Yazı Detayı
03 Ocak 2021 - Pazar 14:13 Bu yazı 802 kez okundu
 
İcra Müdürlüğü İşlemlerine Karşı Şikâyet Kanun Yolu
Av. H. Murat SARIÇOĞLU
murat@saricoglu.av.tr
 
 
İcra müdürlüklerinin görevleri kapsamında yapmış oldukları tüm işlemlerin yürürlülükte olan hukuk kurallarına uygun olması gerekmektedir. İcra müdürlüklerinin yapmış oldukları işlemlerin hukuka aykırı olması durumunda ise söz konusu işlemden zarar görenler, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca icra mahkemesi nezdinde şikâyet kanun yoluna başvurabilmektedirler. Biz de bu yazımızda icra ve iflas hukukuna özgü bir kanun yolu olan şikâyetten bahsedeceğiz.
 
Öncelikle şikâyetin kanun yolunun hukuki niteliğinden bahsedelim. Yaygın olarak bilinenin aksine şikâyet bir hukuk davası değildir. Her ne kadar usul bağlamında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) belirtilen hukuk davalarına oldukça benziyor olsa da şikâyet icra hukukuna özgü bir kanun yoludur. Başka bir anlatımla; şikâyet kanun yolu, icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen işlemlerin icra mahkemesince mevzuat hükümlerine uygunluğunun denetlenmesi olarak açıklanabilir. Bu sebepten ötürü; HMK’ya göre dava dilekçesinde bulunması gereken hususların şikâyet dilekçesinde bulunması şart değildir.
 
Şikâyet sonucunda icra mahkemesi tarafından verilecek hüküm, sadece şikâyet konusu icra takibi ile ilgili olarak kesin hüküm teşkil eder. Maddi anlamda ise kesin hüküm teşkil etmez. Bu durumu örnekle açıklayacak olursak; borçlunun icra takibinden önce borcu ödediğinden bahisle takibin iptaline yönelik olarak icra mahkemesine yapacağı şikâyet neticesinde şikâyetin reddine karar verilecek olursa, borçlu aynı icra takip dosyası ile ilgili olarak tekrardan aynı sebeple şikâyette bulunamaz. Diğer yandan icra mahkemesinin vermiş olduğu şikâyetin reddine yönelik karar, borçlunun takip konusu alacak ile ilgili olarak genel mahkemelerde açabileceği menfi tespit ya da istirdat davasına engel olmayacaktır. 
 
İcra müdürlüğünce yapılan işleminin hukuka aykırı olmasından dolayı zarar gördüğünü iddiasında olan her bir ilgili şikâyet kanun yoluna başvurabilir. Buradan anlaşılacağı üzere şikâyet eden alacaklı veya borçlu dışındaki bir üçüncü kişi de olabilir.  
 
Şikâyet kanun yoluna başvurma sebeplerini dört ana başlık altında toplayabiliriz;
 
- Yapılan işlemin kanuna muhalif (aykırı) olması. Mevzuat hükmünün hiç uygulanmaması veya yanlış uygulanması durumunda, yapılan işlemin kanuna aykırı olması durumu söz konusu olmaktadır. Buradaki “kanun” kelimesinden sadece İİK değil, icra ve iflas ile ilgili olarak yürürlülükte bulunan tüm mevzuat hükümleri anlaşılmaktadır. Ödeme süresi içerisinde haciz işlemi yapılması, İİK’nın 126. maddesi hükmü gereği yapılması gereken ilan yapmadan hacizli taşınmazın satılması ya da söz konusu ilanın İİK’da belirtilen şartları taşımaması gibi durumlar, icra müdürlüğü tarafından yapılan işlemin kanuna aykırı olmasına örnek olarak gösterilebilir. 
 
- Yapılan işlemin olaya uygun olmaması. Kanunun icra müdürlüğüne yapılacak işlem ile ilgili olarak takdir yetkisi tanıdığı durumlarda, icra müdürlüğünün yetkisini işleme hatalı olarak uygulaması durumunda yapılan işlemin olaya uygun olmaması durumu söz konusu olmaktadır. İİK’nın “Hacizi caiz olmayan mallar ve haklar” başlıklı 82. maddesinde sayılan mal veya haklardan birinin örneğin öğrenci bursunun haczedilmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. 
 
- Bir hakkın yerine getirilmemesi. İcra müdürlüğünün görevi dahilinde olan herhangi bir işlemi geçerli bir sebep olmaksızın yapmayı reddetmesi durumunda, bir hakkın yerine getirilmemesi durumu söz konusu olmaktadır. İİK’da belirtilen usul ve esaslara uygun bir takip talebinin icra müdürlüğünce işleme alınmaması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.  
 
- Bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması. İcra müdürlüğünün ilgilinin talebi üzerine veya kendiliğinden yapmakla yükümlü olduğu herhangi bir işlemi mevzuat hükümlerinde belirtilen sürede veya uygun bir süre içerisinde geçerli bir sebep olmaksızın yapmaması durumunda, bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması durumu söz konusu olmaktadır. İİK’da belirtilen usul ve esaslara uygun bir haciz talebinin aradan geçen uzunca bir zamana rağmen icra müdürlüğü tarafından işleme alınmaması ya da icra müdürlüğüne sunulan takip talebinin ardından üç gün içerisinde ödeme emrinin düzenlenip borçluya gönderilmemesi gibi durumlar bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılmasına örnek olarak gösterilebilir.  
 
İİK’da belirtilen ve yukarıda dört ana başlık altında belirttiğimiz şikâyet sebeplerine ek olarak, İİK’da belirtilmemiş fakat Yargıtay içtihatları ile uygulama alanı bulan “kamu düzenine aykırılık” da şikâyet sebebi olarak sayılmalıdır. İcra takibinin dayanağı olan kambiyo senedinin düzenlendiği tarihte 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) bağlamında borçlunun bu işlemi yapmaya ehliyetli olmaması durumu kamu düzenine aykırılığa örnek olarak gösterilebilir. 
 
Şikâyet kanun yoluna başvurma süresi, şikâyet sebebine göre farklılık göstermektedir. Yapılan işlemin kanuna aykırı olması veya yapılan işlemin olaya uygun olmaması sebepleriyle yapılacak şikâyet kanun yolu başvuruları, şikâyetin konusu işlemin ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde yapılabilir. Burada işlemin öğrenildiği gün hesaba katılmaz, örneğin 01.06.2020’de öğrenilen bir icra müdürlüğü işlemi ile ilgili olarak en geç 08.06.2020’de şikâyet kanun yolu başvurusu yapılmış olmalıdır. Şikâyet konusu işlemin ilgilisine tebliğ edilmediği durumlarda, ilgilinin söz konusu işlemi öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren şikâyet süresi başlayacaktır. İlgilinin şikâyet konusu işlemi öğrendiği beyan ettiği tarihin doğru olmadığı ancak yazılı belge ile ispat edilebilir. Şikâyet kanun yolu başvurusu icra mahkemesine yapılmalıdır, icra müdürlüğüne yapılacak başvuru hak düşürücü süreyi durdurmayacaktır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiplerde, İİK’nın 168. maddesinde belirtilen sebeplerle yapılacak şikâyet kanun yoluna başvurma süresi ise şikâyet konusu işlemin ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren beş gündür. Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta, hak düşürücü sürenin adli tatil süresince de devam etmekte olduğudur. Bir hakkın yerine getirilmemesi, bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması veya kamu düzenine aykırılık sebepleriyle yapılacak şikâyet kanun yolu başvuruları ise herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. 
 
Yaygın olarak doğru bilinen yanlışlardan bir diğeri, şikâyet kanun yoluna yapılacak başvuru ile icra takibinin kendiliğinden duracağı şeklindeki hatalı bilgidir. İcra mahkemesi aksi yönde karar vermediği sürece, şikâyet kanun yoluna başvurulmuş olması icra takibini durdurmayacaktır.  
 
Şikâyet kanun yolu başvurusu, işlemi yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılmalıdır. Haczedilecek malların takibin yapıldığı icra dairesinin yetki alanı dışında bulunması durumunda, haciz işlemi malların bulunduğu yerdeki icra dairesi tarafından yapılır. Bu halde haciz ile ilgili olarak yapılacak tüm şikâyet kanun yolu başvuruları, haczi yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılmalıdır.  
 
İcra mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda şikâyetin kabulü ya da reddi yönünde karar verilir. Şikâyetin kabulü halinde şikâyet sebebine göre; şikâyet konu işlemin bozulması, şikâyet konusu işlemin düzeltilmesi ve icra müdürlüğünün sebepsiz olarak yapmadığı veya sürüncemede bıraktığı işlemlerin yapılmasının emredilmesi şekilde karar verilebilir.   
 
 
Etiketler: İcra, Müdürlüğü, İşlemlerine, Karşı, Şikâyet, Kanun, Yolu,
Yorumlar
Haber Yazılımı