Türkiye Denizlerinde Tropikalleşmenin Etkileri Gözlemlendi

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından gerçekleştirilen bilim seferinde, sıcaklık artışına bağlı olarak Türkiye denizlerindeki tropikalleşme eğiliminin sürdüğü, Kızıldeniz kökenli istilacı türlerin yayılımının arttığı gözlemlendi.

TÜDAV, Akdeniz, Ege ve Marmara denizlerini kapsayan 2026 ilkbahar araştırma seferini tamamladı. TÜDAV-Maru araştırma gemisi ile İstanbul'un Beykoz ilçesinden başlayıp Antalya'nın Kaş ilçesinde sona eren seferde görev alan 15 bilim insanı, 100'den fazla noktada deniz ekosistemine ilişkin çok sayıda parametrede veri topladı.

Sefer kapsamında deniz suyu sıcaklığı, tuzluluk ve ışık geçirgenliği gibi temel fiziksel özellikler incelenirken, deniz çayırları, deniz memelileri, deniz kaplumbağaları, mikroplastikler ve deniz anaları üzerine araştırmalar yürütüldü.

TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, seferde iklim değişikliğiyle bağlantılı tür hareketleri, biyolojik çeşitlilikteki değişimler ve deniz memelilerinin durumunun araştırıldığını söyledi.

İstilacı türlerin artmaya devam ettiğini aktaran Öztürk, "Kızıldeniz kökenli canlıların Akdeniz'e girişleri devam ediyor. Bu da yeni türlerin gelişinin sürdüğünü gösteriyor. Deniz kestanesi, göçmen denizanası gibi türler yoğunluklarını koruyor. Aslan balığının ise daha kuzeye yayıldığını görüyoruz. Eskiden İzmir çevresinde görülen türün artık Ayvalık'a kadar ulaştığını tespit ettik." dedi.

"Kızıldeniz kökenli türlerin yayılımı sürüyor"
Türkiye denizlerinde tropikalleşme eğiliminin devam ettiğini aktaran Öztürk, "Tropikalleşme, iklim değişikliğine bağlı olarak sıcak deniz türlerinin kuzeye doğru yayılması anlamına geliyor. Akdeniz'de Kızıldeniz kökenli türlerin yayılımı sürerken, Karadeniz'de de Akdeniz türlerinin arttığını gözlemliyoruz. Marmara Denizi'nde de yabancı tür sayısı 150'yi geçti, bunların yarısı Kızıldeniz kökenli türler." diye konuştu.

Bazı bölgelerde deniz yüzeyinin altında kısa süreli müsilaj oluşumlarına rastlandığını ancak yaygın bir tablo gözlemlenmediğini bildiren Öztürk, Ege Denizi'nde sert mercanlarda beyazlaşmanın sürdüğünü, bunun deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine karşı kırılganlığını gösterdiğini ifade etti.

Sefer sırasında kendisini en çok etkileyen bulgulardan birinin deniz çayırlarındaki gerileme olduğunu dile getiren Öztürk, şu bilgileri paylaştı:

"Bodrum Yarımadası'nda yaklaşık 35 yıl önce yapılan çalışmalarla karşılaştırdığımızda önemli kayıplar yaşandığını tespit ettik. 1990'lı yıllarda kayıt altına aldığımız deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda bugün en az yüzde 50 oranında azalma gördük. Deniz çayırları denizlerin akciğerleri olarak kabul ediliyor ve bu kadar kısa sayılabilecek bir sürede yaşanan kayıp Akdeniz ekosistemi açısından ciddi bir tehdit. Bu nedenle Türkiye İş Bankası ile deniz çayırlarının ve mercanların korunması için iki ayrı proje yürütüyoruz."

"Göç etmeyen bireyler gözlendi"
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TÜDAV Biyoçeşitlilik Danışmanı Prof. Dr. Oğuz Türkozan, Türkiye'nin, nesli tehdit altındaki caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağaları için Akdeniz'deki en önemli üreme alanlarından birine sahip olduğunu söyledi.

Türkozan, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki yuvalama alanlarının yanı sıra gelişme, beslenme ve kışlama alanlarının da bu türlerin yaşam döngüsü açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Bazı bölgelerde üzeri alglerle kaplı deniz kaplumbağalarına rastladıklarından bahseden Türkozan, özellikle küçük ölçekli balıkçılığın yapıldığı ve balık artıklarının denize bırakıldığı kıyı alanlarında göç etmeyen bireylerin yoğunlaştığına dikkati çekti.

Türkozan, "Alglerle kaplı olmaları, uzun süre aynı bölgede kaldıklarına işaret ediyor. Kaplumbağaların balıkçıların temizleme sonrası denize atık bıraktığı saatleri dahi öğrenerek bu alanlarda beslenmeye yönelmesi, kısmen evcilleşmiş bireylerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu durum deniz kaplumbağalarının doğal beslenme ve göç davranışlarını olumsuz etkileyebilir. İnsan kaynaklı besinlere bağımlı hale gelen bireylerin ekosistem içindeki doğal hareketliliklerinin azalması türlerin uzun vadeli korunması açısından risk oluşturur." değerlendirmesinde bulundu.

"Pinalarda ciddi kayıplar yaşanıyor"
TÜDAV araştırmacısı ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. İlayda Destan Öztürk ise Akdeniz'e özgü ve nesli tehlike altında bulunan pina (Pinna nobilis) türüne ilişkin gözlemlerinin dikkat çekici olduğunu kaydetti.

Öztürk, şunları söyledi:

"Dalış merkezleri ve bölgedeki uzmanlarla yapılan görüşmelerde türün oldukça az görüldüğü ortaya çıktı. Pina, deniz suyunu filtreleyerek su kalitesinin korunmasına katkı sağlayan ve birçok canlı için yaşam alanı oluşturan endemik bir tür. Ancak son yıllarda artan sıcaklıklarla bağlantılı olduğu düşünülen hastalıklar nedeniyle tüm Akdeniz'de ciddi kayıplar yaşanıyor. Görüştüğümüz birçok dalgıç bu türe artık çok nadir rastladıklarını ifade etti."

Araştırma seferi boyunca kıyı bölgelerinde yaşayan vatandaşlar, dalış merkezleri, marina işletmeleri ve çocuklarla da bir araya geldiklerini anlatan Öztürk, deniz okuryazarlığı ve deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik bilgilendirme faaliyetleri yürüttüklerini sözlerine ekledi.

Deniz ve Çevre Haberleri

Muğla'da Tedavi Edilen Deniz Kaplumbağası "Şimşek" Denize Bırakıldı
Bodrum ile Kos Arasında Kesintisiz Deniz Çayırı Kuşağı Tespit Edildi
Akdeniz’in Kaybolan Canlılığı Yapay Resiflerle Geri Kazanılacak
Dalgıçlar Deniz Dibindeki Kirliliği Gün Yüzüne Çıkardı
Marmara Denizi İçin 5 Yıllık Yönetim Planı Hazırlanıyor