Yazı Detayı
14 Şubat 2021 - Pazar 20:36 Bu yazı 1755 kez okundu
 
Osmanlı Denizcileri Hint Okyanusu’nda
Osman BAHADIR
 
 

Osmanlı denizcilerinin egemenlik kurmaya çalıştıkları alan temel olarak Akdeniz olmuştur. Fakat 16. ve 17. Yüzyıllarda Osmanlı denizcilerinin hem batıda Atlas Okyanusu’nda hem de doğuda Hint Okyanusu’nda dikkate değer etkinlikleri olmuştu.

 

1585 tarihi, Osmanlı denizcilerinin Koca Murad Reis öncülüğünde Cebelitarık’ı geçtikten sonra Atlas Okyanusu’nda Kanarya adalar topluluğundan Lazarot adasına baskın yaparak 300’den fazla esir aldığı tarihtir. Bu Atlas Okyanusu’nda Osmanlı denizcilerinin bilinen ilk faaliyetleridir. Daha sonra 17. Yüzyılda da bu yöredeki faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. 1620, 1621 ve 1622 yıllarında Türk korsanlarının 400’den fazla İngiliz gemisini ele geçirdikleri bilinmektedir. Türk denizcileri Atlas Okyanusu’nu boydan boya geçerek Newfoundland adasına kadar gittiler. Bu etkinliklerinin temelinde Amerika kıtasının keşfinden sonra Atlas Okyanusu’ndaki korsanlığın Akdeniz korsanlığından daha karlı olması yatıyordu. Çünkü Amerika’dan getirilen değerli madenler Akdeniz kıyılarından değil, okyanus kıyılarından kıta Avrupa’sına sokuluyordu.

 

Osmanlıların Kızıldeniz ve Umman denizindeki etkinliklerinin dinamiği daha farklıydı. Bu bölgede Osmanlı denizcilik faaliyetleri, Mısır’ın 1517’de Osmanlıların egemenliği altına girmesinden sonra başladı. Bu bölgede denizde egemen güç, 1497’de Afrika’da Ümit Burnu’nu geçerek Hint Okyanusu’na girmeyi başaran Portekiz denizcileriydi. 1517’de ilk defa 37 gemiden oluşan bir Portekiz donanması, Selman Reis tarafından Cidde’de püskürtülmüştü. Portekiz kuvvetlerinin amacı, Kızıldeniz’in giriş çıkışlarını denetim altına alarak, Hindistan ve Uzakdoğu mallarını Akdeniz limanlarına taşıyan Müslüman gemilerini engellemek ve İpek Yolu ticaretinin yönünü Güney Afrika’yı dolaşan okyanus trafiğine çevirmekti. Osmanlı İmparatorluğu, Kızıldeniz’e ulaştığı yıllarda işte böyle bir deniz gücüyle de yüz yüze gelmiş oluyordu.

 

Selman Reis’in 1525 yılında döneminin Osmanlı sadrazamına sunduğu bir rapora göre Cidde’de bulunan Osmanlı deniz kuvveti, 6 baştarda, 8 kadırga, 3 kalyata ve 1 kayıktan oluşuyordu. Osmanlıların Kızıl Deniz’e ve Umman Denizi’ne açılan gemileri, Süveyş Tersanesi’nde inşa ediliyordu.

 

Osmanlı Devleti’nin Hint Okyanusu’ndaki en büyük donanma gücü, 1538’de Batı Hindistan kıyısındaki Diu kalesine karşı yapılan bir sefer için hazırlanmıştı. Preveze Deniz savaşı ile aynı tarihte gerçekleşen bu kuşatma için hazırlanan donanmada 80 kadar gemi bulunuyordu. Donanmanın 3000 askeri ve büyük topları vardı. Hadım Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 22 Haziran 1538’de Süveyş’ten hareket etti. Ancak topların desteğinde Diu’ya yapılan kuşatma başarılı olamadı. Osmanlı kuvvetlerini Portekizlilere karşı yardıma çağıran Gücerat Şahı donanma gelinceye kadar ölmüştü. Bu yüzden donanma karadan gerekli desteği alamadı. Her an denizden gelecek bir Portekiz saldırısına karşı korunmasız bir durumda olmaları da kuşatmayı sürdürme iradelerini zayıflattı. Süleyman Paşa 6 Kasım 1538 tarihinde geri dönüş emrini verdi. Osmanlılar Diu seferinde başarılı olamadılar ama donanma, dönüşü sırasında Yemen eyaletinin temellerini atarak Osmanlıların Kızıldeniz’deki egemenliklerinin güçlenmesinde önem bir rol oynadı. Yemen’e Beylerbeyilik statüsü verildi, Aden’e 1500 yeniçeri yerleştirildi ve bazı kadırgalar Aden limanında bırakıldı.

 

Osmanlılar Bağdat’ı fethettikten sonra 1546’da Basra’yı da ele geçirdiler ve böylece 1515’te Hürmüz’ü zapteden ve daha sonraları da Basra Körfezi’nde hareket etmeye başlayan Portekiz kuvvetleriyle karşı karşıya gelmiş oldular. Körfezden geçen ticaret yolu taraflar açısından çok önemli bir rekabet konusunu oluşturuyordu. Osmanlıların Hint Okyanusu sınırındaki Basra Beylerbeyiliği’ni kurmaları,

 

Hint Okyanusu’na yönelik faaliyetlerini de hızlandırdı ve genişletti. Bu doğrultudaki en büyük girişim, 1552 yılında gerçekleşti. 25 kadırga, 4 kalyon ve 1 gemiden oluşan ve 850 asker taşıyan donanma Süveyş Tersanesi’nde sefere hazır hale getirildi. Ünlü Osmanlı denizcisi ve coğrafya bilgini Piri Reis’in yönetimindeki donanma Nisan ayında denize açıldı. Donanma, Portekizlilerin egemenliğindeki limanları bombalayarak ve bazı limanları ele geçirerek ilerlemesini sürdürdü. Eylül ayında Hürmüz kalesi bombalandı. Ancak bu stratejik kale ele geçirilemedi. Hem mühimmat ve erzak kıtlığının başlaması hem de güçlü bir Portekiz donanmasının yola çıktığı haberi üzerine Piri Reis kuşatmaya son verdi ve donanmayı Basra’ya götürdü. Osmanlı Sultanı’nın fermanında Hürmüz’ün ve Bahreyn adasının fethedilmesi emredilmişti. Emirlerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle Kanuni Sultan Süleyman, donanmayı Basra’da bırakan ve Portekiz esirlerini ve ganimeti taşıyan üç gemiyle Süveyş’e dönen ünlü denizci Piri Reis’in idamına hükmetti.

 

 

Basra’da kalan Osmanlı donanmasını Kızıldeniz’e getirmek için harekete geçen Murad Reis 1553’te ve daha sonra da Seydi Ali Reis 1554 yılında, Portekiz kuvvetlerinin saldırıları karşısında bu çabalarında başarılı olamadılar.

 

Böylece Osmanlıların Kızıldeniz’den ikinci çıkışları da sonuçsuz kalmış oldu. Bu tarihten sonra Osmanlılar Kızıldeniz’de artık büyük harekatlara girişmediler. Sadece korsanlık girişimleriyle kendilerini sınırlandırdılar.

 

Osmanlıların Hint Okyanusu’ndaki en uzak seferi 1567’deki Sumatra seferidir. 17 gemiyle Sumatra’daki Müslüman Açe Sultanlığı’na yapılan bu yardım seferi, Kurdoğlu Hızır Reis komutasındaydı ve donanmada 500 asker, ağır toplar ve bol miktarda cephane bulunuyordu. Ancak bu kuvvet, Yemen’de çıkan bir isyanla uğraşmak zorunda kaldığından, Sumatra’ya Portekizlilere karşı yardım için gidemedi. Fakat yine de iki gemiden oluşan bir kuvvet Açe’ye ulaştı.

 

 

Sonuç olarak, Osmanlıların egemenlik kuramasalar da Batı’da Newfounland sahillerine, Doğu’da ise Sumatra kıyılarına denizden ulaşmış olduklarını görüyoruz.

 

Kaynak: Fotolar Vikipedi’den alınmıştır.

 
Etiketler: Osmanlı, Denizcileri, Hint, Okyanusu’nda,
Yorumlar
Haber Yazılımı