
KOSDER'den Karadeniz İçin Acil Eylem Planı Çağrısı
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER), Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son...
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER), Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son dönemde artan saldırıların yalnızca denizcilik sektörünü değil, Türkiye'nin ekonomik güvenliğini ve insan hayatını doğrudan etkileyen kritik bir sorun haline geldiğini belirterek, devlet kurumları, sektör temsilcileri ve uluslararası kuruluşların ortak hareket edeceği acil bir eylem planının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
KOSDER tarafından düzenlenen çevrim içi değerlendirme toplantısında, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz Havzası'nda yarattığı güvenlik riskleri ve son haftalarda ticari gemilere yönelik artan saldırılar tüm yönleriyle ele alındı. KOSDER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hılkın'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıya Denizcilik Eski Müsteşarı Suat Hayri Aka, Türk P&I Sigorta CEO'su Ufuk Teker ile hukukçular Selçuk Sencer Esenyel ve Hakan Tüfekçi katıldı. Toplantının ardından hazırlanan değerlendirme raporunda, sektörün karşı karşıya bulunduğu riskler analiz edilirken çözüm önerileri de kamuoyuyla paylaşıldı.
Raporda, Karadeniz'de tarafsız sivil ticaret gemilerinin dronlar, füzeler ve çeşitli mühimmatlarla hedef alınmasının artık yalnızca ticareti değil, doğrudan gemi insanlarının yaşamını tehdit ettiği vurgulandı. Özellikle bölge ticaretinin önemli bölümünü üstlenen Türk koster filosunun ciddi güvenlik riski altında bulunduğuna dikkat çekilirken, ticari gemilerin yaşam mahallerinin dahi hedef alınmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. Bu nedenle sorunun yalnızca armatörlerin ticari meselesi olarak değerlendirilemeyeceği, insan hayatının korunmasının her türlü ekonomik kaygının önünde tutulması gerektiği belirtildi.
Toplantıda, Karadeniz ticaretinin tamamen durdurulmasının Türkiye açısından ciddi ekonomik ve stratejik sonuçlar doğuracağı görüşü öne çıkarken, çözümün "gemiler bölgeye gitsin mi, gitmesin mi?" tartışmasına indirgenmemesi gerektiği ifade edildi. Can güvenliğinden sigortaya, hukuktan diplomasiye, navlun piyasalarından devlet desteklerine kadar tüm başlıkların birlikte ele alınacağı kapsamlı bir yol haritası hazırlanmasının zorunlu olduğu kaydedildi.
Can güvenliği, hukuk ve sigorta birlikte ele alınmalı
Raporda, ticari gemilerin doğrudan çatışmaların hedefi haline gelmesinin ardından saldırıların hukuki boyutu ile sigorta süreçlerinin de büyük önem kazandığı belirtildi. Saldırıyı gerçekleştiren tarafın belirlenmesi, uluslararası hukuk çerçevesinde sorumlulukların tespiti ve tazmin süreçlerinin işletilmesinde önemli belirsizlikler bulunduğu ifade edilirken, her saldırının güçlü delillerle desteklenen ayrıntılı hukuki dosyalara dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca KOSDER üyeleri arasında saldırıya uğrayan gemi ve işletmelerin kayıt altına alınacağı ortak bir veri tabanı oluşturulmasının planlandığı bildirildi.
Savaş riski sigortalarının da sefer öncesinde ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, P&I, gövde-makine ve savaş risk sigortalarının kapsamlarının dikkatle incelenmesi, gerekli bildirimlerin zamanında yapılması ve teminat şartlarının net biçimde ortaya konulması gerektiği ifade edildi. KOSDER, gemi adamlarının güvenliğini esas alan tedbirlerin artırılması, saldırı ve hasarların standart şekilde kayıt altına alınması, savaş sigortalarının etkin yönetilmesi ve ticari gemiler için güvenli deniz koridorlarının oluşturulmasına yönelik uluslararası girişimlerin hızlandırılması çağrısında bulundu. Gerekirse tahıl koridoruna benzer güvenli güzergâh alternatiflerinin oluşturulmasının da değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Gemi insanlarının güvenliği öncelik olmalı
Toplantıda savaş riski altındaki bölgelerde görev yapan gemi insanlarının güvenliği ayrı bir başlık olarak ele alındı. Raporda, insan hayatının gemiden, yükten ve navlundan önce geldiği vurgulanırken, yüksek riskli bölgelere yapılacak seferlerde kaptanların karar alma süreçleri, personelin çekinceleri ve armatörlerin sorumluluklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Güvenlik kararlarının gemi insanlarının da sürece aktif katılımıyla alınmasının önemine dikkat çekildi.
KOSDER, kaptan ve gemi adamlarının güvenlik konusundaki yetki ve sorumluluklarının netleştirilmesini, sefere katılmama durumunda personelin haklarının korunmasını ve armatörler ile kamu kurumları arasında ortak uygulama prosedürlerinin geliştirilmesini önerdi. Raporda, ticari faaliyetlerin sürdürülmesi ile insan hayatı arasında tercih yapılmaması, her koşulda insan hayatını önceleyen güvenli çalışma düzeninin oluşturulması gerektiği vurgulandı.
Devletin daha etkin rol üstlenmesi istendi
Raporda, Karadeniz'de yaşanan gelişmelerin artık tek tek armatörlerin çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığı belirtilerek devletin daha aktif rol üstlenmesi gerektiği ifade edildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı'nın koordinasyon içerisinde hareket ederek konuyu başta IMO olmak üzere uluslararası platformlarda güçlü şekilde gündemde tutmasının önemine dikkat çekildi.
Sektörel birlikteliğin güçlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, İMEAK Deniz Ticaret Odası öncülüğünde KOSDER, Türk Armatörler Birliği ve diğer sektör kuruluşlarının ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Kamu kurumları ile sektör arasında sürekli çalışan bir koordinasyon mekanizması kurulması, saldırılar sonucu oluşan can kayıpları ile ekonomik zararların ortak bir sistemde kayıt altına alınması ve uluslararası platformlarda ortak diplomatik girişimlerin yürütülmesi önerildi. Ayrıca Türk bayraklı gemilere sağlanan bazı ayrıcalıkların Türk sahipli gemilere de tanınması yönünde girişimlerde bulunulması gerektiği ifade edildi.
Türk koster filosu için ekonomik destek mekanizmaları önerildi
Raporda güvenlik risklerinin navlun piyasasında ciddi belirsizlik yarattığına dikkat çekildi. Navlun gelirlerinin gemilerin işletme maliyetlerini dahi karşılayamayacak seviyelere gerilemesinin sektör açısından sürdürülemez olduğu belirtilirken, Türk koster filosunun uzun vadede ayakta kalmasının da risk altına girdiği ifade edildi. Bu durumun yalnızca denizcilik sektörünü değil, Türkiye'nin ithalat ve ihracatını, tarım ve hayvancılığı, yem ve gübre tedarik zincirini de doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuldu.
KOSDER, Türk koster filosunun korunmasına yönelik ekonomik tedbirlerin değerlendirilmesini, navlun piyasasının sürdürülebilirliğini sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını ve krizin uzaması halinde laid-up uygulamaları ile finansal destek modellerinin önceden hazırlanmasını önerdi. Raporda, temel hedefin yalnızca bugünkü operasyonları sürdürmek değil, kriz sonrasında da Türk denizcilik filosunun ayakta kalmasını sağlamak olduğu vurgulandı.
"Ortak strateji gecikmeden oluşturulmalı"
KOSDER, Karadeniz'de yaşanan gelişmelerin insan hayatı, deniz güvenliği, hukuk, sigorta, ticaret, lojistik, çevre ve Türkiye'nin ekonomik güvenliğini aynı anda ilgilendiren çok boyutlu bir meseleye dönüştüğünü belirtti. Bu nedenle çözümün tek bir kurumdan beklenmemesi, tüm kamu kurumları, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak bir strateji ve acil eylem planı etrafında hareket etmesi gerektiği ifade edildi.
Raporda öncelikli olarak; güvenli deniz trafiğinin sağlanması için uluslararası girişimlerin artırılması, farklı yük gruplarını kapsayan güvenli deniz koridorlarının oluşturulması, Türk bayraklı ve Türk işletmesindeki gemilere yönelik saldırılar karşısında daha güçlü uluslararası tepkilerin verilmesi, yaşanan tüm olay ve ekonomik kayıpların ortak sistemde kayıt altına alınması ile sektör ve kamu kurumları arasında sürekli çalışan koordinasyon yapısının kurulması çağrısı yapıldı.
Raporda sonuç bölümünde ise, sektörün önündeki temel meselenin ticareti ne pahasına olursa olsun sürdürmek ya da tamamen durdurmak arasında bir tercih yapmak olmadığı belirtildi. Asıl hedefin; insan hayatını koruyan, stratejik yüklerin güvenli şekilde taşınmasını sağlayan, Türk denizcilik sektörünü ayakta tutarken Türkiye'nin lojistik gücünü de koruyan sürdürülebilir bir ticaret ortamı oluşturmak olduğu ifade edildi. KOSDER, Karadeniz'de yaşanan gelişmeler karşısında sektör ile devletin aynı masada buluşacağı ortak bir acil eylem planının gecikmeden hayata geçirilmesi çağrısını yineledi.













HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.