Yazı Detayı
10 Nisan 2021 - Cumartesi 15:28 Bu yazı 889 kez okundu
 
Ülke Neden Denizcileşmelidir?
Yakup KORKMAZ
 
 
Giriş
 
Yanıtına “dünya deniz endüstrisinin altı paydaşından yalnız «taşımacılar» paydaşının dünya ticâretindeki payı yaklaşık 700 milyar ABD dolarıdır” cümlesiyle başlanır, “denizcileşme” ile bu mâlî gücün en az yüzde otuzuna ulaşılabileceği söylenirse soru boşa düşer.
 
«Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller» ile mükemmeli amaç edinen bir toplumun hedefine giderken izleyeceği ortalama yol bellidir:
 
(1) Özgürce yaşayacağı alanı belirler ve düzenini burada kurar.
 
(2) “Muhtaç olmadan yaşamak” (iktisadi bağımsızlık) için çalışır.
 
İlk tespitimiz: «İktisadi bağımsızlık» mücadelesi hep eksik yürütülmüş, “deniz endüstrisi” hiç dikkate alınmamıştır.
 
Bugünden geçmişe doğru ülkenin sorunları incelendiğinde, iktisadi bağımsızlık için verilen uğraşılarda bir şeylerin eksikliği, çalışmalarda bir kusur olduğu hep hissedilir ama bu eksikliğin adı tam konamazdı.
 
Diğerlerini göz ardı etmeden ve incelenmelerini uzmanlarına bırakarak; iktisadi bağımsızlık mücadelesinde deniz endüstrisinin eksikliğinin vebâli denizcilerin omuzlarındadır. Çünkü düne kadar bizzat denizciler denizciliğe gereken önemi vermemiş, endüstriyi dış etkenlere açık bırakmıştır. Oysa denizcilik, çağdaş uygarlıkların üzerinde düzeye ulaştıracak yolun ilk taşıdır, bu uğurda girişilecek her çalışmanın ana dayanağıdır.
 
Deniz Endüstrisi
Denizcilik bir ülkeyi peşinden sürükleyecek önder ekonomidir. Tarihte her devlet için böyle olmuştur, açıkça bellidir ki gelecekte de böyle olacaktır. Bunun fark edilmemesi ülkenin kaybıdır. Bu kaybın önlenmesi, her bireyin vatandaşlık sorumluluklarının en önüne “denizcilik” bilincinin yerleştirilmesi denizciler için mukaddes “dava” olmalı, ülke denizciliğini dünya denizciliğinin en büyüğü yapana ve dünya gemilerini denizcilerimiz ile donatana kadar sürdürülmelidir.
 
Ancak mücadelenin her aşamasında evrensel hukuk daima en önde tutulmalıdır. Denizciliğin her sorunu özel olarak denizci bakış açısı ile incelendiğinde önerilecek çözümler zaten bu çerçeve içinde kalacaktır. Çünkü denizciler, yaşam biçimleri gereği bilimin ve evrensel insan hakları beyannamesinin ışığı değmeyen hiçbir görüşü benimsemezler.
 
DENİZCİ
 
Kim Denizcidir?
Amatör ya da profesyonel; deniz endüstrisinin herhangi bir yeriyle ilintisi olan denizcidir. Deniz endüstrinin yükü denizcilerin omuzlarındadır.
 
Denizci Kime Denir?
Doğanın ve doğadaki her canlının saygıdeğer olduğunu bilen, yaşamını bu alçakgönüllülükle sürdüren, diğer insanlardan da buna uygun davranmalarını bekleyen insana denizci denir. Tanımıyla ve tanıma ulaşma aşamalarıyla ütopik olduğu söylenen denizci davranış biçimini denizciler deniz yaşamları içinde doğal yollardan edinirler. Bir insanın düşünce yapısının, hayata bakışının bu düzeye yükselirken geçtiği aşamaların toplamına denizcileşme denir.
 
DENİZCİLEŞMENİN ÜLKEYE ETKİSİ
 
Denizcileşmenin Ülkenin Sosyal Yaşamına Etkisi
 
Denizcileşmenin genellikle ülke ekonomisine katkısından söz edilir. Bu önemlidir. Ancak denizcileşmenin sosyal yaşama ve toplumun kültür yapısına etkisi iktisadî etkisinden önce gelir. Öte yandan, bu etki ekonomiyi de doğrudan etkileyeceğinden birbirini besleyen ve tamamlayan bir döngü oluşur.
 
Çeşitli kurumların yaptığı sosyal araştırmalar, Türkiye’nin son yirmi yıldır yükselen yaşam standardı ile toplum fertlerinin insani ilişkileri arasında ters orantı olduğunu göstermiştir. İnsanlar, özellikle genç nesil hayatlarına giren yeniliklerden etkilenerek başka insanlar ile ilişkisini yitirmiş, sosyalleşmekten adeta kaçınır duruma gelmiştir.
 
Yine sosyal araştırmalar, insanımızın en güzel özelliklerinden birisi olarak dünyada bile sitayişle sözü edilen “zor zamanlarda toplum fertleri arasındaki dayanışma” refleksinin, bugünkü toplum yaşamı sürdürülürse zaman içinde kaybolacağını söylemektedir.
 
Diğer yandan devletin tüm uğraşlarına ve karşı önlemlerine rağmen; gençler arasında kötü alışkanlıklar ile yaşam standardının yükselişi doğru orantıyla artmaktadır. Gençlerimiz en verimli yaşlarında çeşitli bataklıklarca yutulmakta, ülkemiz geleceğini kaybetmektedir. Geleneksel eğitimin bu olumsuzluklara önlem olmadığı anlaşılmıştır. Diğer bir önlem olarak spor da artık yeterli değildir. Çünkü geleneksel karacı sporlar, genç insanların gerçek duygularına karşılık veremez duruma gelmiştir.
 
«Genç bir insanın tüm duygu taşmaları ancak deniz yaşamı ve deniz sporları ile yönlendirilip verimli hâle getirilebilir. Diğer taraftan denizin kendi doğal yapısı karşısında genç insanın denize uyum çabası, duygularının da olumlu yönlere evrilmesine neden olacaktır.»
 
Başlatılacak denizcileşme seferberliğinde akan veya duran, en küçük suyun bulunduğu her yer deniz kabûl edilmelidir. Bu kabûl ülkeye, iç bölgelerinde de denizci gençlik merkezleri kurulabilecek kıyılar kazandıracaktır. Denizci gençlik merkezi, bulunduğu yörenin tüm gençlerinin denizcileşmesi ve böylece hiçbir gencin batağa düşürülmemesi demektir.
 
Denizcileşme seferberliği ile denizci eğitim düzeninin kurulma çalışmalarının birlikte yürütülmesi, iki çalışmanın amacına ulaşacağı yolun artan bir ivme ile kat edilmesini sağlayacaktır. Çünkü denizcilik eğitimi genç beyinlere analitik düşünme biçimi kazandırır.
 

İnsan düşünen varlıktır. Her insan karşılaştığı engeli aşmak için düşünerek yöntem geliştirir. Fakat bir sorun karşısında üretilen her çözüm doğru değildir. Doğruluk ihtimâlinin çözüme ulaştıran yolla sıkı bağı vardır.
 
Analitik, yani çözümleyici düşünme biçimi günümüzde insanoğlunu herhangi bir sorun karşısında doğru çözüme ulaştıran en kestirme yol olarak bilinir. Analitik düşünme biçimi insana çocuklukta verilmeye başlanır. İnsan bu biçimi daha sonraki yaşlarında da alabilir ancak bu sınırlı bir biçimlendirme olur.
 
Zor durumlarında insanlık kendine bu yöntemle çıkış yolu bulmuştur ama bu hep geç ve eksik kalan bir çözümdür. İkinci büyük savaş sonrası dünyanın aldığı siyasi biçim buna iyi bir örnektir.
 
Analitik düşünce biçimine erken yaşlarında girmenin tek yolu denizci eğitimdir. Daha sonraki gençlik yaşlarında bu biçim daha uzun çalışmalarla ve ancak gencin kendi tercihi ile verilebilir.
 
Kitap okumak ve okuduğu üzerinde tartışmak analitik düşünce biçimini edinmenin bir yoludur. Ne yazık ki, okuma alışkanlığı da girilen bir biçimdir, çocuk yaşlarda edinilir. Oysa denizci eğitim okuma alışkanlığının zorunlu olarak edinildiği tek yoldur. Çünkü denizci eğitimde eğitim aracından başka hiçbir şeyin önceden planı yapılamaz. Sonsuz ihtimâller karşısında çocuk ancak geçmiş deneyimlerden faydalanacaktır ve bunun tek yolu okumaktır.
 
Analitik düşünme biçiminin önemini kavramak için Türk özgürlük savaşının planlayıcısının ve arkadaşlarının yaşamlarını incelemek, hangi yaşta nerede ne yaptıklarına bakmak yeterlidir. Aldıkları eğitimin incelenmesini o alanın uzmanlarına bırakarak, bu eğitimin ya denizci eğitim veya muadili başka bir eğitim olduğu söylenebilir. Bizim savımız, böyle düşünme biçim ve yeteneğine sahip olabilmesi için insanımızın çocuk yaşta denizci eğitimle tanışması gerektiğidir.

 

Dünya nüfusunun milyonlar düzeyinde olduğu dönemlerde bile denizin önemi bilinirdi. Bugün kaçınılmaz bir ticârî araçtır. Denizcinin dünyada gitmediği köşe yoktur, her yanına gider. Dünyanın hemen her toplumu ile temas eder ve kültürel etkileşime girer. Gittiği her yerde ülkesini temsil eder. Deniz tam bir uluslararası ilişkiler yumağıdır. Çünkü, deniz yaşamının ve denizde ticâretin gereği tüm temaslar uluslararasıdır. Denizde tüm ilişkiler uluslararası sözleşmeler ve bu sözleşmelere dayanan düzenlemeler ile yürütülür. Denizcileşme zorunlu olarak denize özel hukukçuların yetişmesi, yurtdışına taşan hukukî ilişkilerin artması, dolayısı ile yerelden çıkıp evrenselleşen bir hukuk anlayışının yerleşmesi demektir.
 
Denizcileşmenin Ülkenin Ekonomisine Etkisi
Sosyal yaşamın temelinde yer alan ticâret, üreten ve tüketen insanın tüm yaşamını etkiler, varsıllığın ana belirleyicisidir. İyi tüccarların olduğu ülkelerin üretim çeşidi fazla, üretilen niteliklidir. Nitelikli malın tüketilirken yeğlenme ihtimali yüksektir. Kişinin ve ülkesinin hayat standardı ile üretilen malın satılması arasında sıkı ilişki vardır. Ürettiği malı çok olanlar varlıklı olur, satanlar varsıllaşır.
 
Üretilen tüketilecekse, yani satılabilecekse üretilir. Ulaştırma bu cümlede bir sözcük olarak görünür ancak neredeyse eylemin bütününün gücüne sahiptir. Diğer yandan enerji ve üretim ayrılmaz ikilidir. Enerjisiz üretim mümkün değildir. Enerji olmadan üretim için milletimiz “taşıma su ile değirmen döndürmek” deyişini kullanır. O halde önce enerji üretilmelidir. Denizin sonsuz enerji kaynağı olduğu artık bilinmektedir. Denizcileşme bu sonsuz enerji kaynağına ulaşmak demektir.
 
Ülkelerin yaşam düzeyleri tükettikleri besin çeşitleri ile de ölçülür. Denizden elde edilen ürünlerin tüketim düzeyi bir gelişmişlik ölçüsü olarak alınır. Denizcileşmenin getireceği anlayış, balıkçılığımıza bilimin yardımını artıracaktır. Bu yardım balıkçılarımızın birer çevre güvenliği bekçisi yapar. Çevreci ve doğal yaşamın koruyucusu balıkçı ürününü dünyanın her köşesine kolaylıkla satar.
 
Dünya Denizyolu Taşımacılığı Hizmetinden Alınacak Pay
Üretilen mal satılacak, satılan mal tüketicisine ulaştırılacaktır. Bu sonsuza kadar kırılmayacak bir ekonomi döngüsüdür. Denizcileşme, aşağıda özetlenerek verilen ekonomilerden ülkemizin aldığı paylarını büyük oranlara çıkarmasını sağlayacaktır.
 
Dünya ticâret örgütü WTO her yıl dünya mal ticâretinin ve bu malların taşıma hizmetinin mâlî boyutunu yayımlar. Taşıtma hizmetinin ederinin malın toplam ederindeki oranı, yani navlun basitçe hesaplanır.
 
Uluslararası denizcilik örgütü IMO, Uluslararası deniz ticâret odası ICS ve dünyanın benzeri ileri gelen kurumları dünya mal ticâretinde malların yüzde doksanının veya daha fazlasının denizyolu ile taşındığında mutabıktır. Yine aynı kurumlar, dünya ticârî malları toplam ederinin yüzde yetmiş ya da daha fazlasının denizyolu ile taşındığına, gelişmekte olan ülkelere rehberlik eden Birleşmiş Milletler Ticâret ve Kalkınma Konferansı UNCTAD ayrıca ve özellikle gelişmişlik için bu ticâretin mutlaka hesaba katılması gerektiğine dikkat çeker. Denizyolu ile taşınan malın ederi ile navlun arasındaki ilişkiden denizyolu navlununun mâlî boyutu hesaplanabilmektedir.
 

2019 yılından geriye doğru on yılda dünyanın yaşadığı iki ekonomik durgunluğa rağmen bu boyut aşağı yukarı 650 milyar Amerikan doları civarındadır.

 

Birleşmiş Milletler Ticâret ve Kalkınma Konferansı UNCTAD her yıl ocak ayında denizyolu taşımacılığı ile ilgili değerlendirmeler yayımlar. Bu değerlendirmelerde dünyada ilk otuz beşe giren ülkeleri sıralar ve her bir ülkeyi gemi sayısına göre bir sıraya oturtur. Bir ülkenin dünya mal taşıma hizmetindeki mâlî payı dünya toplam tümyük DWT oranı ile hesaplanabilir.
 

Ülkemiz bu sıralamadaki yerinin yukarılarda olduğu yıllarda tümyük DWT oranı dünyaya göre yüzde 1,5 ile 1,6 aralığında seyreder. Bu oran ülkemiz için yeterli değildir. Dikkatli, özenli ve güvenle oluşturulacak projelerle bu oranın yüzde otuz beşler civarına, dolayısı ile dünyanın denizyoluna ödediği 650 milyar Amerikan dolarından 225 milyar Amerikan dolarından fazla paya çıkarılabileceği öngörülmektedir.

 

-Tümyük (Deadweight)
«Bir geminin üretim amacına uygun işletilirken gereken her tür donanım, düzenek ve beraberindeki gerekli sarf ve yedek malzemesi ile donanım ve düzeneklerin kullanıcıları dâhil diğer tüm insanlarla birlikte, taşımasına izin verilen en fazla yükün toplam ağırlığına tümyük (deadweight) denir.»-
 
Tümyük İngilizce’den dilimize «detveyt» (deadweight) olarak okunduğu gibi söylenegelen bir kelimedir. «Tümyük» birleşik kelimesi ile Türkçe düşünceye aktarılmıştır.
 
Türk Dış Ticâreti Mallarının Denizyolu ile Taşınmasından Alınacak Pay
Türkiye istatistik kurumu TUİK Türk dış ticâreti mallarının denizyolu ile taşınanları bilgilerini yayımlar. Diğer taraftan Ulaştırma Altyapı Bakanlığı denizcilikle ilgili istatistiklerinde Türk limanlarında elleçlenen ihraç ve ithâl malların boyutlarını, ayrıca bu malları taşıyan gemilerin bayraklarını verir. Bu bilgilerden yola çıkılarak Türk dış ticâreti mallarının denizyolu ile taşınanların mâlî boyutu ile Türk bayraklı gemilerin denizyolu navlunundan aldığı pay hesaplanabilmektedir.
 

2017 yılı için Türk bayraklı gemilerin bizim dış ticâreti mallarımızı taşıyarak elde ettikleri 1 milyar 300 milyon Amerikan doları civarındadır. Türkiye denizcileşerek dünya tümyük DWT sıralamasındaki yerini yüzde otuz beşler düzeyine çıkarırken, doğal olarak dış ticâreti mallarının denizyolu ile taşınma oranı da artar. Özel ve basit bir çaba ile Türk bayraklı gemilerin bu hizmetteki payı da artırılabilir. Bu payı yüzde seksen beşler düzeyine çıkaran Türk deniz ticâret filosunun ülkeye ekonomik katkısı, yüzüncü yıl ekonomik hedefleri hesaba katıldığında yıllık 38 milyar Amerikan doları kadar olacağı öngörülmektedir.

 

Dünya Gemicilik Hizmetinden Alınacak Pay
Uluslararası taşıyıcılar federasyonu ITF deniz taşımacılığında çalışan gemicilerin önerilen aylık çizelgesini belli zaman aralıkları ile yayımlar. Her bir gemicinin gemideki görevine bakmaksızın aylık ortalaması hesaplanabilmektedir. Uluslararası Baltık denizcilik konseyi BIMCO, 2015 yılında dünya denizlerinde gemilerde çalışan mevcut gemicilerin sayılarını ve gelecek on yıl için öngörülerini yayımlamıştır. Bu bilgilerden “gemici” hizmetinin dünya hizmet ticâreti içindeki payı hesaplanabilmektedir.
 

ITF ve BIMCO’nun verilerinden 1 milyon 600 bin kişiyi aşan gemici sayısı kullanılarak 2015 yılındaki dünya hizmet ticâreti içinde gemici hizmeti boyutunun yaklaşık 46 milyar Amerikan doları kadar olduğu bulunur.
 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denizcilikle ilgili istatistiklerinde Türk gemicilerin sayısını verir. Bu sayı ve ITF skalasının ortalamasından yola çıkılarak Türk gemicilerin dünya gemicilerindeki oranının yıllık mâlî boyutunun 2015 yılı için dünya gemici hizmeti ticâreti içinde yüzde 6 civarında bir oranla 3 milyar Amerikan doları kadar olduğu hesaplanabilmektedir. Bu oranın yüzde 25 düzeyine kadar çıkartılabileceği, dolayısı ile dünya gemici hizmeti ticaretinden yıllık ortalama 11 milyar Amerikan doları girdi sağlanabileceği öngörüsü gerçekçidir.

 

Yabancı Bayraklı Gemiler ile Ticâret ve Yaratılacak Ekonomik Girdi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denizcilikle ilgili istatistiklerinde Türk Boğazları’ndan uğraksız geçen gemiler ile Türk limanlarında tahmil tahliye işleri yapan yabancı bayraklı gemilerin sayıları bulunabilir. Her bir yabancı bayraklı gemi ile yapılacak ticâretin mâlî boyutunun yüzde yirmi beşi saf girdi olarak hesaplanabilir.
 

Bu gemiler için 2018 yılı dâhil son beş yılın ortalaması 60 bin civarındadır. Bugün hiç ticâret yapılmayan bu gemiler ile ticâreti yapılabilir hâle getiren düzenlemeler ile ortalama 1 milyar 500 milyon Amerikan doları saf girdi sağlanabilir.

 

BİRİNCİ YAZININ SONU. İKİNCİ YAZIMIN BAŞLIĞI - Ülke Nasıl Denizcileşir? OLACAKTIR

 
Etiketler: Ülke, Neden, Denizcileşmelidir?, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı