
DEHUKAM'dan NATO Zirvesi Öncesi Kritik Deniz Güvenliği Etkinliği
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezince (DEHUKAM), NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezinin (NATO MARSEC COE) katılımlarıyla "Ankara’daki NATO Zirvesi Öncesi Deniz Güvenliği Alanında Güncel Zorluklar" konulu etkinlik düzenlendi.
Moderatörlüğünü DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara'nın yaptığı etkinlikte, Kopenhag Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsünde (UNIDIR) Araştırma Görevlisi Prof. Dr. Christian Bueger, DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi, Baş Araştırmacısı ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer ve Dz. Bnb. Nuri Karaaslan sunum yaptı.
Ankara Palas'ta düzenlenen etkinlikte "Stratejik Su Yollarının Korunması: Hürmüz Boğazı’ndan Çıkarılan Dersler" başlıklı sunum yapan Bueger, Boğaz'ın küresel ekonomi için önemli olduğunu belirterek, "açılma, kapanma" kelimeleriyle ifadesinin yanlış olduğunu ve seyrüseferin tek bir normdan oluşmadığını aktardı.
Deniz gücü hegemonyasının küçüldüğünü söyleyen Bueger, "Dünya artık eskisi gibi değil. Artık hegemon olarak görev almak artık çok zorlaşıyor bu sektörde." dedi.
Bueger, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan hala bir ders çıkarılmadığına değinerek, "Daha iyi stratejilere ihtiyacımız var." diye konuştu.
Hürmüz Boğazı krizinin bir şekilde çözüldüğünü ancak karmaşanın yer edindiğine dikkati çekerek Bueger, "Deniz alanı stratejik olarak siyasallaştırılıyor." dedi.
Bueger, "gri bölge savaşlarının" yeni bir olgu olduğunu kaydederek, sahil güvenlik ve balıkçı gemilerinin stratejik olarak kullanılmasının bu yeni olguya örnek olduğunu dile getirdi.
Bueger, Hürmüz Boğazı'ndaki krize rağmen "gezegen odaklı" çalışmaların unutulmadığını söyleyerek, buradaki olayların iklim, emisyon ve deniz kirliliğine etkilerinin de göz önünde bulundurulduğunu belirtti.

Siber güvenlikte "tespit et, koru ve yönet" döngüsü
Karaaslan da "Kritik Denizaltı Altyapısının Güvenliğinin Sağlanması: Hukuki Kırılganlıklar, Caydırıcılık Stratejileri ve Dayanıklılığa Giden Yollar" başlıklı sunumunda, bir paradigma değişiminin söz konusu olduğu ve siber teröristlerin uzaktan gemilerin kontrolünü ele geçirebildiği görüşünü paylaştı.
Siber saldırıların sadece veri hırsızlığı değil, kontrolü ele geçirme ihtimalini de içerdiğine değinen Karaaslan, küresel filonun yeni standartlardan önce inşa edildiğini ifade ederek, siber korumanın zorunlu hale geldiği değerlendirmesinde bulundu.
Karaaslan, siber güvenlik çerçevesinin "tespit et, koru ve yönet" döngüsü ortaya koyduğunu aktararak, bu döngünün kullanımı kolaylaştırdığını söyledi.
Bölgesel ve küresel güvenliğin artan önemi
Acer ise "Rusya-Ukrayna Savaşı ve Karadeniz’de Deniz Güvenliği" başlıklı sunumunda, ulus devletlerin güçlenmesiyle uzun yıllar ulusal güvenliğin devletlerin temel dış politikası olduğuna işaret ederek, ancak son yıllarda bölgesel ve küresel güvenliğin öneminin arttığını vurguladı.
Uluslararası hukuk ve küresel güvenlik meselelerinin öne çıktığını söyleyen Acer, Rusya-Ukrayna Savaşı ve ABD/İsrail'in İran'a saldırılarının "büyük savaşların sonunun gelmeye başladığını" gösterdiğini belirtti.
Acer, askeri ve stratejik güvenliğin Karadeniz bağlamında büyük önem arz ettiğini söyleyerek, güvenlik unsurlarının savaş bağlamında değişim gösterdiğini de kaydetti.
Silahlanma meselesinin ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Acer, ucuz dron teknolojileriyle silahlanmanın arttığına işaret etti.
Acer, Karadeniz'in küresel gıda güvenliği açısından önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin "Tahıl Koridoru" girişimini hatırlattı.
Enerji güvenliği meselesine de değinen Acer, Karadeniz'in enerji ticareti konusunda önemli bir merkez olduğunu aktardı.











HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.