
Etanol, Denizcilikte Emisyonları Azaltmak İçin Alternatif Yakıt Olabilir
Mærsk Mc-Kinney Møller Sıfır Karbonlu Denizcilik Merkezi’nin araştırmasına göre etanol, metanol kullanabilen gemiler için uygulanabilir bir alternatif yakıt olabilir.
Geleneksel dizel motorlu gemilerde de kullanım potansiyeli bulunan yakıtın yaygınlaşması ise güvenlik, depolama ve maliyet sorunlarının aşılmasına bağlı.
Denizcilik sektöründe karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik alternatif yakıt arayışları sürerken etanol, mevcut gemi motorlarına uyarlanabilme potansiyeliyle öne çıkıyor. Mærsk Mc-Kinney Møller Sıfır Karbonlu Denizcilik Merkezi tarafından hazırlanan yeni bir araştırma, etanolün hem metanol uyumlu motorlarda hem de bazı geleneksel dizel motorlu gemilerde kullanılabilme olanaklarını inceliyor.
9 Ekim 2026 tarihli habere göre, NORDEN, TotalEnergies ve Amerikan Denizcilik Bürosu (ABS) gibi kuruluşlarla yürütülen çalışma, etanolün deniz yakıtı olarak teknik uygulanabilirliğini, gerekli motor değişikliklerini ve ekonomik koşullarını değerlendiriyor.
Etanolün en önemli avantajlarından biri, özellikle ABD ve Brezilya'da hâlihazırda kurulmuş üretim ve dağıtım altyapısına sahip olması. Bu durum, henüz geniş ölçekli tedarik zincirleri oluşturulması gereken alternatif yakıtlara kıyasla etanolü avantajlı bir konuma taşıyor.
Metanol motorlarında etanol kullanımı mümkün
Araştırmaya göre etanol, metanol kullanmak üzere tasarlanmış gemi motorlarıyla yüksek düzeyde teknik uyumluluk gösteriyor. Yakıt enjeksiyon zamanlaması ve motor kontrol sistemlerinde yapılacak ayarlamalarla bu motorların etanolle çalıştırılması mümkün olabiliyor.
Etanolün metanole kıyasla daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip olması da önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Bu özellik, aynı menzile ulaşmak için gereken yakıt depolama kapasitesinin azaltılmasına imkân tanıyabilir.
Raporda, bu uygulamadaki temel sorunların büyük ölçüde motor optimizasyonu, teknik doğrulama ve sertifikasyon süreçleriyle ilgili olduğu belirtiliyor.
Maersk'in metanol yakıtlı konteyner gemisi Laura Maersk üzerinde 2025'ten bu yana etanol testleri yürüttüğü, başlangıçta yüzde 10'luk karışımlarla yapılan denemelerin daha yüksek konsantrasyonlara taşındığı aktarılıyor. Şirket, Haziran 2026'da yüzde 100 etanolle gerçekleştirilen testlerin başarılı olduğunu bildirdi.
Maersk ayrıca Houston'da 9.016 TEU kapasiteli Tangier Maersk gemisine ticari etanol ikmali gerçekleştirdi. Şirket, bu operasyonu ABD'de açık denizde bir konteyner gemisine yapılan ilk ticari gemiden gemiye etanol ikmali olarak tanımladı.
Motor üreticileri de bu alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Everllence, WinGD, Wärtsilä ve HD Hyundai etanol kullanımına yönelik motor testlerinde ilerleme kaydederken Caterpillar, Temmuz 2026'da bazı MaK motorlarının metanol veya etanolle çalışmasını sağlayacak dönüşüm kitlerini duyurdu.
Dizel motorlu gemilerde güvenlik ve depolama sorunları
Etanolün metanol uyumlu motorlarda kullanılabilmesine ilişkin sonuçlar olumlu olsa da geleneksel dizel motorlu gemilere uyarlanması daha karmaşık bir süreç gerektiriyor.
Araştırmacılar bu ihtimali değerlendirmek amacıyla etanol ile deniz gaz yağının karıştırıldığı yakıtları test etti. Deneylerde yakıt kararlılığı, yanma özellikleri ve güvenlik koşulları incelendi.
Testler iki temel sorun ortaya koydu.
İlk sorun, yakıtın parlama noktasıyla ilgili. Yalnızca yüzde 10 etanol içeren bir karışımın parlama noktası yaklaşık 13,5 santigrat derece olarak ölçüldü. Bu değer, SOLAS kapsamında geleneksel deniz yakıtları için genel olarak uygulanan 60 santigrat derecelik asgari değerin oldukça altında kalıyor.
Araştırmacıların biyodizel ve başka bir katkı maddesi kullanarak parlama noktasını yükseltme girişimleri ise laboratuvar testlerinde başarılı olmadı.
İkinci sorun, yakıt karışımının depolama sırasında ayrışması. Test edilen üç etanol-dizel karışımının tamamı, 10 santigrat derecede bir hafta bekletildikten sonra ayrıştı. Bu durum, yakıtın gemilerde uzun süre depolanması ve güvenilir biçimde kullanılması açısından soru işaretleri oluşturdu.
Raporda olası çözümlerden biri olarak, etanol ile dizelin depolama tankında uzun süre bir arada tutulması yerine motor besleme sistemine girmeden hemen önce karıştırılmasını sağlayan gemi içi sistemler öneriliyor.
Bununla birlikte, düşük parlama noktasından kaynaklanan risklerin giderilmesi için ek güvenlik ekipmanları ve yakıt sistemlerinde teknik değişiklikler yapılması gerekecek.
Dönüşüm maliyeti metanol sistemlerinin altında kalabilir
Teknik sorunlara rağmen araştırma, bazı mevcut gemilerin etanol karışımları kullanacak şekilde dönüştürülmesinin ekonomik açıdan değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, Kamsarmax sınıfı bir dökme yük gemisini örnek alarak etanol-deniz yakıtı karışımları için yapılacak dönüşümün, gemiyi tamamen metanol çift yakıt sistemine dönüştürmenin yaklaşık yarısı kadar maliyetli olabileceğini hesapladı.
Ekonomik analizde yüzde 30 etanol karışımı esas alındı. Yakıt maliyetleri, Uluslararası Denizcilik Örgütünün (IMO) Net-Sıfır Çerçevesi taslağına dayanan emisyon fiyatlandırma mekanizmaları kapsamında değerlendirildi.
Ancak araştırmanın temel varsayımlarına göre etanol karışımına geçiş, çok düşük kükürtlü deniz yakıtı kullanmaya devam etmekten daha ekonomik görünmüyor.
Buna karşılık, belirli koşullarda etanolün rekabet gücü artabiliyor. Özellikle kükürt emisyon kontrol bölgelerinde çalışan gemiler, yıllık yakıt tüketimi yüksek olan filolar ve yaşam döngüsü karbon yoğunluğu düşük etanol tedarik edebilen işletmeler açısından daha elverişli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Araştırmada, yılda yaklaşık 25 bin ton yakıt tüketen büyük bir konteyner gemisinin, daha geniş bir yakıt karbon yoğunluğu aralığında yüzde 30 etanol karışımıyla ekonomik açıdan rekabetçi olabileceği belirtiliyor.
Bu sonuçlar; yakıt fiyatlarına, gelecekte uygulanabilecek emisyon düzenlemelerine ve düşük sera gazı emisyonuyla üretilen etanolün bulunabilirliğine bağlı.
Etanolün çevresel faydası üretim yöntemine bağlı
Araştırma, etanolün teknik olarak kullanılabilmesinin tek başına denizcilik sektöründe önemli ölçekte emisyon azaltımı sağlayacağını göstermediğine de dikkat çekiyor.
Etanolün yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan sera gazı emisyonları; kullanılan hammaddelere, tarımsal üretim yöntemlerine, arazi kullanımındaki değişikliklere ve yakıtın nasıl üretildiğine göre önemli ölçüde farklılaşabiliyor.
Bu nedenle her etanol türünün otomatik olarak düşük karbonlu yakıt kabul edilmesi mümkün değil. Merkez, sürdürülebilirlik, yaşam döngüsü emisyonları ve büyük ölçekli üretim kapasitesine ilişkin değerlendirmelerin ayrı raporlarda ele alınacağını bildirdi.
Denizcilikte yakıt esnekliği öne çıkıyor
Araştırmanın sonuçları, etanolün denizcilikte kısa vadede bütün gemiler için ortak bir çözüm olmaktan ziyade, alternatif yakıt seçeneklerini çeşitlendirebilecek bir araç olabileceğine işaret ediyor.
Metanol uyumlu motorlara sahip gemiler, tedarik koşulları ve fiyatlar uygun olduğunda etanol kullanarak tek bir alternatif yakıta bağımlılıklarını azaltabilir. Geleneksel dizel motorlu gemilerde ise yakıt kararlılığı, güvenlik ve dönüşüm maliyetleri gibi sorunların çözülmesi gerekiyor.
Etanolün denizcilikteki geleceği, yalnızca motor teknolojilerindeki ilerlemeye değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim kapasitesine, yakıt fiyatlarına ve uluslararası emisyon düzenlemelerine bağlı olacak.
Kaynak: gCaptain, Mike Schuler










HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.