrayna’ya karşı yürütülen saldırgan savaşın finansmanına katkı sağlıyor,” dedi.
Birleşik Krallık adına imza, Parlamento Havacılık, Denizcilik ve Karbonsuzlaştırma Müsteşarı Keir Mather MP tarafından atıldı.
Transatlantik Eşgüdüm
Avrupa’nın hamlesi, ABD’nin son dönemdeki yaptırım uygulamalarıyla örtüşüyor. Fransa’nın Grinch’e el koymasından iki gün önce, ABD güçleri Güney Mızrağı Operasyonu kapsamında Karayipler’de yaptırım listesinde yer alan Sagitta adlı tankere el koymuştu. Gemi, Rus ham petrolünü G7’nin varil başına 60 dolarlık fiyat tavanının üzerinde taşıdığı gerekçesiyle kara listeye alınmıştı.
Almanya ise sahte kimlik şüphesi ve belge eksikliklerini gerekçe göstererek Tavian tankerinin Baltık Denizi’ne girişini engelledi; gemi federal polis incelemesinin ardından Norveç Denizi’ne geri dönmek zorunda kaldı. Öte yandan AB’nin Aralık ayında açıkladığı yaptırım paketiyle, Avrupa limanlarına ve hizmetlerine erişimi yasaklanan gemi sayısı yaklaşık 600’e ulaştı.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, Fransa’nın Grinch’e el koymasını memnuniyetle karşıladığını belirterek bunun “Rus petrolünün savaş finansmanında kullanılmasını engellemek için gereken kararlılığın örneği” olduğunu söyledi.
Yeni Dönem
Brüksel, Washington ve müttefik başkentlerden gelen mesaj net: yaptırımların uygulanması evrak üzerinden değil, sahada ve fiziksel müdahalelerle yürütülecek. Bu yaklaşım, Rusya’nın küresel ölçekte faaliyet gösteren gizli tanker filosu için risk hesaplamasını kökten değiştiriyor. Avrupa denizlerinde denetimin çıtası yükselirken, önümüzdeki dönemde alıkoyma ve el koyma vakalarının artması bekleniyor.