Reuters’in aktardığına göre, Washington dışındaki ülkeler ABD’ye olan bağımlılığı azaltmaya yönelik yeni ticaret ortaklıklarını hızlandırırken, Trump’ın politikaları başta Avrupa olmak üzere birçok müttefikte hayal kırıklığı yaratıyor.
Geçtiğimiz hafta Trump’ın, Grönland konusundaki planlarına karşı çıkan Avrupalı müttefiklerini yeni gümrük vergileriyle tehdit etmesi, ticaret gerilimini yeniden gündeme taşıdı. Ancak ABD Başkanı, Çarşamba günü NATO ile Arktik adaya ilişkin bir anlaşma çerçevesi açıklamasının ardından bu tehditten geri adım attı.
Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, Davos’ta gümrük vergileri üzerine düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, “Dünyayı gerçekten sarsan şey değişimin hızı, ölçeği ve kapsamı” ifadelerini kullandı.
Dünya Ekonomik Forumu, Trump’ın geçen yıl ABD gümrük vergilerini neredeyse son bir yüzyılın en yüksek seviyelerine çıkarmasından bu yana ilk kez toplanıyor. Bu süreçte birçok ülke, ABD ile ticarette oluşan boşluğu birbirleriyle daha fazla ticaret yaparak kapatmaya yöneldi.
Trump, politikalarının ABD’ye istihdamı geri getirdiğini, trilyonlarca dolarlık yatırımı teşvik ettiğini ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığını savunurken, Davos’taki tartışmalar ABD’ye olan bağımlılığın nasıl azaltılacağı sorusu etrafında şekilleniyor. Çeşitli araştırmalar, ABD’nin küresel ticarette geçmişe kıyasla daha sınırlı bir rol üstleneceğine işaret ediyor.
Champagne, ülkelerin ticari ilişkilerini çeşitlendirdiğini ve ekonomilerini ticaret politikası şoklarına karşı daha dirençli hale getirmek için bölgesel iş birliklerine ağırlık verdiğini belirtti. Kanada ve Çin’in elektrikli araçlar ve kanola üzerindeki gümrük vergilerini düşürme konusunda anlaşmaya varmasının ardından konuşan Champagne, “CEO’lar bugün istikrar, öngörülebilirlik ve hukukun üstünlüğünü istiyor. Bana göre bunlar şu anda yetersiz” dedi.
Bu gelişmelerin hemen ardından Avrupa Birliği ile Güney Amerika bloğu Mercosur arasında, 25 yıllık müzakerelerin ardından bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. Yasal engellerin aşılması halinde bu anlaşma, AB’nin bugüne kadarki en büyük ticaret anlaşması olacak.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve aşırı bağımlılığın azaltılmasının istihdam yaratma ve büyümeyi yaygınlaştırma açısından kritik olduğunu söyledi. Okonjo-Iweala, Reuters’e yaptığı açıklamada, “Bu, küresel dayanıklılığın artmasına yardımcı oluyor ve biz bunu güçlü biçimde destekliyoruz” dedi.
“Dünya Daha Pahalı Hale Geldi”
Boston Consulting Group’un (BCG) öngörülerine göre, ABD’nin küresel mal ticaretindeki payı önümüzdeki 10 yılda yüzde 12’den yüzde 9’a düşebilir. Bu durumun, ABD iç ekonomisinde daha fazla üretim faaliyetine yol açması bekleniyor.
Almanya’nın BGA İhracatçılar Birliği Başkanı Dirk Jandura, Almanya’nın ABD’ye ihracatının 2025’in ilk 11 ayında yüzde 9 düştüğünü gösteren verilerin ardından, “Trump oturduğu dalı kesiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nin dış ticaret sorumlusu Volker Treier ise çelik ve alüminyum gibi hammaddelere uygulanan gümrük vergilerinin, ABD’de sanayi kapasitesi oluşturmayı şirketler için daha pahalı hale getirdiğini söyledi. Yakından izlenen bir araştırmaya göre, ABD imalat sektöründeki faaliyetler Aralık ayında üst üste onuncu kez daraldı.
Treier, “Dünya daha pahalı hale geldi ve yapısal olarak daha da pahalılaşacak” dedi.
“Kendimizi Çok Hızlı Yeniden Yapılandırmamız Gerekiyor”
BCG, küresel ticaretin dört ana merkez etrafında şekillenen bir mozaik haline geldiğini belirtiyor: ABD, Çin, Çin hariç BRICS+ ülkeleri ve Avrupa’nın büyük bölümü ile Kanada, Meksika, Japonya, Avustralya ve çeşitli Asya-Pasifik ekonomilerini kapsayan çok taraflı ülkeler.
Araştırmaya göre, çok taraflı ülkeler arasındaki ticaret ve Çin’in Küresel Güney’deki müttefikleriyle olan ticareti küresel ticaretin ana itici gücü olurken, ABD ile yapılan ticaret daha yavaş bir seyir izleyecek.
Long Beach Limanı CEO’su Noel Hacegaba, Trump’ın ilk başkanlık döneminden bu yana ticaret akışlarının önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Hacegaba, Reuters’e verdiği demeçte, 2019’da liman kargosunun yüzde 70’inin Çin ile ticaretten geldiğini, geçen yıl bu oranın yüzde 60’a düştüğünü; Vietnam, Tayland ve Malezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinden gelen yüklerin arttığını belirtti.
Avrupa’nın en büyük limanı olan Rotterdam Limanı’nın CEO’su Boudewijn Siemons da ticaret akışlarının yeni gerçekliğe hızla uyum sağladığını vurguladı.
“Çin’de ucuz üretime, Rusya’da ucuz enerjiye ve ABD’de ucuz savunmaya güveniyorduk” diyen Siemons, “Bu üç dayanağın da değeri düşüyor. Bu nedenle kendimizi çok hızlı bir şekilde yeniden yapılandırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.