Kabotaj Kanunu'nun 100. yılı dolayısıyla düzenlenen "Denizcilik Duayenlerine Saygı" oturumunda konuşan denizcilik sektörünün duayen isimlerinden Halim Mete, Türk denizciliğinin bir asırlık gelişimini kendi aile hikâyeleri üzerinden anlattı. Denizciliğin fedakârlıklarla bugünlere geldiğini vurgulayan Mete, sektör temsilcilerine birlik ve dayanışma çağrısında bulunarak, "Seçimler gelip geçecektir. Ama dostluklar kalıcıdır. Dostluklarımızı seçimlere kurban etmeyelim." dedi.
Kabotaj Kanunu'nun 100. yılı kapsamında düzenlenen 5. Türkiye Denizcilik Zirvesi'nde gerçekleştirilen "Denizcilik Duayenlerine Saygı" oturumunda konuşan denizcilik sektörünün duayen isimlerinden Halim Mete, konuşmasına salondaki katılımcıları selamlayarak başladı.
Hazırladığı notları kullanmadan, doğaçlama konuşacağını belirten Mete, sözlerine Kabotaj Kanunu'nun 100. yılını kutlayarak başladı ve "Peki bu 100 yıla nasıl geldik?" sorusuyla Türk denizciliğinin geçmişine uzanan kişisel anılarını paylaştı.
Doğu Karadeniz'in Rize iline bağlı bir balıkçı kasabasından geldiğini anlatan Mete, bölgedeki denizcilik kültürünün nesilden nesile aktarıldığını söyledi. O dönemin armatörlerinin yalnızca gemi sahibi olmadığını, aynı zamanda kaptan ve tüccar olarak da faaliyet gösterdiklerini belirten Mete, ahşap yelkenli gemilerle yürütülen ticareti anlattı.
Samsun'dan mısır yükleyerek Rus limanlarına gittiklerini, dönüşte ise kaz yağı getirip Doğu Karadeniz limanlarında sattıklarını ifade eden Mete, "Yani hem armatördüler, hem kaptandılar hem de tüccardılar." sözleriyle o dönemin denizcilik anlayışını özetledi.
Denizciliğin fedakârlıklarla yazılan geçmişi
Ahşap gemilerle yapılan seferlerin büyük risk taşıdığına dikkat çeken Mete, ailesinden örnekler vererek denizciliğin geçmişte ağır bedeller ödediğini anlattı.
Babaannesinin babası ile iki kardeşinin İstanbul Boğazı girişinde fırtınaya yakalanarak hayatını kaybettiğini anlatan Mete, çocukların kurtulduğunu ancak babalarının belindeki altınlar nedeniyle suya gömülerek boğulduğunu, onu kurtarmaya çalışanların da aynı şekilde yaşamını yitirdiğini söyledi.
Ailesinde denizde kaybolan başka isimlerin de bulunduğunu belirten Mete, anne tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kaptan ehliyetini alan isimlerden Rıdvan Kaptan, Hantal Rıdvan Kaptan ve Hantal Mahmut Kaptan gibi birçok denizcinin yetiştiğini ifade ederek, bu isimlerin Türk denizciliğine önemli katkılar sunduğunu dile getirdi.
"Kabotaj Kanunu Türk milletine çok önemli bir hak kazandırdı"
Konuşmasının devamında Kabotaj Kanunu'nun önemine değinen Mete, kanunla birlikte Türk karasularında ticaret yapma hakkının Türk milletine verildiğini belirterek bunun tarihi bir kazanım olduğunu söyledi.
Zaman zaman bazı gemilerin yurt dışından getirilmesi yönünde talepler dile getirildiğini hatırlatan Mete, buna tamamen karşı olmadığını ancak bu konuda ihtiyaç ve kamu yararının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
"Ben hiçbir zaman izin verilmesin demiyorum. Ama gerçekten ihtiyaç varsa, idaremiz gerekli gördüğü ölçüde izin vermelidir. Bunun daha doğru olacağını düşünüyorum." ifadelerini kullanan Mete, bugün Türkiye'nin güçlü armatörlük şirketlerine, tersanelere, limanlara ve gelişmiş bir deniz turizmine sahip olduğunu belirterek, Türk denizciliğinin ulaştığı seviyenin daha da ileri taşınması gerektiğini söyledi.
Temel Kaptan hikâyesiyle salonda tebessüm oluşturdu
Konuşmasının ilerleyen bölümünde geçmiş kuşakların yaşadıklarını hikâyelerle anlattığını belirten Mete, "Temel Kaptan" hikâyesini katılımcılarla paylaştı.
Her gün kasasını açıp içindeki bir kâğıdı okuyan Temel Kaptan'ın vefatının ardından gemicilerin kasayı açtığını anlatan Mete, kâğıtta sadece "Dikkat Temel Kaptan; sancak sağ taraftır, iskele sol taraftır."
yazdığını söyleyerek salonda tebessüm oluşturdu.
Bu hikâyeyi eski dönem kaptanlarını anlatmak amacıyla paylaştığını ifade eden Mete, denizcilik okullarından mezun olan genç kaptanların yanlış anlamaması gerektiğini de sözlerine ekledi.
"Biz küçük bir aileyiz"
Denizcilik sektöründe zaman zaman yüksek sesle konuşulduğunu, dışarıdan bakıldığında bunun kavga gibi algılanabildiğini belirten Mete, bunun mesleğin doğasından kaynaklandığını söyledi.
"Biz denizciler zaman zaman yüksek sesle konuşuruz. Dışarıdan bakılınca kavga ediyor gibi görünürüz. Ama aslında küçük bir aileyiz. Birbirimize daha çok sahip çıkmalı, daha fazla dayanışma içinde olmalıyız." diyen Mete, sektörün birlik ruhunu koruması gerektiğini vurguladı.
"Dostluklarımızı seçimlere kurban etmeyelim"
Konuşmasının sonunda yaklaşan sektör seçimlerine de değinen Mete, bugüne kadar yaptığı tüm konuşmalarda dostluğun seçimlerden daha değerli olduğunu söylediğini belirtti.
"Seçimler gelir geçer ama dostluklar kalır." sözünü her zaman dile getirdiğini ifade eden Mete, zaman zaman kendisinin de bu konuda eksik kaldığını, dostlarının da aynı durumları yaşadığını belirterek, önümüzdeki seçim sürecinde herkesin daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi.
Mete konuşmasını, "Önümüzde yine seçimler var. Lütfen öyle davranalım ki seçimler geçip gittiğinde dostluklarımız zarar görmesin. Seçimler gelip geçecektir. Ama dostluklar kalıcıdır. Dostluklarımızı seçimlere kurban etmeyelim." sözleriyle tamamladı.