Yemen'de Hükümet Güçleri ile Husilerin Çatışmaları 5 Vilayette Yoğunlaştı

Yemen'de meşru hükümet birlikleri ile İran destekli Husiler arasında aylardır süren kırılgan ateşkes ortamı, temas hatlarındaki 5 vilayette yer alan kritik stratejik noktalarda patlak veren şiddetli çatışmalarla tamamen bozuldu.

Uluslararası basındaki haberlere göre, Husilerin 3 Eylül'de Taiz’in batısı ve Hudeyde'nin güneyinden stratejik Muha Limanı ile Babulmendeb Boğazı'na doğru başlattığı çok cepheli saldırının ilk şokunu atlatan hükümet güçleri, Husi kuvvetlerini bölmek amacıyla cepheyi genişleterek kapsamlı bir karşı saldırı başlattı.

Yemen Savunma Bakan Yardımcısı Tümgeneral Semir es-Sabri, hükümetin nihai amacının "Sana'yı kurtarmak" olduğunu teyit etti.

Hükümet Güçleri Sözcüsü Albay Macid Nezili, operasyonun hedefini "Başkenti tüm Yemenlilerin merkezi haline getirmek" olarak açıkladı ve sivillere Sana'ya bağlanan Nehm, Sarvah, Mehliye ile Hazm ikmal yollarından uzak durmaları çağrısında bulundu.

Çatışmalar; Cevf-Marib hattı, Batı Sahili ve Hudeyde koridoru, Taiz cephesi ile iç kesimdeki Beyda ve Dali güney güvenlik kuşağında yoğunlaştı.

Taiz Cephesi
Yemen'in en yoğun nüfuslu vilayeti olan Taiz, sadece iç kesimdeki dağlık yapısıyla değil, batı sınırlarının doğrudan Kızıldeniz'e ve Babulmendeb Boğazı'nın girişine uzanması dolayısıyla savaşın en kritik stratejik düğüm noktasını oluşturuyor.

Dünyanın en önemli deniz ticaret koridorlarından biri olan Babulmendeb Boğazı ile stratejik Muha Limanı idari olarak Taiz vilayeti sınırları içerisinde yer alıyor.

Vilayetin sahil şeridini ele geçirmek, özellikle Husilere bölgeye konuşlandıracakları gemisavar füzeleri, kıyı radarları ve insansız hava araçlarıyla Babulmendeb'den geçen küresel ticaret gemilerini ve Suudi Arabistan petrol tankerlerini doğrudan ateş menziline alma imkanı sunuyor.

Uzmanlar, Husilerin kentin batısından başlattığı saldırının ana amacının; dağlık alandan kıyı şeridine inerek Muha Limanı'nın iç kesimlerle bağını koparmak ve Babulmendeb'e dayanarak deniz trafiği üzerinden bölgesel şantaj gücünü artırmak olduğunu belirtiyor.

Hükümet birliklerinin batıda Barah ve Makbene, güneyde ise Hayfan ve El-Mefalis hattındaki hakim tepeleri geri alması; Husilerin sahile inme ve boğazı ateş menziline alma girişimini akamete uğrattı.

Bu kazanım, hem geçici başkent Aden ve Lahic yönündeki ikmal yollarını güvenceye aldı hem de Babulmendeb Boğazı çevresindeki deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik doğrudan tehdidi bertaraf etti.

Cevf ve Marib Hattı
Hükümet güçlerinin karşı saldırısının en kritik ayağını oluşturan Cevf ve Marib hattı, Yemen'in ekonomik can damarı ile siyasi geleceğinin kesiştiği nokta olması nedeniyle hayati önem taşıyor.

Marib, meşru hükümetin elindeki en zengin petrol ve doğal gaz havzalarına ev sahipliği yaparken, komşu Cevf vilayeti ise Husilerin kalesi konumundaki Saada ile başkent Sana’ya açılan ana kuzey kapısı niteliğinde.

Bu hatta kontrolü sağlayan taraf, yalnızca ülkenin enerji kaynaklarını değil, başkent Sana'ya giden ikmal ve saldırı güzergahlarını da doğrudan denetim altına alma imkanına kavuşuyor.

Hükümet birliklerinin Cevf’te stratejik Lebenat Askeri Kampı ile çevresini ele geçirmesi, Husilerin Marib petrol sahalarına yönelik kuşatma tehdidini kırarken, hükümet güçlerine doğrudan Sana yönünde lojistik bir sıçrama tahtası kazandırdı.

Bu hamleyle Marib'in güvenliği derinlemesine tahkim edilirken, Husiler kuzey sınırında savunma pozisyonuna geçmek zorunda kaldı.

Batı Sahili ve Hudeyde Hattı
Hükümet güçleri ile Husiler arasındaki şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgelerin başında Batı Sahili ve Hudeyde Hattı geliyor.

Batı Sahili ve Hudeyde Hattı, küresel ticaret yolları açısından hayati bir stratejik öneme sahip olması nedeniyle her iki taraf için de büyük önem arz ediyor.

Zira, Yemen’in en önemli limanlarından Hudeyde Limanı bu bölgede yer alıyor. Ayrıca Hudeyde ve Batı Sahili’ni kontrol altında tutan taraf Babulmendeb’in kontrolünde de önemli bir avantaja sahip olacak.

Kızıldeniz sahilinde Muha'dan Hudeyde yönüne ilerleyen hükümet güçleri ve Ulusal Direniş Gücü birlikleri, El-Faze mevkisinden kentin güney girişine baskı uygulayarak Husileri savunmaya zorladı.

Karşı saldırı neticesinde güney Hudeyde'deki stratejik Hays ilçesinin tamamında kontrol sağlandı; kırsal alanlar, vadiler ve hakim tepeler Husilerden alındı.

Hays'ın güvenceye alınmasının ardından hükümet birlikleri komşu El-Cerrahi ilçesine doğru ilerleme kaydederek kıyı boyunca Husi mevzileri üzerindeki baskıyı artırdı.

İç Cephe (Beyda) ve Güney Kuşağı
Ülkenin coğrafi kalbinde yer alan Beyda vilayeti ile Dali hattı, Yemen'in kuzey ve güneyindeki tam 8 vilayeti birbirine bağlayan en stratejik kavşak noktası olması sebebiyle kritik bir askeri değere sahip.

Beyda'ya hakim olmak, orduya aynı anda hem Marib ve Şebve gibi petrol zengini vilayetlerin arkasını emniyete alma hem de Aden ve Lahic yönündeki güney sınır kuşağını doğrudan koruma imkanı veriyor.

Ordu birliklerinin Beyda'da karşı saldırıyla yeni alanlar kazanması ve Dali'deki temas noktalarını tutması, Husilerin dağlık bölgelerden güneye sızarak geçici başkent Aden'i kuşatma riskini ortadan kaldırdı.

Bu hamle, Husilerin iç hatlardaki manevra alanını daraltırken hükümet yanlısı koalisyonun güneydeki idari ve lojistik merkezlerini güvenli bir çember içine almasını sağladı.

Demografik ve coğrafi asimetri
Sahadaki harita belirgin bir demografik ve coğrafi asimetriyi de ortaya koyuyor.

Hükümet koalisyonu geniş petrol havzaları ve çöl arazilerini elinde tutarken; Husiler coğrafi olarak daha dar ancak nüfus yoğunluğunun büyük kısmını barındıran kuzeybatı dağlık bölgesine hükmediyor.

Öte yandan sahadaki çatışmalar, İran destekli nüfuzu kırmaya yönelik bölgesel bir hesaplaşmanın parçası olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki analistler, Suriye'de Esed rejimine karşı yürütülen saldırıyla paralellik kurulan Yemen'deki bu karşı saldırının da aynı isimle, "Saldırıyı Caydırma" (Rad'u’l-Udvan) adıyla anıldığına dikkati çekiyor.

Ağır insani bilanço ve BM uyarısı
Çatışmalar sahadaki insani krizi derinleştirdi. Son birkaç gün içindeki temaslarda her iki taraftan en az 100 ila 150 savaşçının öldüğü tahmin ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), çatışmalarda ölü ve yaralı sayısının son iki haftada yüzde 208 artarak 194 ölü ve 884 yaralıya ulaştığını, yoğunlaşan çatışmalar nedeniyle sadece Taiz'den yaklaşık 21 bin sivilin (3 bin aile) göç etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ise 2022 ateşkesinden bu yana yaşanan en şiddetli çatışmaların topyekûn ve kontrol edilemez bir savaşa dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulunarak, taraflara askeri operasyonları derhal durdurma ve azami itidal gösterme çağrısı yaptı.

Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere ülkenin büyük bölümünde kontrolü elinde bulunduran Husiler ile uluslararası alanda tanınan meşru hükümete bağlı güçler arasındaki çatışmalar ülkenin çeşitli bölgelerinde devam ediyor.

Son dönemdeki çatışmalar, 2022 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki ateşkes sürecinden bu yana bölgede görülen en şiddetli çatışma dalgaları arasında yer alırken, uluslararası merciler Yemen'in yeniden geniş çaplı bir çatışma sarmalına sürüklenebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Husiler, Suudi Arabistan'a saldırdı
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Husilerin ülkenin güneyindeki Abha, Hamis Muşayt, Cazan ve Necran kentlerinde ticari ve sivil merkezleri hedef aldığı bildirildi.

Açıklamada, 4 kente düzenlenen bu saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 73 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Suudi Arabistan'ın saldırılara vereceği yanıta ilişkin belirsizlik sürerken, yaşanan bu gelişme bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdı.

Dünya Haberleri

İran, Basra Körfezi ve ABD'nin Abluka Hattı Boyunca "Yasak Bölge" Oluşturacak
Bulgaristan Deniz Kuvvetleri, Karadeniz'de Bulunan İHA'yı İnceliyor
AB'den Grönland'a 200 Milyon Avroluk Yatırım Paketi
İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nda Güvenli Rota İçin Anlaşmaya Yakın
İran'dan ABD'ye Tehdit: Petrol Varlıklarımıza Saldırırsanız Siz De Saldırıya Uğrarsınız