
Anlaşma İmzalandı, Ancak Denizcilikte Belirsizlik Sürüyor
ABD-İran anlaşması petrolü düşürdü, ancak armatörler için kritik soru hâlâ yanıt bekliyor: Hürmüz gerçekten güvenli mi?
ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı hedefleyen çerçeve anlaşma enerji piyasalarında iyimserlik yarattı. Anlaşmanın duyurulmasının ardından Brent petrol fiyatları yeniden 80 doların altına gerilerken, denizcilik sektörü aynı iyimserliği paylaşmıyor. Armatörler, tanker operatörleri ve uluslararası denizcilik kuruluşları, seferlerin yeniden başlaması için siyasi açıklamalardan çok sahadaki güvenlik koşullarının netleşmesini bekliyor.
Petrol piyasaları rahatladı, denizcilik temkinli
Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağı beklentisi petrol fiyatlarında sert bir geri çekilmeye yol açtı. Ancak sektör temsilcilerine göre anlaşmanın açıklanması tek başına yeterli değil.
Şubat sonunda başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılık büyük ölçüde durmuş, yüzlerce gemi Körfez içerisinde beklemek zorunda kalmıştı. Bu durum enerji, gübre ve metal ticaretinde ciddi aksamalara neden olmuştu.
Denizcilik sektöründe şimdi en büyük soru işareti, boğazdaki güvenlik risklerinin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı. Özellikle mayın tehdidinin tamamen temizlendiğinin doğrulanması, gemi sahiplerinin yeniden sefer planlaması yapabilmesi açısından kritik önem taşıyor.
“Geçişe izin verilmesi yetmez, güvenli olduğuna da inanmalıyız”
Sektörün önde gelen kuruluşları anlaşmayı olumlu karşılasa da operasyonel kararlar konusunda temkinli davranıyor.
BIMCO Güvenlik Direktörü Jakob Larsen, bundan sonraki sürecin gemi sahiplerini Hürmüz'den geçişin sadece serbest değil, aynı zamanda güvenli olduğuna ikna etmek olduğunu söyledi.
Japon, Norveçli, Alman ve Danimarkalı armatör birlikleri de benzer görüşler paylaşırken, birçok şirket güvenlik değerlendirmelerini sürdürdüklerini açıkladı. Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden Hapag-Lloyd da gemilerin yeniden hareket etmeye başlamasını umduğunu ancak nihai karar için sahadaki gelişmeleri izlediğini duyurdu.
Körfez'de tanker yığılması oluştu
Anlaşmanın ardından gözler şimdi Körfez'de biriken gemi trafiğine çevrildi.
Kpler verilerine göre 15 Haziran itibarıyla bölgede petrol ve kimyasal yük taşıyan yaklaşık 155 tanker bulunuyor. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama 135 gemi geçiş yaparken, son haftalarda bu rakam neredeyse sıfıra kadar geriledi.
Uzmanlar, güvenlik koşullarının sağlanması halinde biriken trafiğin 8 ila 10 gün içerisinde eritilebileceğini değerlendiriyor. Ancak mayın temizleme faaliyetleri ile sigorta maliyetlerinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin haftalar hatta aylar sürebileceği belirtiliyor.
Tanker devi MOL: Normalleşme haftalar sürebilir
Dünyanın en büyük tanker işletmecilerinden Mitsui O.S.K. Lines (MOL), anlaşmanın tek başına normalleşme anlamına gelmediği uyarısında bulundu.
MOL CEO’su Jotaro Tamura, gemi sahiplerinin güvenlik konusunda ikna olmadan seferlere başlamayacağını belirterek, Hürmüz’de somut ve sahaya yansıyan güvenlik önlemlerinin görülmesi gerektiğini ifade etti.
Tamura’ya göre son aylarda yaşanan başarısız ateşkes girişimleri sektörde güven kaybına yol açtı. Bu nedenle normalleşme sürecinin “en az birkaç hafta hatta bir ay” sürebileceği değerlendiriliyor. Şirketin boğazdan geçiş için bekleyen en az yedi gemisi bulunuyor.
Ayrıca, bölgede bekleyen yaklaşık 500 geminin geçişinin koordinasyonu için uluslararası kuruluşların devreye girmesi gerekebileceği belirtiliyor.
Enerji piyasalarında toparlanma zaman alacak
Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle günlük 14 milyon varilden fazla petrol üretimi devre dışı kaldı. Bu miktar, küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 14'üne karşılık geliyor.
Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie, etkilenen üretim sahalarının üç ay içinde eski kapasitenin yüzde 70'ine, altı ay içinde ise yüzde 90'ına ulaşabileceğini öngörüyor. Tam toparlanmanın ise daha uzun süreceği belirtiliyor.
Savaş sırasında günlük 3,52 milyon varillik rafineri kapasitesi de devre dışı kalırken, Körfez rafinerilerinin yeniden yüzde 90-95 kapasiteye ulaşmasının 40 ila 60 gün sürebileceği tahmin ediliyor.
Öte yandan Katar'daki LNG üretim kapasitesinin yüzde 17'sinin zarar gördüğü, doğal gaz üretiminin tamamen normale dönmesinin ise yıllar alabileceği ifade ediliyor.
Piyasalarda savaşın etkisi uzun süre hissedilecek
Analistlere göre savaşın başlamasından bu yana küresel petrol stokları 1 milyar varilden fazla azaldı. Hükümetlerin stratejik petrol rezervlerini yeniden oluşturma çabaları nedeniyle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ve arz baskısının önümüzdeki yıllarda da etkisini sürdürmesi bekleniyor.











HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.