Batı Avustralya’nın güney kıyısındaki Albany, King George Sound ile Princess Royal Harbour çevresinde yer alıyor. Princess Royal Limanı’na ulaşan gemiler, King George Sound’u limana bağlayan taranmış seyir kanalından geçiyor. “Atatürk Entrance” adıyla bilinen bu geçit, turizm kaynaklarında “Atatürk Channel” olarak da anılıyor. Albany Limanı’nın deniz ulaşımı açısından önemli bir parçası olan kanal, Çanakkale’de karşı karşıya gelen Türkiye ile Avustralya arasındaki barış ve anma bağının da simgelerinden biri.
Southern Ports’un liman bilgilerine göre Albany, Perth’in yaklaşık 400 kilometre güneyinde, Princess Royal Limanı’nın kuzey kıyısında bulunuyor. Limana giden taranmış su yolunun en dar bölümünde genişlik yaklaşık 145 metre, bildirilen en sığ noktadaki derinlik ise 12 metre. Kanal, büyük gemilerin King George Boğazı’ndan limana ulaşmasını sağlıyor. Bu nedenle “Atatürk Kanalı” adı, açık denizleri birbirine bağlayan yapay bir kanal izlenimi vermemeli; söz konusu olan, doğal bir limana erişim sağlayan seyir geçidi.
Albany’den Gelibolu’ya uzanan tarih
Atatürk Girişi’nin adının ardındaki hikâyeyi anlamak için 1914’e dönmek gerekiyor. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından Avustralya ve Yeni Zelanda’dan toplanan askerler, Avrupa’daki cephelere gönderilmek üzere Albany’de bir araya geldi. 1 Kasım 1914’te King George Boğazı’nda toplanan büyük konvoy, Mısır’a doğru yola çıktı. Bu askerlerin bir bölümü daha sonra Gelibolu’ya sevk edildi ve 25 Nisan 1915’teki Anzak çıkarmasına katıldı. Albany, birçok asker için ülkelerinden ayrılırken gördükleri son yerlerden biri oldu.
Çanakkale Cephesi’nde Anzak birliklerinin karşısında, Türk savunmasında önemli görevler üstlenen Mustafa Kemal vardı. Savaş yıllarının karşıtlığı, sonraki dönemde iki ülkenin ortak anma ve barış diline dönüşmeye başladı. Bu dönüşümün en çok bilinen ifadelerinden biri, Atatürk’ün 1934’te Gelibolu’yu ziyaret eden Avustralyalı, Yeni Zelandalı ve İngiliz heyetine gönderdiği mesaj oldu. Mesajda, savaşta hayatını kaybeden askerlerin artık dost bir ülkenin toprağında huzur içinde yattığı vurgulanıyordu. Avustralya Gazi İşleri Bakanlığının Anzac Portal’ında aktarılan sözler, Gelibolu anma alanındaki Türk anıtında da yer alıyor.
1985’te karşılıklı adlandırma
Atatürk Girişi’nin adlandırılması, Çanakkale Savaşı’nın 70’inci yılı olan 1985’te şekillendi. Avustralya ve Türkiye arasında, Gelibolu’daki çıkarma yapılan kıyının “Anzak Koyu” adıyla resmîleştirilmesi ve Avustralya’da Atatürk’ün adını taşıyan yerlerin belirlenmesi üzerine görüşmeler yürütüldü. Türkiye, Gelibolu’daki koyun “Anzak Koyu” olarak resmen tanınmasını kabul etti. Avustralya tarafında ise Albany Limanı girişine “Atatürk Girişi” adının verilmesi kararlaştırıldı; Canberra’daki bir göl kıyısı da “Gallipoli Reach” adını aldı.
Atatürk Girişi’nin adını duyuran tören, 25 Nisan 1985’te Albany’de yapıldı. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi’nde yayımlanan, dönemin Canberra Büyükelçisi olarak görev yapmış Bilâl N. Şimşir’in arşiv belgelerine dayalı çalışmasına göre, Batı Avustralya yönetimi liman girişine bu adı verme önerisini 1985’in başında gündeme getirdi. Plaket metni mart ayında Türkiye’nin Canberra Büyükelçiliğine iletildi ve Türk makamlarınca kabul edildi. Tören günü Albany’deki adlandırma da resmiyet kazandı.
Yerleştirilen plaket, Atatürk’ü modern Türkiye’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olarak anıyor; aynı zamanda Gelibolu’da Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin onun komutasındaki Türk kuvvetleriyle savaştığını hatırlatıyor. Albany Belediyesi’nin yönetim planında da seyir noktasındaki plaketin, Atatürk Kanalı’nın onun adına adlandırılmasını anmak üzere yerleştirildiği belirtiliyor.
Kanalı gören Atatürk anıtı
Atatürk Girişi’nin adı zamanla kıyıdaki anma mekânlarıyla da bütünleşti. Batı Avustralya’nın resmî turizm portalı, Atatürk’ün gerçek boyutlardaki heykelinin 2002’de kanalın manzarasına hâkim bir noktaya dikildiğini kaydediyor. Heykelin bulunduğu yürüyüş yolu ve seyir alanı, ziyaretçilere hem liman geçidini hem de King George Boğazı’nı izleme imkânı sunuyor.
Albany Limanı günümüzde tahıl, ağaç yongası ve silis kumu gibi ürünlerin ihracatında; gübre ve yakıt ithalatında kullanılan faal bir ticaret limanı. Gemiler, Princess Royal Limanı’na girip çıkarken hâlâ Atatürk Girişi’nden geçiyor. Böylece kanalın adı, yalnızca bir anıt ya da tarih levhasında değil, limanın günlük deniz trafiğinde de yaşamayı sürdürüyor.
Atatürk Kanalı’nın hikâyesi, coğrafi bir geçidin nasıl ortak hafızanın parçasına dönüşebileceğini gösteriyor. 1914’te Albany’den yola çıkan askerlerin bir kısmı, aylar sonra Gelibolu’da Türk askerleriyle karşı karşıya geldi. Yetmiş yıl sonra ise aynı tarih, iki ülkenin birbirinin kayıplarını ve cesaretini tanıdığı karşılıklı adlandırmalara vesile oldu. Bugün Albany’de Atatürk’ün adını taşıyan su yolu, savaşın izlerini silmeden, o izlerin üzerine kurulmuş dostluk ve anma bağını hatırlatıyor.
Atatürk’ün Anzak annelerine mesajı ve bir Anzak annesine atfedilen yanıt
Canberra Türk Büyükelçiliğinin yayımladığı metinde, Atatürk’ün Anzak annelerine hitabı ile bir Anzak annesine atfedilen cevap yer alıyor. Atatürk’e atfedilen sözlerin tarihsel kaynak zinciri ise tartışmalı.
Atatürk’ün Çanakkale’de hayatını kaybeden Anzak askerleri ve aileleri hakkındaki mesajı, Türk ve Avustralya halkları arasındaki dostluğun simgelerinden biri olarak anılıyor. T.C. Canberra Büyükelçiliğinin 22 Eylül 2014 tarihli sayfasında yayımlanan metinde, bu hitaba karşılık bir Anzak annesine atfedilen cevap da bulunuyor. Sözlerin yaygın biçimi ve kaynak zinciri hakkında tarihçiler arasında tartışmalar bulunduğundan, alıntılar kaynaklarına atıfla aktarılıyor.
Büyükelçilik sayfasında Atatürk’e atfedilen mesaj şöyle aktarılıyor:
“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Aynı sayfada bir Anzak annesine atfedilen cevap ise şöyle yer alıyor:
“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını, alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana güzel bir teselli verdiniz. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden artık kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine ‘Ata’ demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak öz bir babanın sözleri gibi yüce ve ilahidir. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya, tüm analar adına şükran, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.”
Kaynak: T.C. Canberra Büyükelçiliği, “Atatürk’ün Anzak annelerine hitabı ve bir Anzak annesinin cevabı”, 22 Eylül 2014.