Kabotaj Kanunu'nun 100. Yılında Türk Kabotaj Filosunda Deniz Emniyeti: Son Yıllarda Yaşanan Gemi Kazaları Üzerinden Denetim ve Risk Yönetiminin Değerlendirilmesi
Türk denizcilik tarihinde ekonomik bağımsızlığın ve ulusal denizcilik politikalarının temel taşlarından biri olan Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girerek Türkiye kıyılarında deniz taşımacılığı yapma hakkını Türk bayraklı gemilere vermiştir. Bu düzenleme, yalnızca ticari bir hak devri değil; aynı zamanda denizlerdeki egemenliğin güçlendirilmesi, ulusal denizcilik kapasitesinin geliştirilmesi ve Türk denizcilik sektörünün kurumsallaşması açısından tarihi bir dönüm noktası olmuştur.
Aradan geçen bir asırlık süreç içerisinde Türk kabotaj taşımacılığı önemli bir gelişim göstermiş; yük ve yolcu taşımacılığı, liman hizmetleri, deniz turizmi ve kıyı lojistiği alanlarında ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamıştır. Ancak denizcilikte sürdürülebilir başarı yalnızca taşınan yük miktarı, filo büyüklüğü veya ekonomik katkı ile ölçülmemektedir. Modern denizcilik anlayışında gerçek başarı; insan hayatını koruyan, çevresel riskleri azaltan ve operasyonel güvenliği sağlayan güçlü bir emniyet kültürünün oluşturulmasıyla değerlendirilmektedir.
Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 100. yılında Türk denizciliğinin ulaştığı seviyeyi değerlendirirken, geçmiş kazanımlar kadar geleceğin emniyet hedeflerinin de sorgulanması gerekmektedir. Son yıllarda Türk karasularında meydana gelen gemi kazaları; gemilerin teknik durumu, bakım yönetimi, insan faktörü, operasyonel karar süreçleri ve denetim mekanizmalarının etkinliği açısından önemli soruları gündeme getirmiştir.
Deniz kazaları çoğu zaman tek bir hata veya eksiklik sonucunda meydana gelmemektedir. Günümüz emniyet yaklaşımına göre kazalar; teknik, operasyonel, organizasyonel ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık olaylardır. Bu nedenle bir gemi kazasını yalnızca "kaptan hatası", "hava koşulları" veya "teknik arıza" şeklinde değerlendirmek, kazanın gerçek nedenlerini anlamayı güçleştirmektedir.
Bu yazı kapsamında, son yıllarda Türk kabotaj sahasında meydana gelen önemli deniz kazaları incelenerek; kazaların gelişim süreçleri, ortak risk faktörleri ve emniyet yönetimi açısından ortaya koyduğu sonuçlar değerlendirilmiştir.
Yazının temel amacı, Kabotaj Kanunu'nun ikinci yüzyılına girerken Türk kabotaj filosunda risk temelli denetim anlayışının, etkin bakım yönetiminin ve sürdürülebilir bir emniyet kültürünün güçlendirilmesine yönelik çıkarımlar ortaya koymaktır.
Kritik Kabotaj Kazalarının Ayrıntılı Değerlendirilmesi
Deniz kazalarının önlenmesine yönelik modern yaklaşımlar, kazaları yalnızca meydana gelen olay üzerinden değil, olayın oluşmasına zemin hazırlayan tüm koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda çalışmada üç farklı kaza türünü temsil eden BATUHAN A (batma), KAFKAMETLER (batma/olumsuz çevresel koşullar) ve NAZO S (yangın) olayları; insan faktörü, teknik yeterlilik, operasyonel karar süreçleri ve denetim mekanizmaları açısından incelenmiştir.
Türk bayraklı genel kargo gemisi BATUHAN A, 15 Şubat 2024 tarihinde Marmara Denizi'nde seyir hâlindeyken yaşanan deniz kazası sonucunda batmıştır. Kaza, özellikle can kaybı nedeniyle Türk denizcilik sektöründe büyük yankı oluşturmuş ve kabotaj filosunda faaliyet gösteren gemilerin teknik yeterliliği, yaş faktörü ve denetim süreçleri üzerine önemli tartışmaları beraberinde getirmiştir.
Yaklaşık yarım asırlık geçmişe sahip olan BATUHAN A, yaşlı gemilerin uygun bakım ve etkin teknik yönetim altında işletilebileceğini göstermekle birlikte, yaş faktörünün deniz emniyeti açısından göz ardı edilemeyecek bir risk parametresi olduğunu ortaya koymuştur.
BATUHAN A kazası tek başına meteorolojik koşullarla açıklanabilecek bir olay değildir. Deniz kazalarında çevresel koşullar çoğu zaman kazanın doğrudan nedeni olmaktan ziyade mevcut zayıflıkları ortaya çıkaran tetikleyici faktörlerdir.
BATUHAN A kazasının en önemli mesajlarından biri, gemi yaşının tek başına bir risk olmadığının ancak risk seviyesini artıran önemli bir değişken olduğunun kabul edilmesidir.
Yaşlı kabotaj gemileri için; daha sık yapısal kontroller, bakım performansının izlenmesi, kritik ekipmanların güvenilirlik analizleri, geçmiş arıza kayıtlarının değerlendirilmesi, operasyon bölgesine göre risk profili oluşturulması gerekmektedir.
Bu olay, kabotaj denetimlerinde "uygunluk esaslı" yaklaşımın yanında "risk esaslı" yaklaşımın daha etkin kullanılması gerektiğini göstermektedir.
KAFKAMETLER Kazası: Çevresel Risklerin Yönetimi ve Operasyonel Karar Alma Süreci
Türk bayraklı kuru yük gemisi KAFKAMETLER, 19 Kasım 2023 tarihinde Zonguldak Ereğli açıklarında meydana gelen kaza sonucunda batmıştır. Olay, özellikle ağır meteorolojik koşullarda gemi operasyonlarının yönetimi, liman yaklaşmaları, acil durum kararları ve çevresel risklerin değerlendirilmesi açısından önemli dersler içermektedir.
KAFKAMETLER kazası, denizcilikte sık karşılaşılan ancak çoğu zaman yanlış yorumlanan bir gerçeği ortaya koymaktadır:
Deniz koşulları kazanın nedeni olabilir ancak kazanın meydana gelmesinde insan ve organizasyon faktörleri belirleyici rol oynayabilir.
Risk Yönetimi Açısından Değerlendirme
Denizcilik operasyonlarında kötü hava koşulları tamamen kontrol edilemeyen bir unsur olmakla birlikte, risklerin yönetilmesi mümkündür.
Bu kapsamda; meteorolojik tahminlerin değerlendirilmesi, güvenli bekleme alanlarının belirlenmesi, liman yaklaşma prosedürleri, gemi manevra kapasitesi, kaptan ve şirket arasındaki iletişim kritik öneme sahiptir.
KAFKAMETLER kazası, özellikle kıyı operasyonlarında "hava şartlarına rağmen operasyon devamlılığı" ile "emniyet önceliği" arasındaki dengenin doğru kurulması gerektiğini göstermektedir.
Çıkarılması Gereken Dersler
Bu kazadan elde edilen temel dersler:
• Meteorolojik riskler yalnızca bilgi olarak değil, operasyonel karar kriteri olarak kullanılmalıdır.
• Şirketlerin ağır hava koşullarına ilişkin açık prosedürleri bulunmalıdır.
• Kaptanın emniyet gerekçesiyle operasyonu durdurma kararını destekleyen bir şirket kültürü oluşturulmalıdır.
• Acil durum planlarının gerçek operasyon senaryolarıyla test edilmesi gerekmektedir.
NAZO S Kazası: Yangın Emniyeti ve Teknik Bakım Kültürünün Önemi
Denizcilik sektöründe yangın kazaları, kısa sürede büyüyebilmesi ve geminin tahliye edilmesini gerektirebilmesi nedeniyle en kritik acil durum senaryolarından biridir. NAZO S kazası, kabotaj filosunda yangın önleme, erken tespit, bakım ve müdahale sistemlerinin önemini tekrar gündeme getiren olaylardan biridir.
Yangın olaylarında çoğu zaman ilk bakışta teknik bir arıza ön plana çıksa da, kapsamlı analizlerde; bakım uygulamaları, elektrik sistemlerinin durumu, sıcak çalışma prosedürleri, yangın algılama sistemleri, mürettebatın eğitim seviyesi gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Üç Kazanın Karşılaştırmalı Değerlendirmesi
Deniz kazaları çoğunlukla tek bir hatanın sonucu değildir; teknik, insanî ve organizasyonel eksikliklerin aynı zaman diliminde birleşmesiyle ortaya çıkar.
Kabotaj Kanunu'nun 100. yılında Türk denizciliğinin önündeki temel hedef, yalnızca ulusal taşımacılık hakkını korumak değil; aynı zamanda Türk bayrağı taşıyan gemilerin dünyanın en yüksek emniyet standartlarında işletilmesini sağlamaktır.
Bu nedenle geleceğin kabotaj sistemi; risk temelli denetim, güçlü bakım kültürü, etkin emniyet yönetim sistemi, veri tabanlı kaza analizleri, sürekli eğitim ve öğrenme mekanizmaları üzerine kurulmalıdır.
Her kaza yalnızca bireysel bir hata olarak değil; denetim, bakım, emniyet kültürü, eğitim ve işletme yönetimindeki eksikliklerin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Türk kabotaj filosunda emniyet seviyesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için risk odaklı denetim anlayışının güçlendirilmesi ve öğrenen bir emniyet kültürünün yaygınlaştırılması kritik önem taşımaktadır.
Kaynaklar:
1.https://www.denizticaretodasi.org.tr/tr/sirkuler/kuru-yuk-gemisinide-cikan-yangin-ile-ilgili-deniz-kazasi-inceleme-raporu
2. https://denizcilikistatistikleri.uab.gov.tr/
3. https://ulasimemniyeti.uab.gov.tr/deniz