Yazı Detayı
23 Haziran 2020 - Salı 23:52 Bu yazı 625 kez okundu
 
Coğrafi Keşifler ve Denizcilik
Osman BAHADIR
 
 

Coğrafi keşifler çağı olarak nitelendirebileceğimiz 1400-1600 yılları arasındaki dönem, insanlık tarihinin büyük dönüşüm evrelerinden biridir.

 

 

1400 yılında Avrupalılar tarafından yapılmış olan dünya haritalarında çizimler çok büyük ölçüde tahminlere dayanıyordu ve Avrupa kıyıları ötesinde kalan bölgeler de genellikle yanlış gösteriliyordu. Afrika’nın güneye doğru nasıl uzandığı ve Hint Okyanusu’nda kara parçasının olup olmadığı belirsizdi. Ayrıca bu haritalarda Amerika, Avustralya ve Pasifik’ten herhangi bir iz bile yoktu. Avrupa’nın, Afrika’nın ve Asya’nın iç bölgeleri hakkındaki bilgiler de yanlışlıklar içeriyordu.

 

1600 yılında ise, haritası olmayan ya da eksik bulunan yerler olarak sadece Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Pasifik kalmıştı.

 

Yaklaşık iki yüzyıl içinde tamamlanan bu gelişmelere yol açan etkenler nelerdi?

 

15. yüzyılın başlarında Avrupa’da başlayan büyük coğrafi keşifler sürecine damgasını basanlar, Portekiz ve İspanya oldu.

 

Portekiz ve İspanya keşiflerde nasıl öncü oldular?

 

15. yüzyılın başlarında Portekiz, küçük ve yoksul bir köylü ülkesiydi. Bu dağlık ve küçük ülke tarıma elverişli değildi ve Atlas Okyanusu’nun kıyıya yakın kesimlerinde yapılan balıkçılık, ülke ekonomisinin en önemli sektörünü oluşturuyordu. İspanya ise (o tarihte Kastilya) daha geniş topraklara sahipti. Nüfusu daha fazlaydı ve tarım ve hayvancılık ülke ekonomisinde önemli bir yer tutuyordu. Özellikle Portekiz’in karasal olarak genişleme olanağı yoktu. İspanya ise İberya yarımadasının Müslümanlardan geri alınmasından sonra Müslümanlar karşısında hiçbir başarı sağlayamadı. Kuzey batı Afrika kıyılarına yönelik birkaç girişimi sert direnişlerle karşılaştı. Öte yandan Akdeniz’de yeni bir Müslüman güç ilerlemeye başlamıştı: Osmanlılar. Osmanlılar balkanlarda da ilerliyor ve Avrupa içlerini tehdit etmeye başlıyordu.

 

İşte böyle bir coğrafi konumda ve tarihsel dönemde, öncelikle Portekizliler denizlerde uzak yolculuklara girişmeye başladılar. Kendi kaderlerini zorlayabilmelerinin ve zenginliğe ulaşabilmelerinin tek açık yolu Atlantik sahilleriydi. Kuşkusuz Portekiz ve İspanya’nın deniz aşırı yayılmalarının ardındaki ekonomik dürtü, kendi malları için yeni pazarlar arama kaygısı değildi. Bu serüvenler, ticaret ve Avrupa ticaret sisteminin bir bölümünü oluşturan kaynaklar için, özellikle de değerli madenlerin elde edilmesi için yapılıyordu. Avrupalılar için baharat ve zenginlikler bölgesi Doğu ile altın kaynağı olarak Afrika, her zaman göz kamaştırıcı olmuştu. Marko Polo’nun seyahat anıları ile çeşitli mitler ve efsaneler, maceracı ve gözü pek İberya gemicilerini zenginlik ve servet için açık denizlere çekiyordu.

 

Bu girişimlerinde onların bazı avantajları da vardı. Gemi teknolojileri diğer Akdeniz ülkelerine göre daha gelişmişti. Tekneleri, Atlas Okyanusu’nun sert dalgalarına dayanabilecek yapıdaydı.

 

Portekizlilerin ve İspanyolların denizaşırı seyahatlere çıkmalarında itici rol oynayan bir diğer etken de din oldu. 15. yüzyılda din, günlük yaşamın ve insan düşüncesinin önemli bir parçasıydı ve insanların davranışlarını büyük ölçüde etkiliyordu. Portekizliler, Afrika’nın batı kıyılarından aşağıya yöneldiklerinde, Aşağı Afrika’da, Müslümanlara karşı ittifak yapabilecekleri büyük bir Hristiyan imparatorluğu ile karşılaşacaklarına inanıyorlardı. Bu tür inanışlar onların cesaretlerini arttırıyordu.

 

Denizaşırı seyahatlere Portekizlilerden daha geç başlayan İspanyolların, açıklarını kapatmaları için daha fazla risk almaları gerekiyordu. (Önce Portekiz’den destek arayan fakat bulamayan Kolomb, Ptolemy'nin Almagest adlı eserinden yararlandığı için, batı Avrupa ile Amerika kıyıları arasındaki mesafeyi, gerçek değerinden çok daha küçük olarak hesaplamıştı. Portekizliler bu mesafe için daha gerçekçi bilgilere sahiptiler.)

 

İtalya’nın coğrafi konumu onu Akdeniz ticaretinin odağı yapıyor ve bu bölge, Afrika ile Asya’dan gelen ticaret yollarının merkezinde yer alıyordu. Venedikliler, ticaretleri ve zenginlikleri için yüzyıllardır Doğu’ya yönelmişlerdi ve bu onlar için geleneksel bir durumdu. Ayrıca Venedikliler 1492 - 1573 yılları arasında Osmanlılarla denizde savaşmak zorunda kaldılar.

 

Öte yandan İtalya’nın ekonomik büyümesi, uzak kıtalardaki yayılmacı politikalar için kaynak ayrılmasını engelledi. Bu nedenle içe dönük yaşadılar ve kendi durumlarından hoşnut kaldılar. Zaten ilk Atlantik seyahatleri de İtalya’daki bir iç kargaşalıklar dönemine rastlamıştı. Ayrıca İtalyan gemileri, Akdeniz’in nispeten sakin sularına göre yapılmış daha dayanıksız teknelerdi. Bütün bunlara rağmen İtalyanlar keşif seyahatlerine katkıda bulundular. Hem bazı seyyahları mali olarak desteklediler, hem de haritacılık bilgi ve deneyimleriyle Portekizli ve İspanyol gemicilere yardımda bulundular.

 

Coğrafi keşiflerin gerçekleşmesinde önemli etkisi olan başka bir faktör de, Müslüman denizcilerin Avrupalı kâşiflere sundukları bilimsel ve teknolojik destektir. Bu destek o kadar önemlidir ki, coğrafi keşiflerin bilimsel ve teknolojik başarısını, bir Avrupalı eseri olmaktan çıkararak bir Avrupalı-Asyalı eseri olarak nitelendirilebilecek hale getirir. Magnetik iğne, Müslüman denizciler aracılığıyla Avrupa’da yayılmıştı. Usturlabın kullanımını da Avrupalılar büyük olasılıkla Müslüman gemicilerden öğrenmişlerdi. Ayrıca üç köşeli yelken de Araplardan alınmıştı. Asyalı kılavuzların ve denizcilerin bilgi ve ustalıklarının da büyük katkısı oldu. Vasco da Gama, 1498’de Hindistan’a doğrudan gidişini, batı Hint Okyanusu’nun Muson rüzgârlarını bilen Müslüman bir Hintlinin yardımına borçluydu. Fas’tan Ümit Burnu’na 80 yılda gelen Portekizliler, Asyalı denizcilerin yardımıyla Çin’e sadece 15 yılda ulaştılar.

 

Amerika kıtasının fethedilmesinin ve Afrika kıtasının güneyinden dolaşarak Uzak Asya'ya gidilmesinin ardından, dünya denizden ilk kez dolaşıldı, ticaret artık dünya ölçeğinde yapılmaya başlandı, ilk kez deniz aşırı imparatorluklar kuruldu ve bütün bunlara bağlı olarak yeni “keşfedilen” kıtaların ve bölgelerin doğal ya da biriktirilmiş servetleri, başka bir kıtanın, Avrupa'nın ekonomik, ticari, bilimsel, teknolojik vb. gelişimine kaynak olarak aktarıldı ve sonuçta etkileri bugüne kadar yansıyan gelişmeler yaşandı.

 

Portekizliler Batı Afrika kıyılarında ilerlediklerinde, Orta Afrika'dan altın ve köle elde etmişlerdi. 1450-1500 yılları arasında 150.000 kadar köle Afrika'dan Avrupa'ya getirildi. 14. yüzyıldaki kara ölümün (Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte birini yok eden büyük veba salgınının) ardından bu köle emeği Avrupa ekonomisinin canlanmasında önemli bir rol oynadı. Amerika kıtasının kuzeyinde pamuk, güneyinde (Brezilya'da) ise şeker plantasyonlarının kurulmaya başlamasıyla birlikte köle ticareti yön değiştirdi ve hacim olarak daha da büyüdü.

 

Portekizliler 16. yüzyıl boyunca Afrika ve Asya kıyılarında kaleler inşa ettiler ve Çin'e kadar uzandılar. Denizden doğan bir ticari imparatorluk kuran Portekiz, karasal yayılma yoluna gitmedi. Çünkü buna ne mali, ne de insan kaynakları elveriyordu.

 

Deniz aşırı seyahatlara nispeten daha geç başlayan İspanyollar ise Portekizlilerin tersine karasal imparatorluk peşinde koştular. Amerika'nın keşfinden sonra İspanyollar, tarımı ve ticareti küçümseyen insanlarıyla hep karasal imparatorluk kurma yolunu tuttular. Kuzey ve Güney Amerika'da bunu gerçekleştirdiler. Kendilerine bağlı koloniler oluşturdular ve bu yörelerin tüm doğal zenginliklerini ticaret dışı yöntemlerle ele geçirdiler.

 

Coğrafi keşiflerin öncüsü olan Portekizliler ve İspanyollar yeni kıta ve bölgelerden elde ettikleri değerli madenleri ve köleleri Avrupa'ya getirdiler. Bu kaynakların Avrupa'nın ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişiminde belirleyici rolü oldu. Ticaret canlandı ve kapitalizm gelişmeye başladı.

 

Coğrafi keşiflerin bilimsel, siyasi, ekonomik ve teknolojik birçok sonuçları oldu. Her şeyden önce Macellan'ın başlattığı ve onun Filipinler'de ölmesiyle Sebastiyan del Cano'nun tamamladığı 1124 gün süren seyahatle, Sevilla'dan hareket edilip hep batıya gidilerek tekrar Sevilla'ya dönülmesiyle, dünyanın yuvarlak olduğu ilk kez fiilen ispatlanmış oldu. Dünyanın coğrafik, bitkisel, zoolojik, jeolojik özellikleriyle ilgili muazzam bir bilgi birikimi sağlandı. Gemi teknolojisinde önemli ilerlemeler gerçekleşti. Özellikle açık denizlerin çetin koşullarına dayanıklı gemilerin yapımında önemli teknik gelişmeler sağlandı. Daha sonraki yıllarda bilim aracılığıyla doğanın anlaşılmasında gösterilen başarılarda, coğrafi keşifler yoluyla doğanın daha iyi anlaşılmış olmasının önemli bir etkisi vardır. Avrupa'daki gerek bilimsel devrimde gerekse kapitalizmin gelişmesinde coğrafi keşiflerin önemli rolü ve etkisi oldu.

 

Dünya ticareti ve ekonomisinin küresel bir nitelik kazanması, elbette coğrafi keşiflerin gerçekleşmesiyle başlamıştır. Bu gelişmeye bağlı olarak dünya çapında büyük bir siyasi ve ekonomik rekabet ve egemenlik çatışmaları doğdu.

 

1600 yılından sonra deniz aşırı ticarette egemenliği ele geçiren ve yayılmacılığı sürdüren ülkeler, daha güçlü ve gelişen ekonomileriyle Hollanda ve İngiltere oldu.

 

Bugünkü dünyamızın şekillenmesinde en büyük rolü olan tarihsel olaylardan birinin, kıtalar arasındaki ilişkinin beş asır önce büyük denizlerin aşılması yoluyla kurulması olduğunu söyleyebiliriz.

 
Etiketler: Coğrafi, Keşifler, ve, Denizcilik,
Yorumlar
Haber Yazılımı