
Orta Doğu İçin Çevresel Risk Uyarısı
İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu (STK) Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS), ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasının ardından tüm Orta Doğu için çevresel risk uyarısı yaptı.
Çatışmaların çevreye etkilerini inceleyen CEOBS, 10 Mart itibarıyla İran, Irak, İsrail, Kuveyt, Ürdün, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Azerbaycan'a yönelik saldırıların çevresel etkilerini ele alan raporunu açıkladı.
"Destansı Öfke Operasyonu: İran ve bölgede ortaya çıkan çevresel zararlar ve riskler" başlıklı raporda 300 saldırının incelendiği, bunlardan 232'sinin çevresel risk oluşturduğu belirtildi.
İncelenen saldırıların 123'ünün askeri hedeflere yönelik olduğu ancak farklı atık profiline sahip lastik deposu, petrol rafinerisi, hastane gibi noktaların da vurulduğu aktarılan raporda, çatışma devam ettikçe çifte kullanım amacı olan sivil noktaların hedef alınmaya devam edileceği vurgulandı.
ABD ve İsrail saldırılarının başlangıçta askeri tesis, araç ve depoları hedef aldığı hatırlatılan raporda, İran'ın da buna karşılık bölgedeki bazı ülkelerde yer alan ABD üslerini hedef aldığına işaret edildi.
İsrail'in ayrıca Lübnan'a da saldırdığına değinilen raporda, "İran'da hasar gören füze tesisleri özellikle endişe verici. İran hem katı hem de sıvı yakıtlı balistik füzeler kullanıyor. SCUD tipi sistemlerde kullanılan kırmızı dumanlı nitrik asit gibi bazı sıvı yakıtlar son derece zehirli olup çatışma ortamlarında ciddi yönetim ve imha sorunlarına yol açıyor." ifadesi kullanıldı.
Uydu görüntülerinde de vurulan İran füze tesislerinin üzerindeki dumanların belirgin şekilde görüldüğü kaydedilen raporda, konvansiyonel silah depolarının hedef alınmasıyla ağır metaller, yakıtlar, patlayıcı maddelerin çevreye yayıldığı ve zarar verdiğinin altı çizildi.
Buralarda çıkan yangınların da zehirli partikülleri havaya yaydığına dikkati çekilen raporda, Tahran'ın coğrafi yapısının zehirli havanın kent üstüne çökmesine katkı sağladığı belirtildi.
Batırılan gemilerin deniz ekosistemine zarar verdiği vurgulanan raporda, "Denizlerdeki saldırılar ciddi bir yakıt sızıntısı riski taşıyor. Özellikle de çatışma ortamında bunlara müdahale sınırlı oluyor. Şu ana kadar 12 ticari geminin batırıldığını biliyoruz. Saldırılar arttıkça çevreye daha fazla zarar verme riski de artıyor." ifadesine yer verildi.
Tüm Orta Doğu için çevresel risk uyarısı yapılan raporda, petrol rafinerilerinin ve depolarının hedef alınmasıyla gökyüzünde siyah bulutlar ve zehirli yağışlar görüldüğü hatırlatıldı.
Nükleer tesislere yapılacak olası saldırılarla insan sağlığı ve çevre açısından durumun daha da riskli hale geleceği uyarısında bulunulan raporda, vurulan tuzlu su arıtma tesislerinden kimyasalların Körfez sularına karıştığı aktarıldı.
Raporda çatışma ortamında çevresel risk ölçümü, risk giderme ve temizlik çalışmalarının tam kapasiteyle gerçekleştirilemediğinin de altı çizildi.














HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.