Yazı Detayı
26 Ocak 2021 - Salı 22:43 Bu yazı 2983 kez okundu
 
Bir Çanakkale Şehidi Torunu “Bizim Dimitri”
Melih ASAROĞLU
Çanakkale Savaşları, Atatürk ve Balkanlar Bölgesi Uzmanı
 
 

Günümüz Yunanistan’ının Adriyatik kıyısındaki şirin bir kenti olan Preveze’de şehir meydanındaki saat kulesinin karşısındaki eczaneye yolunuz düştüğünde sizleri sağlıklı ve zinde görüntüsü, Anadolu kavruğu ten rengi ile Dimitri Karatasos, İstanbul Yedikule’deki adıyla “Bizim Dimitri” Preveze halkının tabiriyle “Turkos Dimitri, ya da “Türkosporos Dimitri” yani “Türk tohumu Dimitri” karşılayacaktır. Kendisini Türk, Rum ve İstanbullu olarak tanımlayan ve “Bu üçlü özelliğimi dünyadaki hiçbir hazine karşısında değişmem.” diyen Dimitri’nin soy hikâyesi Türk Milleti’nin dünya tarihine destan olarak kaydettirdiği Çanakkale’ye kadar uzanmaktadır.

 

2 Ağustos 1914’te Osmanlı Devleti genel seferberlik ilan ettiğinde, Gümüşhane kökenli olup, İstanbul Rumları’ndan olan inşaat mühendisi Karalazos oğlu Dimitri, seferberlik çağrısına uyarak Türk Ordusu’nun saflarına katılmış, vatanına kan ve can borcunu ödemek üzere Çanakkale’nin yolunu tutmuştu. Deniz topçusunun cehennemi bombardımanına karşı kendini ölüm sağanağının içerisinde bulan Dimitri, Çanakkale Muharebeleri’nde ağır yaralandı. İstanbul’a sevk edilen Dimitri burada bir yıla yakın tedavi gördü. Kangren dolayısı ile son çare olarak eli kesildi. Vücudu bu yaraya dayanamadı ve Karalazos oğlu Dimitri diğer arkadaşları gibi vatanına can borcunu ödedi. 

 

Aleko (Ali/Tatar Ali) Askerlik Yılları (Sol alt başta oturan)

 

Dimitri’nin oğlu Aleko namı diğer “Ali” mahalle arkadaşlarının deyimi ile “Tatar Ali” babası şehit olduğunda çok küçük yaşta olduğundan babası Dimitri’yi onunla ilgili anlatılan hikayelerden tanımıştı. Aleko’da askerlik çağı geldiğinde babası gibi hiç tereddütsüz ordusuna katılmış, önce Muş’ta daha sonra 1939 Erzincan depremi dolayısı ile yardım taburu olarak iştirak ettiği Erzincan’da, İkinci Dünya Savaşı’nın endişesi içerisinde 52 ay süren askerlik hizmetinin ardından tekrar İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’a döndüğünde birisi Mahmutpaşa Rastıkçı Sokak’ta diğeri Beşiktaş Orta bahçe’de olmak üzere 2 unlu mamuller fabrikası kuran Aleko, lezzetli yiyecekleri ve krik krak, kuluraki, anasonlu galetası ile civarda nam salmıştı. 1953 yılının Kumkapı’sının Cilavcı Sokağı Aleko’nun bir başka mutluluğuna şahit oldu. Madam Anna Hanım’ın dünyaya getirdiği erkek evlada Aleko, Çanakkale şehidi babası Dimitri’nin adını vermişti. Bu Dimitri İstanbul’a ve Türk milletine olan aşkıyla tanınan, bugünkü Preveze’nin “Turkos Dimitrisi”, Samatya’nın ve Türk milletinin “Bizim Dimitri’siydi.” Dimitri’nin hikâyeleri hatta rüyaları hep İstanbul’dan başlamaktadır. Çünkü bir insanın çocukluğu aslında içinde yaşattığı anavatanıdır. Dimitri’nin ailesinin bir özel yanı da halası Marika Hanım’ın, Osman Dündar Bey, teyzesi Sultana Hanım’ın ise Bosna göçmeni Nihat Koçak Bey ile evli olmasıydı. Osman Bey’den bahsedildiğinde hemen gözleri dolmaktadır Dimitri’nin. Osman Amcası Dimitri’nin hayatı boyunca unutamadığı bir insandı. Dimitri 6 yaşındadır ve kendisine araba çarpmıştır. Osman Bey ise bu olayı duyar duymaz üzüntüsünden baygınlık geçirip hastaneye yatırılmıştır ve kendisinde şeker hastalığı baş göstermiştir. Osman amcası Dimitri’nin tabiriyle “Bal gibi adamdı.” Marika halasını Dimitri ve ailesini çok severdi. Bu unutulmazlıklar içerisinde büyüyen Dimitri ve ailesi, Kıbrıs gerginliğinin yarattığı ortam dolayısı ile her şeyini geride bırakıp 1972’de anayurttan ayrılmak zorunda kaldı. 

 

Yunanistan’a sadece üzerindeki kıyafetlerle giden Dimitri, hayata yeniden başlasa da, hayat onun için hep İstanbul’la var oldu. Yunanistan’da 40 yıl nüfus cüzdanı olmadan yaşayan Dimitri’nin 40 yıl sonra, 2012’de İstanbul’u ziyareti ise hayatının kelimeler ile anlatılmayacak anlarından birisi idi. İçerisinde taşıdığı Türkiye hasreti günden güne artan Dimitri, Türkiye’siz yaşayamadığını söylemektedir. Belki de bu hasret duygusundan olsa gerek Dimitri’yi tek alıkoyan şey ise spor. Masa tenisinde rakip tanımayan ve yaz-kış fark etmeksizin her gün 8 km. koşan Dimitri, Yunanistan’da da tam 14 kez maraton koşmuştur. Dimitri’nin rekorlarından birisi ise Yunanistan’da Spartathlon koşusu olarak bilinen Atina-Sparta arasındaki koşusudur. 245 km.’yi 31 saat 27 dk. hiç durmadan koşan Dimitri’yi bu noktaya getiren süreç, 1968’de İnönü Stadı’nda birlikte antrenman yaptığı İsmail Akçay Hocası ile başlamıştır. İsmail Akçay “1968 Mexico City Olimpiyatları’nı” Maraton 4.’sü olarak tamamlayarak Türk atletizm tarihine geçen efsanevi bir atlettir. Dimitri de 53 yıl boyunca bu sporu bırakmamıştır. “Babam Aleko Yeşildirek Spor Klubü’nün boksorü idi.” diyen Dimitri, sporu da Türkiye gibi kendisi için vazgeçilmez görüyor. Sevinciyle hüznüyle, İstanbul Kasap havasında Rumluğu ile, Büyük önderin “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözünü haykıracak kadar bizden biri olan Dimitri Karatasos, Türkiye ve Türk Milleti’nin gönlünde her zaman tertemiz duygular ile hatırlayacağımız “Bizim Dimitri” olarak kalacaktır.

 

 Emirgan /1951

Soldan sağa: “İbrahim Bey(Osman Dündar Bey’in üvey oğlu), Anna Hanım(Dimitri’nin Annesi) Babası Aleko (Ali) Bey, Teyzesi Sultana, Halası Marika, Osman Dündar Bey, Çocuklar: “Atilla, Mübeccel ve Irmak”

 

Unlu Mamuller Fabrikası Çalışanları ve Bizim Dimitri (Sağ üstte ikinci sırada)

  

Bizim Dimitri (Dimitris Karatasos)                                                                        Bizim Dimitri - İlkokul Yılları

Aydın Boysan ve Bizim Dimitri

 

 

 
Etiketler: Bir, Çanakkale, Şehidi, Torunu, “Bizim, Dimitri”,
Yorumlar
Haber Yazılımı