KOSDER 4. Geleneksel Yeni Yıl Kahvaltısını Gerçekleştirdi

Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından düzenlenen 4. Geleneksel Yeni Yıl Kahvaltısı, İTO Cemile Sultan Korusu’nda gerçekleştirildi.

Etkinlik kapsamında 2025 yılı değerlendirmesi ile 2026 sektör öngörülerinin paylaşılması amacıyla bir söyleşi düzenlendi.

Söyleşiye konuşmacı olarak Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan ile Türk P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker katıldı.

Etkinlik, KOSDER Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Torlak’ın açılış konuşmasıyla başladı. Torlak konuşmasında, oldukça zor bir yılın geride bırakıldığını belirterek, küresel ekonomik sorunlar ile uluslararası siyasette yaşanan çatışmaların ve savaşların bölgeye yansımasının ticareti doğrudan etkilediğini ifade etti. Tüm bu zorluklara rağmen 2026 yılının sektör için daha bereketli ve olumlu gelişmelere vesile olmasını umut ettiklerini ve bu yöndeki mücadeleyi sürdürdüklerini söyledi.

Göreve geldikleri günden bu yana mesajlarının net olduğunu vurgulayan Torlak, hedeflerinin üyelerin sesi olmak, sorunları doğru mercilere taşımak ve koster sektörünü kurumsal bir yapı haline getirmek olduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda idare, oda ve sektördeki diğer sivil toplum kuruluşlarıyla yakın ilişkilerin sürdürüldüğünü; üyelerin yaşadığı sorunların birebir görüşmelerle ilgili birimlere aktarıldığını ve çözüm üretilmeye çalışıldığını belirtti.

Ağustos ayında ilk istişare toplantısının gerçekleştirildiğini hatırlatan Torlak, 52 üyenin katıldığı toplantıda sosyal yenileme projesi, limanlarda yaşanan sorunlar, personel konuları ve PSC uygulamaları gibi birçok başlığın ele alındığını, karşılıklı fikir alışverişinin öneminin bir kez daha görüldüğünü söyledi. 2026 yılında da istişare toplantılarının belirli aralıklarla yapılmasının planlandığını aktardı.

Yeni yönetim olarak en önemli hedeflerinden birinin birlik ve beraberliği artırmak olduğunu ifade eden Torlak, koster veri bankasının bu noktada büyük önem taşıdığını vurguladı. Koster tonajı gündeme geldiğinde ilk başvurulan adres olmak istediklerini belirterek, bunun için üyelerin veri ve bilgi paylaşımına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Derneğe kalıcı bir merkez kazandırmanın da öncelikli hedefler arasında yer aldığını kaydeden Torlak, KOSDER’in 12 yıllık geçmişe ve 155 üyeye sahip büyük bir armatör ailesi olduğunu, dernek merkezinin temsiliyet açısından taşıdığı önemin herkes tarafından bilindiğini ifade etti. Bu amaçla 4 Kasım’da bir kampanya başlatıldığını belirten Torlak, hedefin 500 bin dolar olduğunu açıkladı. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kampanyaya 101 bin 232 dolar katkı sağladığını, diğer üyelerden ise yaklaşık 12 bin dolar bağış alındığını söyledi. Böylece yeni yönetimin başlattığı kampanyada toplam 113 bin 232 dolar toplandığını aktardı.

Önceki yönetim tarafından başlatılan kira destek kampanyasında toplanan 9 bin 59 doların da kasaya devredildiğini belirten Torlak, yeni yönetim olarak kiralama yerine derneğin sorununa kalıcı bir çözüm getirmek amacıyla satın alma yolunun tercih edildiğini ifade etti.

Bu vesileyle kurucu başkan Salih Bey’e, kurucu üyeler Hüseyin Bey’e ve önceki başkanlara teşekkür eden Torlak, kampanyanın herkesin imkânları ölçüsünde katkı sunması anlayışıyla devam etmesini diledi. Toplanan kaynakla mutlaka derneğe bir yer alınacağını vurgulayan Torlak, bunu gerçekleştirmeden yönetimi devretmeyeceklerini açıkça ifade etti.

Konuşmasında koster yenileme projesine de değinen Torlak, istişare toplantılarında tonajların ele alındığını, ancak yeni regülasyonlar ve özellikle yeşil dönüşüm sürecindeki belirsizlikler nedeniyle sürecin şu aşamada “bekle-gör” yaklaşımıyla yakından izlendiğini söyledi. Projenin kendi dönemlerinde hayata geçmemesi durumunda bile gelecek yönetime sağlam bir zemin ve gerekli hazırlıkların bırakılmasının önemsendiğini belirtti.

Torlak, 2026 yılının önemli projelerinden birinin SHIPROUTE 2026 olduğunu açıklayarak, bu yılın misafir ülkesinin Almanya olacağını duyurdu. Almanya’dan resmi teyidin alındığını belirten Torlak, organizasyonun iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendireceğine, değerli bir network ortamı sağlayacağına ve yalnızca Türkiye’de değil Almanya ve Avrupa’da da ses getireceğine inandıklarını ifade etti.

Konuşmasının sonunda koster sektörünü güçlü kılanın yalnızca yönetim değil, birlikte hareket eden üyeler olduğunu vurgulayan Torlak, “birleşerek güçleneceğiz” mottosuyla yola kararlılıkla devam ettiklerini söyledi. 2026 yılının dünyaya, bölgeye, sektöre ve ülkeye barış, huzur ve bereket getirmesini dileyen Torlak, başta sağlık olmak üzere herkese mutlu ve keyifli bir yıl temennisinde bulunarak katılım ve destek için teşekkür etti.

Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan, Dünyada yeni bir dönem yaşandığını dile getirerek, Trump ekonomisi demekten ziyade ‘Trumpist bir emperyalizm’ olgusuna doğru hızla geldik." diyerek 2026 başlarında dünyada baş gösteren kaosa dikkat çekti. Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti; 

"Trump, 2025’in başında barış istiyorum dedi, 2026’nın başında gerçekten barış için hızla yol alıyor. Dolayısıyla 2026 kaos teorisine göre nasıl başladıysa sonuna kadar o şekilde gidecek diye tahmin ediyorum. Çok daha şiddetli ve sert sürprizlerle devam edeceğini de şüphemiz yok gibi diyebilirim.

2000’li yılların ortalarında Deniz Ticaret Odasında başlayan danışmanlığım bir taraftan da İstanbul Navlun Endeksi nasıl kuralım edelim diye Salih Kaptanla birlikte yol alıyor iken kendisi aynı zamanda da bir taraftan Kosder Derneğini de oluşturmayı da sürdürüyordu. O sırada da Koster Filosu ile ilgili ciddi bir veri toplamayla uğraştı. Aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı da çok önem veriyordu. Fakat büyük gemi sahipleri pek sıcak bakmıyordu bu işe. Bugüne kadar geldik."

Birlikte iş yapma duygusuna da değinen Erdoğan, diğer ülkelerin birlikte iş yapma duygusunda çok iyi olduklarını, ülkemizde ise birliktelikte sorun olduğunu düşündüğünü ifade etti. Bir araya gelerek bazı işleri yapma, birlikte ortak kazançtan paylaşma metotlarının bulunmadığını söyledi. Avustralya’daki Merinos ya da Woolmark markalarının, binlerce işçinin ortak olduğu dünya devi firmalar olduğunu, patron bulunmadığını ve her bir üreten çalışanın ortak olduğunu örnek verdi.

Amerika’nın emperyalist değil, ciddi şekilde sosyalist kapitalist bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, sermayenin tabana yayıldığını, dev şirketlerin hem devlet tarafından desteklendiğini hem de çok geniş bir yatırımcı kitlesinin ortaklığıyla büyüdüğünü dile getirdi.

Sermaye piyasalarında bile birlikteliğin sağlanamadığını vurgulayan Erdoğan, işletmeci kesimin ana sorunlarının geçici tedbirlerle ertelendiğini ifade etti.

Erdoğan, iki temel faktöre dikkat çekerek, “Maliyet faktörü var. Hangi işi yaparsak yapalım birisi sermaye kullanımı, diğeri iş gücü kullanımıdır” dedi. Türkiye’de sermaye maliyetlerinin rakip ülkelere göre çok yüksek olduğunu belirten Erdoğan, Türk firmaları için uzun vadeli yıllık döviz kredi maliyetinin %9–10 civarında olduğunu, Güney Kore’de %1,5–2, Almanya’da ise en fazla %1 seviyelerinde bulunduğunu söyledi. İşgücü maliyetlerinin bakım-onarımda %60, gemi inşasında ise %40–45 seviyelerinde olduğunu, rakip ülkelerde bu oranın yarı yarıya daha düşük seyrettiğini ifade etti. Bu tablonun Türk girişimcisi için yatırım fizibilitesini zayıflattığını belirtti.

Makroekonomik değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, dünya ticaretinin %85’inin dolar üzerinden yapıldığını, ABD’nin basılı dolar miktarının 2,32 trilyon dolar, parasal büyüklüğünün ise 21 trilyon dolar olduğunu söyledi. ABD’nin borcunun 35 trilyon doların üzerinde olduğunu ve milli gelirinin %105’ine denk geldiğini ifade eden Erdoğan, altın rezervlerinde ABD’nin 8 bin tonun üzerinde rezervle önde olduğunu belirtti. Son yıllarda altın fiyatlarının yükselmesinde küresel güvensizlik, Çin’in rezerv çeşitlendirme politikaları ve arzın sınırlı olmasının etkili olduğunu dile getirdi.

Enflasyon verilerine de değinen Erdoğan, 2025’te enflasyonun %30,9 civarında gerçekleştiğini, 2026 yılı için piyasa beklentilerinin %50, bankacıların %25, Merkez Bankası’nın ise %16 seviyesinde olduğunu söyledi.

Türk P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker de yaptığı konuşmasında, Türkiye’yi temsilen Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez dünya deniz sigortacıları birliği hukuk komitesinde bir sandalyeye sahip olunduğunu belirtti. Türkiye Sigorta Şirketleri Birliği temsilen bu yapıda yer aldıklarını ifade eden Teker, dünya deniz sigortacılığının en büyük gündem maddesinin belirsizlik haline geldiğini söyledi.

Belirsizlik nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez sivil ticaret filolarının bu denli doğrudan etkilendiği bir döneme girildiğini belirten Teker, İran’ın bazı gemilere el koyması, petrol taşıyan filolara yönelik müdahaleler, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında limanlarda gemilerin mahsur kalması, İsrail-Gazze çatışması sürecinde Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılar, drone ve GPS müdahaleleriyle gemilerin yönlerinin şaşırtılması gibi olayların denizciliği ciddi bir güvenlik sorunu ile karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu ortamda denizcilerin harp okulu benzeri güvenlik eğitimleriyle donatılmasının gerekebileceğini söyledi.

Dünya deniz sigortacılığının yıllık 39,5 milyar dolarlık prim hacmine sahip olduğunu aktaran Teker, bu hacmin ana bölümünü kargo sigortalarının oluşturduğunu, yük sigortalarının yaklaşık 14 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirtti. Offshore yatırımlarının 7–8 milyar dolar, P&I sigortalarının ise 4–5 milyar dolarlık prim hacmine sahip olduğunu ifade etti.

2025 yılının tekne-makine tarafında yumuşak piyasa koşullarıyla geçtiğini belirten Teker, kapasite bolluğu nedeniyle armatörlerin düşük primlerle yenileme yaptığını, ancak hasar/prim oranının %85 seviyesinde olması nedeniyle bu segmentin kârlı olmadığını söyledi. 2026’dan itibaren piyasa şartlarının sabitlenmesini ve bir miktar sertleşmesini öngördüklerini, brokerlere 18–24 aylık kontratların mevcut şartlarla uzatılmasının koster armatörleri açısından avantajlı olabileceğini ifade etti.

Türk P&I’ın 12 yıllık gelişimini değerlendiren Teker, geçmişte Türkiye’de faaliyet gösteren birçok yabancı P&I kulübünün koster tonajına ilginin azalması nedeniyle piyasadan çekildiğini ya da satın alındığını söyledi. Bugün Türkiye’de yalnızca 3–4 alternatif P&I sigortacısı bulunduğunu, bunlardan birinin de Türk P&I olduğunu belirtti.

Türk P&I’ın bugün 90 milyon dolarlık prim üretim hacmine ulaştığını, 9 bin deniz aracına teminat sağladığını ve 500 milyar dolarlık teminat kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Teker, bunun ekonomik kaldıraçlarla mümkün olduğunu söyledi. 2026 yılında Türk P&I’ın gerçek gücünü ortaya koymaya başlayacağını dile getirdi.

Litvanya’da 28 gemilik koster armatörüne teminat sağladıklarını, Yunanistan’da iki günde 14 broker toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Teker, işlerinin %65’inin yurtdışından, %35’inin Türkiye’den geldiğini ifade etti. Türk P&I’ın bir süre sonra Türk armatörleri için vazgeçilmez yapılardan biri olacağını söyledi.

Türk P&I’ın küresel ölçekte bir model haline geldiğini ifade eden Teker, Hindistan, Endonezya ve farklı ülkelerin Türk P&I modelini incelediğini belirtti. İtalyan ve Danimarkalı armatörlerin kendi ulusal P&I sistemlerini kullandığını hatırlatan Teker, Türk P&I’ın da Türkiye için aynı rolü üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Son olarak gemi alımlarına değinen Teker, hızlı gemi alımlarında mutlaka iyi danışmanlarla çalışılması, makine, teknik ekipman, tesisat, kaynak ve yapısal denetimi doğru yapılmış gemilerin tercih edilmesi gerektiğini hararetle tavsiye etti.

Sektörden Haberleri

Gemi İnşa Sektöründe Robotik Kaynak Uygulamalarına Genel Bakış
Başkan Tamer Kıran: Jeopolitik Riskler Deniz Ticaretinde Maliyetleri Artırıyor
EUROPORT ISTANBUL 2026, Küresel Denizcilik Dünyasını İstanbul’da Buluşturuyor
IACS, Deniz ve Açıkdeniz Yapıları için Kaynak Kurallarını Güncelledi
Sektörün sevilen simalarından Adnan Yener hayatını kaybetti