Aytuğlu Banner- Başlangıç 13 Eylül 2021 ( 1 Yıl )
Yazı Detayı
05 Haziran 2021 - Cumartesi 10:39 Bu yazı 582 kez okundu
 
Kâtip Çelebi'den Denizcilere Kırk Öğüt - 2
Osman BAHADIR
 
 

Büyük Osmanlı yazarı Kâtip Çelebi (1609-1657), denizcilik tarihimizin önemli kaynaklarından biri olan Tuhfetü'l-Kibar Fi Esfari'l Bihar (Deniz seferleri hakkında büyüklere armağan) adlı eserinde (yazılış tarihi 1656, Müteferrika baskısı 1729) denizcilere kırk önemli öğüt vermektedir. Kâtip Çelebi'nin bu ilginç öğütlerinin ilk yirmisini diğer yazımızda vermiştik. Bu öğütlerin diğer yirmisi de bugünkü dilimizle şu şekildedir:


Yirmibirinci Öğüt: Deryada kâfir donanmasına rast gelindiğinde, bizim donanma Rumeli ya da Anadolu kıyısına yakın, fakat kâfir donanması denizde ise, çatışmaya heves edilmemeli veya belki de görmezden gelinmeli. Ama bizim gemiler denizde, kâfir gemileri kıyıda yahut kıyılar kâfir yakası ise, ya da ikisi de engin denizde ise bu üç halde kâfirlerle çatışmaya girilmeli. Bunun nedenleri daha önce anlatılmıştı.


Yirmiikinci Öğüt: Düşman gemisi kalyon tipinde gemi ise, hemen gidip çatışmaya heves edilmemeli. Belki, uzaktan döve döve yıpratıp dümeni ve direği kırıldıktan sonra varılmalı. Eğer rüzgâr varsa borda yelkeni ile ardına düşüp limanlık gözetilmeli (“Borda yelkeni ile ardına düşüp limanlık gözetmek”: Borda yelkeni, geminin baş tarafındaki yelken demektir. Rüzgâr varsa, o zaman borda yelkenlerini açarak düşman gemisinin ardına düşüp rüzgârın dinmesini ve denizin yatışmasını beklemek).


Yirmiüçüncü Öğüt: Savaşta kadırgalar saf saf dizilmelidir. Kaptan gemisinin geride durması ve üçü ardında, ikisi önünde olmak üzere beş geminin de ona ayaktaş olması gerekir.


Yirmidördüncü Öğüt: Kaptan Paşa ve serdar kendi gemisinde bulunmalı ve savaş yerinde gemiden herhangi bir nedenle çıkmamalı. Asker sürmek için ağalarını göndermeli. O yerde serdarın kayık ile gezmesi savaş kanununa aykırıdır ve korkuludur.


Yirmibeşinci Öğüt: Kaptan Paşa'nın yerinde durması gerekir. Kendisinin gidip düşmanla çatışmaya girmeye heves etmemesi gerekir. Zira baş gidince ayak kalmaz. Böyle durumlarda çok ziyan görüldü. Serdarlara yararlık, yerinde durmaktan geçer.


Yirmialtıncı Öğüt: Beyler gemisinin her birinden yüz kâfirin çıkartılıp yerlerine Türklerin verilmesi gerekir. Bu emre aykırı davranan kimselerin hakkından gelinmelidir. Zira nice kez forsalar bey gemilerini basıp gitmişlerdir (Bir bozgun sırasında düşman tutsaklarından küreklere konmuş olan forsalar, zincirlerinden boşanıp ayaklanarak gemiyi ele geçiriyorlardı).


Yirmiyedinci Öğüt: Gemilerin kürekçileri karışık olmalıdır. Yani Türk ve forsa kürekçilerin karışık olması gerekir. Eski kaptanlar kürekçilerin iyilerini seçerler ve baştarda küreğine üç forsa, üç Türk koyarlardı. Forsalardan çok sakınılması gerekir. İstanbul gemilerinde (İstanbul tersanesine bağlı gemiler) de kâfir kürekçinin çok olmaması ve miri kâfir kürekçilerin (Hazineden verilen para ile tutulan ve Müslüman olmayan gemicilerin, ulufeli gayrimüslim gemicilerin) defter tutularak diğer gemilere dağıtılması gerekir. Kaptanlar bir gemide elli kadar kâfire rıza gösterirler. Çok fazla usta olmasa da Türk kürekçi tercih edilmelidir. Bugüne kadar forsanın basıp gittiği gemilerin sayısı çoktur.


Yirmisekizinci Öğüt: Donanma taşraya çıktığı zaman, dil almaya yarar kalite gönderilmeli ve bu konuya önem verilmelidir. Geçmişte bu iş için kâfir yakasına giderlerdi. Şimdi ona hacet kalmadı. Adalar arasından alınmalıdır.


Yirmidokuzuncu Öğüt: Savaşta bir gemiye top ve tüfek isabet edip de şehit olanlar ve yaralananlar olduğunda bunlar derhal ambara koyulup üstleri örtülür. Çünkü bunların görülmesi perişanlık yaratır. Halkı şaşırtıp korkuya düşürmemek gerekir.


Otuzuncu Öğüt: Bir gemi ele geçirildiğinde önce topları yoklanmalı ve gerekirse çivilenmeli. Fethedilip tamamen ele geçirilmeden ganimete yönelmemek gerekir.


Otuzbirinci Öğüt: Savaşta bir gemiye sudan aşağı (Geminin su kesiminden aşağı, bir geminin su içinde kalan bölümü) top mermisi isabet ettiğinde açılan deliği sıkıca kapamak mümkün olmamışsa, o zaman peşkir ya da sarık gibi nesnelerin suya verilmesi (suya salmak, suyun akışına bırakmak) gerekir. Böylece akıntı bunları çekip top mermisinin açtığı deliği kapatır. Birçok gemi batmaktan bu şekilde kurtulmuştur.


Otuzikinci Öğüt: Topçuların sanatlarında maharetli olmaları gerekir. Acemileri iyi eğitmelidirler. Gemide her top için bir usta topçunun bulunması gerekir.


Otuzüçüncü Öğüt: Barutun perdaht olmuş olması gerekir (Barutun perdaht olması, neminin alınması demektir. Barut kimyasal yoldan temizlenir ve parlatılır. Mat barut nemlidir ve bu yüzden de çabucak toz haline gelir. Bu nedenle nemli barutun tanelerini sürme gücü zayıftır. Perdahlanmış barutun ise yanma gücü çoktur. Nemli barut gibi taneleri ufalanarak toz haline gelmez. Parlak taneler halindedir ve alev aldığı zaman taneler çabuk ateşlendiği için barutun itme gücü artar). Barutların büyük bölümü Mısır'dan gelir ve perdahtlarının da orada yapılmış olması uygun görülür. Eskiden Salih Paşa zamanında bu konuda buyruk gönderilmişti. Kâfirlerin topları 12'şer karış oldukları halde, barut güçlerinin fazla olması yüzünden bu tarafın 16 karışlık toplarınınkinden daha etkili olurlar.


Otuzdördüncü Öğüt: Hem kumbara işine, hem de kâfir gemilerinin yelkenlerini yakmak için ok ve aletler işine önem verilmeli ve savunma araçları da bir yana bırakılmamalı.


Otuzbeşinci Öğüt: Eski günlerden beri vilayetler fethetmiş asker dururken, levent yazmaya heves edilmemelidir (Levent, 15. yüzyıl sonuyla 16. yüzyılda Türk korsan gemilerinde çalışan ve Akdeniz'de iş gören güçlü denizciye verilen isimdir. Levent yazmak, deniz kıyısındaki Türklerle, adalardaki “levend-i rumi” denilen Rumlardan Türk gemilerine savaşçı deniz eri toplamaktır. Bunların alınması için bir kılıç veya mızraklarının ya da bir tüfek veya tabancalarının olması yeterliydi). Askeri kullanmanın hangi biçimde daha iyi olduğuna bakılması gerekir.


Otuzaltıncı Öğüt: Kalyonun donanmayı Boğaz'dan çıkardıktan sonra taşraya gitmeyip geri dönmesi gerekir. Donanmaya ayak bağı olmasının yararı yoktur, belki zararı bile olabilir.


Otuzyedinci Öğüt: Donanmanın denizde hafif ve hızlı olması gerekir. Nereye isterse gidebilmelidir. Kâfirler ancak böyle gemilerle altedilir. Zira onların çekdirileri kalyondan ayrılarak bizim donanmaya ayaktaş olamaz. Kalyonun yürümesi ise rüzgâra bağlıdır.


Otuzsekizinci Öğüt: Körfez Adası'nın yağmasına ve kıyıda kaleler yapılmasına önem verilmeli ve çalışılmalıdır. Bu şekilde kâfirlerin temellerinde gedikler açılır.


Otuzdokuzuncu Öğüt: Körfez ve Zadra hisarlarını fethetmek kolay bir iş sayılmaz. Buna girişilecek olursa büyük tedbirler alınmalı ve hazırlıklar yapılmalıdır. Merhum Sultan Beyazıt Han, İnebahtı Hisarı'nı ne kadar çabalayarak fethettiyse burada da o kadar büyük çaba gerekir.


Kırkıncı Öğüt: Eski padişahların sefer ve fetih olayları, kaptanların deniz seferleri ve savaşları üzerine anlatılanlardan ve yazılanlardan ders alınmalı ve gaflete düşülmemelidir.

 
Etiketler: Kâtip, Çelebi'den, Denizcilere, Kırk, Öğüt, -, 2,
Yorumlar
Haber Yazılımı