Yazı Detayı
29 Ağustos 2020 - Cumartesi 22:22 Bu yazı 687 kez okundu
 
Osmanlı Denizcileri Atlas Okyanusu'na Çıktı mı?
Osman BAHADIR
 
 

Osmanlı denizcilik tarihi, çok büyük ölçüde Osmanlı denizciliğinin Akdeniz'deki tarihi olarak görülmektedir. Şüphesiz Akdeniz, Osmanlılar için sadece ekonomik ve ticari bakımdan değil, fakat belki daha fazla güvenlik bakımından her zaman çok önemli oldu. Ancak Osmanlı denizcileri Akdeniz dışında da varlık göstermeye ve egemenlik alanları kurmaya çalıştılar. Örneğin Kızıl Deniz ve Umman Denizi, Osmanlı denizcilerinin egemenlik kurmaya çalıştıkları alanlar oldu. Osmanlıların bu bölgelerdeki, özellikle de Portekizlilerle olmak üzere, deniz egemenliği mücadelesine, tarih metinleri ikincil derecede de olsa yer vermektedir. Fakat Osmanlı denizcilerinin Cebelitarık Boğazı'nın ötesindeki etkinliklerine tarih çalışmalarında pek az rastlanmaktadır. Oysa Osmanlı denizcilerinin Atlas Okyanusu'ndaki pek fazla bilinmeyen erken dönem etkinlikleri, hem genel olarak denizcilik tarihinin, hem de Osmanlı denizcilik tarihinin bazı yönlerini daha iyi kavramak bakımından önemlidir.


Atlas Okyanusu'nda denizcilik yapanlar, Cezayir, Trablusgarp ve Tunus limanlarına dayanarak ilk önce Batı Akdeniz'de ve sonra da Kuzey Atlantik'te korsanlık yapan denizcilerdi. Bu denizciler başlangıçta Kuzey Batı Afrika kıyılarına yerleşerek korsanlık yapmaya başlamışlardı. Fakat sonradan bu dağınık ve birbirinden bağımsız korsan gruplarını, Barbaros Hayrettin'in büyük kardeşi Oruç Reis ilk defa bir araya getirdi ve bunların güçlerini birleştirerek tek bir donanma yarattı. Oruç Reis'in birleştirdiği bu korsanlar arasında, Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Kılıç Ali Paşa, Murat Reis, Aydın Reis, Burak Reis, Kalafat Memi Reis, Mezomorta Hüseyin Paşa vb. bulunuyordu.


Bu denizcilerin varlık gösterdikleri dönemde, dünya deniz ticareti çok büyük ölçüde korsanların etkisi altındaydı. Avrupa'nın tüccar milletleri bile, uzun bir süre boyunca ticaretlerini sürdürebilmek için korsanların himayesine muhtaç olmuşlardı. Öte yandan korsanlığın kendisi de o kadar yaygın ve geçerliydi ki, örneğin İtalyan cumhuriyetlerinden Venedik ve Ceneviz'den başka Floransa Cumhuriyeti bile, denizcilerine korsanlık yaptırıyor ve bu korsanlar bazen Malta Şövalyeleri ve Papa denizcileriyle işbirliği yaparak Osmanlı deniz ulaştırmasına, kıyılarına ve adalarına saldırılara girişiyordu.


Çok ilginçtir ki, Osmanlı Devleti özellikle 16. yüzyılın başlarından itibaren büyük bir kara imparatorluğu olması kadar aslında bir o kadar da denizlere açık bir imparatorluk olmasına rağmen, denizlere ve denizciliğe, kara örgütlenmesi kadar önem vermedi. Deniz gücünü daha çok yerel düzeyde kıyı güvenliği ve denizaşırı eyaletlerden de vergi toplama aracı olarak görüyordu. Bu nedenle Osmanlılarda donanmanın stratejik önemi hemen her zaman önemsiz bir düzeyde kalmıştır. Nitekim devlet yönetiminin denizciliğe karşı bu düşük ilgisi yüzündendir ki, örneğin deniz teknolojisindeki gelişmeler, “Devlet Donanması” denebilecek olan İstanbul'daki donanmadan önce, korsan gemilerinde görülmüştür. Kalyon tipi gemiler, korsan denizciler tarafından çok erken tarihlerde benimsendiği halde, Osmanlı Devleti'nde ancak 17. yüzyılın son çeyreğinde önem kazanabilmiştir. Oysa 17. yüzyılın başlarında korsan limanlarında artık pek az kadırga yapılıyor ve Cezayir, Tunus ve Trablusgarp tersaneleri, yeni tipteki gemi yapımını öğrenmekte olan ustalarla dolup taşıyordu.


Türk korsanların Atlas Okyanusu'na çıkmalarının çok temel bir nedeni vardı. Yıllardan beri etkinlik alanları olan Akdeniz, korsanlar için artık çok verimli bir alan olmaktan çıkmıştı. Oysa Amerika kıtasının keşfinden sonra Atlas Okyanusu çok çekici bir hale gelmişti. Çünkü Amerika kıtasından getirilen altın ve gümüş, kıtaya Akdeniz'den değil Atlantik kıyılarından giriyordu. Fakat bu hazineleri ele geçirmek için Atlas Okyanusu'na çıkmak ve uzun süre bu denizlerde kalmak gerekiyordu. Bu ise küçük teknelerle olamazdı. Hem uzun seferlerde yüzlerce kürekçiyi beslemenin zorluklarından, hem de okyanusun dalgalarıyla baş edebilmenin bu teknelerle imkânsız olmasından. Hâlbuki yelkenli büyük gemiler her iki açıdan da çok avantajlıydı ve üstelik bu gemilere istedikleri kadar erzak ve cephane de yükleyebiliyorlardı. İşte korsanlar bu nedenle gemi tiplerini değiştirme yoluna gittiler.


1585 yılında Koca Murad Reis, Cebelitarık Boğazı'ndan çıkmış ve Kanarya Adaları topluluğundan biri olan Lanzarote Adası önünde görünmüştü. Şehri hücumla zapt etmiş ve 300 kadar da esir almıştı. Bu olay Türk denizcilerinin Atlas Okyanusu'ndaki bilinen ilk hareketidir. 

 

Türk korsanlarının bir süre üs olarak kullandığı Güney Batı İngiltere, Bristol Körfezinde bulunan Lundy Adasının haritası


1625 tarihinde ise Türk korsanları İngiliz Devon kontluğunun batı kıyılarındaki küçük bir ada olan Lundy adasını ele geçirdiler. Bu adayı iki yıl süreyle işgal ettiler ve burasını İngiltere kıyılarındaki faaliyetlerinin üssü haline getirdiler. Bu ada İngiltere'nin Amerika ile olan ticaret yolunun güzergâhı üzerindeydi. İngiltere'nin en büyük ticaret limanı olan Bristol’e girip çıkan gemiler, bu üsten hareket eden korsanlar tarafından kolaylıkla zapt edilebiliyordu. 

 


Türk korsan filoları, Hollanda, Danimarka ve Norveç kıyılarına kadar çıktılar. Hatta İzlanda'ya kadar gittikleri bilinmektedir. 1627 yılında Murad Reis adındaki bir denizcinin komutasındaki korsan filosu, önce Danimarka kıyılarına, sonra da İzlanda adasına saldırmış ve çeşitli ganimetler elde ettikten sonra 800 kadar esirle geri dönmüştü.


1619, 1620 ve 1621 yıllarında korsanların İngilizlerden ele geçirdikleri gemilerin sayısı 400'ün üzerindeydi. Çok daha ilginç olan bir şey, Türk korsanlarının Atlas Okyanusu'nu boydan boya geçerek Kuzey Amerika kıyılarına kadar gitmiş olmalarıdır. Newfoundland kıyılarına gelerek ganimet toplamışlar ve sonra geri dönmüşlerdir.


Korsanlar faaliyetlerinde hem özerk davrandılar, hem de genel olarak padişahın emirlerine uydular. Padişah da dünyaya karşı korsanların yasa dışı olduğunu söylemekle birlikte hemen her zaman onlardan yararlanmanın yollarını aradı. Önemli savaşlarda onların desteğine başvurdukları da bilinmektedir. 


Korsan denizcilik tarihi, Osmanlı denizcilik tarihinin dikkatle incelenmesi gereken önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

 
Etiketler: Osmanlı, Denizcileri, Atlas, Okyanusu'na, Çıktı, mı?,
Yorumlar
Haber Yazılımı