Gemi Onarımında Stratejik Yenilikler

Müh. Ömür KARATAŞ

Yük tipi ve navlun değerine göre gemilerin taşıma yoğunluğunun yanı sıra, yeni bir kriter olarak emisyon derecesi’de eklendiğinde, gemi yönetim firmaları ve armatörlerin gemi onarımına bakışı tamamen değişecektir.

Günümüzde gemilerin mümkün olabildiğince seyir yapabilmek için bir an önce çalıştırılan makinelerin yetersiz bakım onarımlarına bakılmadan gemiler yükleme limanından kaldırılabilmektedir. Geminin armatörü gemi navlununu hesabına geçirdikten sonra, boşaltma limana varana kadar geçen sürede, olup bitenlere kayıtsız kalması düşünülmese de gemiyi limana yanaştıran gemi kaptanın becerisi; Geminin varış limanına zamanında varıp varmadığı ile ölçülebilmektedir. 

Gemi personelinin seyir esnasında yaptığı onarım ve limanda yapacağı onarım faaliyetleri seyiri kurtarmaktan ibarettir.

Oysa 2024 yılında yürürlüğe girecek IMO’nun emisyonlara yönelik regülasyonları ile durum tamamı ile değişecek, geminin seyirlik değil, ömürlük bakım ve onarımlarının yapılması gerekliliği öne çıkacaktır.

2000’li yıllarda gemilerin ISM yönetimine ilave olarak geliştirilen MPM (Planlı Gemi Bakım Programları) Çoğu gemilerde digital oyun platformuna dönüşmüştür. Yapılmayan onarımları yapılmış gibi gösterebilen seyir esnasında ana makineyi durdurmadan ‘liner’ değiştirebilen beceriler; ön plana çıkarılarak ödüllendirilmiştir. Değişen ticari kaygılar nedeniyle, gemi işletmeleri daha az bakım onarımı ile daha masraflı arızalara yönelmektedir. Gemide bakım onarım maliyetini kontrol etmek adına alınan bilgisayar tabanlı çözümler gemilerin ‘running cost’ artışını tetiklemiştir.

2015 yılından sonra gemilerin emisyon değerlerini tespit etmek için, Avrupa Birliği (EU) tarafından geliştirilen kayıt programları (MRV) gemilerin survey kuruluşlarınca denetimi ile gemilerin karbon dioksit (C02) emisyon değerleri yaklaşık olarak tespit edilmiştir.

Genel de iskandil ve sözlü beyana dayalı gemiye verilen yakıtın ısıl değeri ile karbondioksit hesaplandığında, önemli ölçüde karbondioksit emisyonunu etkilemektedir.

Öncelikle ne olur ne olmaz diye gemiye alınıp da bildirilmemiş olan, gemi yakıtı; yakılmış olarak kabul edildiği için yakılmamış olan yakıtın emisyon değeri, gemi emisyon değerine artış olarak yansıyarak, geminin emisyon derecesine olumsuz etki yapacaktır.

İskandil ve beyan usulü MRV ile bildirilen yakıtın yeterince etkin hesaplanamaması geminin aslında performansı yüksek olduğu halde: gemide olupta bildirilmeyen yakıt miktarı, navlun ve emisyon borsasından yeterince destek alamayacaktır.

Sülfür %0,5 zorunluluğu nedeni ile alelacele MGO (Marine Gas Oil, Mazot) yakmaya başlayan gemiler yakılan yakıtın ısıl değeri ve akışkanlığı  tasarımı ve kontrolü HFO (ağır yakıt) yakmaya uygun makinelerde; %10 daha düşük ısıl değere ve %5 daha yüksek karbon dioksit emisyonuna sahip diesel oil (MGO); miktar olarak, daha fazla yakılacağı ve daha fazla Karbon dioksit emisyon yarattığı kadar, HFO değerlerine uygun ayarlanmış makinelerde performans düşürerek, makine elemanlarında arızalar ve ilk hareket sorunları yaşatmaktadır. 

Hafif yakıt olan MGO kullanılmaya başlandığında, beraberinde getirdiği, bozuk yanma sonuçları ile piston, segman, Liner, yakıt pompası, kol yatağı ve ana yataklara kadar zamanından önce değiştirilen yedek parça ve onarım gereksinimi başlatmıştır.

2024’ten sonra zorunlu hale gelecek olan mevcut gemilerin emisyon derecelendirilmesinde, retrofit büyük rol oynayarak, metanol diesel oil karışımı çözümler ön plana çıkacak, yakıt karışım oranına göre yapılan retrofit’ler onaylı gemi onarım firmaları tarafından yapılacak olup, geminin Class kuruluşu tarafından kabul edilecektir. Retrofit seçiminde duel fuel uygulamasının emisyon sonuçlarını zamanında okuyan ve değerlendirilen sistemler ile desteklenmesi gerekecektir.

Duel fuel ve retrofit çözümleri yanı sıra; Gemi makine ve ekipmanlarında uzun ömürlü onarım stratejileri oluşturmak için, çok yedek parça ve sık arıza çıkaran onarımlar yerine az arıza ve kritik yedek parça planlaması ile gemilerin doğru ve doğru yerde onarım planları ile birleştirilerek, bakım onarım planlarının şimdiden hazırlanması gerekecektir. Gemilerin gittikçe artan bakım onarım maliyetlerini azaltmak (Real time) gerçek zamanlı takip ve bakım planlaması ile mümkün olabilecektir.

Gemilerin yaktığı yakıt miktarı, emisyon değerleri, performans ve rotasını içeren verilere, gemi kaptan ve baş mühendisinin ulaştığı gibi, anında gemi yönetim ofislerinden ve gemi yöneticilerinin görebileceği şekilde hazırlanmış digital yönetim sistem platformu ön plana çıkmaktadır. 

Geminin seyir halinde karşılaştığı hava durumuna göre sabit hızda yaptığı seyir, deniz ve rüzgar etkisi ile değişebilmekte ve geminin yaktığı yakıtı etkilemektedir. Gemilere kısa sürede ilave edilecek ölçüm sistemleri ile doğru performans’ta doğru yakıtın yakıldığından emin olacak sistemler, gemilere montaj edilmeye başlanmıştır.

Doğruluk payı oldukça yüksek bu sistemlerden alınan veriler; anında gemi yönetim ofislerine giderek geminin emisyon verilerinde olabilecek değişiklikler ve çalışan gemi ekipmanlarında olabilen aksaklıklar zamanında görülerek doğru tedbirler alınacaktır.

P&I ve Hul&Machinery sigorta primleri gemilerin karşılaştığı hasar ve hatalara bağlı olarak gittkçe artmaktadır. 2000’li yıllarda yapılıp takip edilmeye başlayan bilgisayar tabanlı gemi bakım onarım planları satın alınan yedek parça ve yaptırılan gemi onarım maliyetlerini aşağıya çekemediği gibi running cost’da (işletme maliyetlerinde) önemli artışlara neden olmuştur. 

P&I raporlarına bakıldığında gemi personelinin hatalı uygulamaları, erken onarımlara neden olarak gösterilmektedir. Oysa hatalı uygulamaların yanı sıra geliştirilecek bakım onarım stratejileri; Gemi personelinin hata oranını, minimum seviyelere çekebilecektir.

Gemiye alınan sarf malzemelerin, yağ ve yakıtın kalitesi; gemi bakım tutumunda makinelerin onarım periodunu azaltarak yedek parça ve onarım maliyetini önemli oranda indirecektir.

Gemilerin inşasında yapılan montaj ve tasarım hataları, geminin kronik arızalarına neden olarak sürekli sorun çıkararak yedek parça ve onarım periyodunu arttırmaktadır. Zamanla kanıksanmış olan bu durum rutin onarım perioduna dönüşmektedir.

Oysa geminin inşası ve tasarımı esnasında gizlenmiş ya da üstü örtülmüş bu gibi hatalı uygulamalar geminin işletme esnasında personel hataları olarak tanımlanarak, P&I dan hasar değerleri tahsil edilerek P&I primlerinin artışına neden olmaktadır.

Gemilere alınan OEM yedek parçalar ile onarılmış makineler orijinal yedek parçalara oranla daha kısa ömürlüdür. Daha ucuz diye seçilen ucuz yedek parçaların, çalışma esnasında oluşan aşınmaları makinelerin diğer parçalarının da daha kısa sürede aşınmalarına neden olacaktır. 

Orijinal yedek parça maliyeti çok yüksek diye ‘recondition’ yapılarak kullanılan egzoz valfleri ve sitleri onaysız  atölyelerde kontrolsuzca kullanılan kaynak malzemeleri ile onarılmaktadır.  Class kuruluşları tarafından onaylı atölyelerde yapılacak ‘recondition’ işlemleri diğerlerine nazaran daha kaliteli ve emniyetli kullanılmasını sağlacaktır. 

Gemilerde arızaya ve onarıma neden olarak kirlilik gemi arızalarına etken en önemli sorun olduğu uluslararası denizcilik kuruluşları tarafından kabul edilerek, kirlilik oluşmadan önleme sistemleri geliştirmiş ve başarı ile uygulandığı gözlemlenmektedir. Kirliliği ses kirliliği ve akışkanlar kirliliği olarak ikiye ayırdığımızda her iki kirliliğin gemilerde kısa süren arıza ve onarım giderlerine ve gereksiz zaman kayıplarına neden olduğu bilinmektedir.  

Aşırı kirli ses, kirli yağ, kirli yakıt, kirli soğutma suyu, kirli hava’nın gemilerde yaptığı hasar gemi personel hatalarından çok daha fazladır. Gemilerde, gemi personel hataları günümüzde eğitim verilerek çoğunlukla  işlerine son verilerek giderildiği bilinmektedir.

Personel hataları olarak vurgulanan arızalar gemilere girişi esnasında, kontrolü yeterince yapılamayan yukarıda saydığım kirli akışkanlardan ve kirli seslerden kaynaklanmaktadır. 

Gemi yönetim firmaları gemilere alınması planlanan sarf malzemeleri ve sistem akışkanlarının kontrölünde kullanacakları; yöntem ve günümüzde son derece geliştirilmiş cihazlar ile çok daha uygun ve ucuz maliyetlerle arızaları önleyebilirler. Beklenmedik onarımların önüne geçerek yedek parça maliyetlerini azaltabilirler.

Gemi personelini arıza bulan ve bir şekilde gideren olarak görmek yerine, bakım tutuma etken olacak arıza olmasını engelleyecek kontrol ekipmanları ile kontrol kayıtlarının gerçek zamanda, gemi yönetim ofisi ile paylaşılacağı bir sistem yapısı ile desteklemek gemi personel hatalarının ve beklenmedik arızaların önüne geçilebilecektir.

Gemilerin gerçek zamanlı kontrolleri ile bakım tutum modunda işletilmesi gemilerin performanslarını arttırarak emisyon değerlerini düşürecektir. Gemilere yapılacak gerçek zamanlı takip ve kontrol sistemleri doğru ve yerinde karar kolaylığı sağlayarak, gemi yönetimlerine yeni bakış ve stratejisi getirecektir.