15 Ekim 2019 Salı
  • DOLAR
  • EURO
  • BIST
Parçalı Bulutlu
25°C

Limanlarımızın Son Durumu

Limanlarımızın Son Durumu
YAZARLAR - 26 Eylül 2019

T.C Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün 24.05.2018 tarihli yazısı ile Kıyı Tesislerine İşletme İzni verilmesi kapsamında, mevcut kıyı tesislerinin proje revizyonları ile vaziyet planı onayları hakkında yayınladığı genelge ile, Kıyı Tesislerine İşletme İzni verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, Liman, İskele, Rıhtım, Yanaşma Yeri, Boru Hattı, Şamandıra Sistemleri ve benzeri kıyı tesisleri ile deniz ulaşımına yönelik diğer tesislerin, imar planlarına uygunluğu, altyapı durumu, tesisin fiziki yapısı gibi hususların incelenerek İşletme İzni verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemesi 2007 tarihinde yürürlüğe konmuştur.

Bu kapsamda Deniz ve İç Hatlar Düzenleme Genel Müdürlüğü Kıyı Tesislerinin İşletme İzin taleplerine ilişkin Bakanlıkça yapılan incelemelerde, tesisin mukavemetinin tespit edilmesi ve kıyı tesislerine yanaşabilecek gemilerin tonajlarının belirlenmesi aşamasında tesisin uygulama projelerini esas aldığını belirterek, yaptığı çalışma sonucunda halihazırda yük elleçlemesi yapan 91 adet kıyı tesisi ile düzenli olarak yolcu ve araç taşımacılığı yapan gemilerin yanaştığı yaklaşık 100 adet kıyı tesisinin onaylı projesinin bulunmadığını,
diğer taraftan uygulama projesi olan ancak uygulama projelerinde belirlenen kapasitelerin, deniz taşımacılığının gelişmesi ve deniz ulaşımında meydana gelen teknik gelişmelere bağlı olarak taşıma maliyetlerini düşürmeye yönelik gemi tonajlarının büyümesi ve taşınan yüklerin artması nedeniyle yetersiz kaldığı bilinmektedir.

Diyerek projesi bulunan tesislerin projelerinin güncellenmesi, projesi bulunmayanların ise prosedüre uygun hale getirilmesi ve bu tesislerin mukavemetinin ölçülmesi ile belirtilen hususlara ilişkin usul ve esasların gereği hasıl olmuştur.

Bu kapsamda Kıyı Tesislerine İşletme İzni verilmesine ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmeliğin 9.maddesi ve limanlar yönetmeliği dikkate alınarak Bakanlık mevcut kıyı tesisi vaziyet planı onayı ve proje revizyonu hakkında usul ve esaslar belirlemiştir.

Denmektedir.

Genelge kapsamında “Onaylı Uygulama Projesi Bulunan Kıyı Tesislerinin Proje Revizyonu” başlığı altında Madde 2’de Ön İzin/Kullanma İzni, ÇED raporu ve uygulama imar planında, onaya konu kıyı tesisleri ile ilgili bir sınırlama ve/veya uyumsuzluk olması durumunda öncelikle bu sınırlama ve uyumsuzluk ile ilgili değişikliğin yapılması zorunludur. Proje revizyonu nedeniyle yanaşacak gemi tonajının büyümesi, tesisin kurulu kapasitesinde bir artış yapılması anlamını taşımaz.

İfadesi de yer almaktadır.

Bir diğer başlık ise “Onaylı Uygulama Projesi bulunmayan mevcut kıyı tesisleri” ifadesi ile, Madde 3’te onaylı uygulama projesi bulunmayan mevcut kıyı tesisleri vaziyet planını, değerlendirme/klas kuruluşu raporu ile birlikte onaylanmak üzere Bölge Müdürlüğüne verir. Bölge Müdürlüğü tarafından incelenen söz konusu projeler imzalanarak görüşleri ile birlikte AYGM’ye sunulur.

Ön İzin/Kullanma İzni ÇED ve Uygulama İmar planında kıyı tesisleri ile ilgili bir sınırlama ve/veya uyumsuzluk olması durumunda öncelikle bu sınırlama ve uyumsuzluk ile ilgili gerekli değişikliğin yapılması zorunludur. Vaziyet Planı onayı, tesisin mevcut kurulu kapasitesinde bir artış yapılması anlamını taşımaz denmektedir.

Genelge yayın tarihi itibariyle 1 yıl içerisinde Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’ne (AYGM) sunulmak üzere değerlendirme/klas kurulu raporu ile birlikte bölge müdürlüklerine başvurusu yapılmayan müracaatlar dikkate alınmayacaktır.

Ön İzin/Kullanım İzni bulunan ancak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu ve/veya uygulama imar planı bulunmayan kıyı tesislerinde mevcut gemi trafiği ve tesiste yürütülmekte olan tahmil tahliye işlemlerinin aksamaması amacıyla hazırlanan değerlendirme/klas kuruluşu raporu AYGM tarafından incelenerek tesise yanaştırılabilecek gemi tonajı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne (DİDGM) bildirilecektir.

Geçici İşletme İzni talebi DİDGM tarafından yönetmelik çerçevesinde değerlendirilerek işlemler sonuçlandırılacaktır.

Madde 4’te ise, Kıyı tesislerinin, bu genelgenin yayım tarihinden itibaren 1 yıl içerisindeki değerlendirme/klas kuruluşu raporu ve proje revizyonları ile ilgili müracaatları dikkate alınarak AYGM tarafından işlemlerin gerçekleştirilmesini müteakip bir yıl içerisinde güçlendirme çalışmaları gerektiren kıyı tesislerinin güçlendirilme işlemleri sonuçlandırılacaktır.

Bu süreçte kıyı tesislerine gemi yanaştırılmasında genelgenin 5.Maddesi, 5.6 bendine göre işlem yapılacaktır.

Madde 5 “Gemi Yanaştırma İşlemleri” başlığı altında;

a) Bu genelge kapsamında yapılacak proje revizyonu ve değerlendirme/klas kuruluşu raporu ile ilgili işlemler tamamlanıncaya kadar boru hattı ve şamandıra sistemlerinde oluşan kıyı tesisleri harç olmak üzere tüm kıyı tesislerine gemi yanaştırılması işlemi, seyir, can ve mal güvenliğine ilişkin bütün sorumluluk kıyı tesisi işletmesinde olmak kaydıyla Liman Yönetmeliği kapsamında ilgili liman başkanlığının sorumluluğunda yapılacaktır.

b) Bu genelge kapsamında kıyı tesislerine yanaştırılacak gemiler ile ilgili uygulama
Madde 2 Madde 3’te belirtilen raporlar ve görüşler dikkate alınarak yapılacaktır.

c) DİDGM tarafından gerekli görülmesi halinde onaylı uygulama projesi veya değerlendirme raporunda belirtilen tonajdaki gemilerin emniyetli yanaşıp ayrılabilmesine yönelik gemi manevra simülasyonu raporu mahiyetinde bir çalışma istenebilir.

Madde 6– Boru hattı ve şamandıra sistemlerinden oluşan kıyı tesislerinde gemi yanaştırılması ilgili uygulamada sadece draft kriterleri dikkate alınacak olup, tam yüklü deplasmanda omurga altı su derinliği bir metreden az olamaz.

“Yürürlülük”

Madde 8- Bu genelge imzalandığı tarihte yürürlüğe girer ve imzalandığı tarihten itibaren 2 (iki) yıl geçerlidir.

“Yürütme”

Madde 9– Bu genelge İdare (DİDGM) tarafından yürütülür.

Yukarıda genelgenin en önemli bölümleri aynen alınmış bulunmaktadır.

Türkiye’de meri kanun ve yönetmelikler 3621 sayılı Kıyı Kanunu başta olmak üzere “Kıyı Kenar Çizgisinin” önünde yer alan kıyı ve deniz alanlarında yapılmış veya yapılacak tüm yapıların sahipliliğini, bunlarla ilgili proje yapım, uygulama onay ve kontrollükleri de dahil olmak üzere belirli kurallara bağlanmış bulunmakta olup, T.C Maliye Bakanlığı’ndan kiralamaya esas ön izin ve kiralama şartlarını, yapılacak tesislerin planlama, projelendirme, onay mercileri ve prosedürlerini gayet net tarif etmektedir.

Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki mülkiyeti tamamen Devlete ait olup, bunun üzerine yapılacak tesislerin ve kiralama süre ile şartları belirlenmiştir. Sonuçta, Devletten kiraladığınız deniz ve/veya karadaki arazilerde kalıcı tesisler kira hitamında Devlete devredilir. Bu sahalarda yaptığınız karar tesisleri ise sökülür-taşınır nitelikte ve yatırımcı tarafından sökülüp götürülebilir. (ki bu yapıların kira sözleşmelerinde yapılabilirlik müsaadesi söz konusudur.)

Kıyı çizgisi önünde ve/veya gerisinde yer alan deniz dolguları, iskele, rıhtım, yüzer pantoon vb.
tüm tesisler ise T.C Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapılar Genel Md.’nce Yatırımcının sunacağı gerekçeli rapor, yerleşim planı, manevra simülasyonu (özellikle limanlarda), meteorolojik, dalga, akıntı analizleri, zemin araştırmaları, geoteknik rapor, depremsellik durumu yapısal planlar, hesap raporları ve daha birçok teknik çalışma dışında çevresel etki raporları (ÇED), detayları projelerle birlikte AYGM’nin Bölge Müdürlüklerinden onay alınması sonrasında yaklaşık 11 merciden onaydan geçirilip, onay alımı sonrası AYGM’den tasdik alınarak yapılır. Burada AYGM kıyı yapıları için yayınladığı Teknik Şartlar talep edilir. Projelerinin ön onaylarının tamamlanması minimum 8 -12 ay arası zamanı kapsamaktadır.

Eğer mevcut bir tesisin büyütülmesi söz konusu ise yukarıdaki prosedür yine ön izin, kiralama vd. prosedürlerden geçtikten sonra AYGM’nin yürürlükteki yönetmelik ve teknik şartnameleri kapsamında yapılır.

Deniz yapılarında onay ve kontrol mercii AYGM’dir. Kara yapılarında ise İmar Kanunu ve Yönetmeliklerine göre müsaadeler proje onayları vb. işlemler T.C Maliye Bakanlığı kiralama sözleşmesiyle AYGM’nin Yönetmelikleri ile ilgili Belediyelerden İmar Kanunu gereklerini yerine getirmek kaydıyla yapılır.

Bu konularda kısaca yaptığımız karmaşık işlemler sonrasında gerek AYGM gerekse Belediyeler gereken işlemlerden sorumludur. Tesislerin bitiminde AYGM kontrollerini yapar ve işletme izni ile ilgili prosedürler kabulden sonra başlar. Bu arada da DİDGM’den geçici işletme müsaadesi alınır.

Yukarıdaki genelge devamlı gelişmekte olan şartlar çerçevesinde Osmanlı zamanında yapılmış rıhtım, iskele vb. yapıları da dikkate alarak iki ana bölümde tanzim edilmekle birlikte bir karmaşa ve düzensizliği de ifade etmesi bakımından ilginçtir.

Zira,

1- Onaylı uygulama projesi bulunan kıyı tesislerinin proje revizyonu,

2- Onaylı uygulama projesi bulunmayan kıyı tesislerinin projeleri başlıkları bu konulara fazla detaya girilmeden mevcut durumda bir karmaşaya neden olacak şekilde İmar Affı gibi bir bakışla değerlendirilmekte olduğu görünümünü düşündürmektedir.

Türkiye’deki limanlar bilindiği gibi 1900’lü yıllarının sonlarında özel teşebbüse devir olurken mevcut tüm tesisler Osmanlı döneminden başlayarak Devlet tarafından yaptırılmış ve işletmesi Devlet‘çe yapılan limanlar olup, özelleştirmeye çıktıklarında limanların bir çoğunun efektif kullanım süreleri bitmiş ve amortisman sürelerini doldurmuş olmakla birlikte, prosedür olarak dahi yapısal ruhsatları yoktur. (Bk. Özelleştirme İdaresi ihale dosyaları) Bu nedenle ihalelerde İstekli’ye 5 yıl içinde bu müsaadeler ve ruhsatları alınamazsa geri iade hakkı da sağlanmaktaydı.

Bu listede TCDD ve TMO, Denizcilik İşletmeleri (TDİ), Demir Çelik Fabrikaları gibi belirli başlı Devlet kuruluşlarına ait limanlar, iskeleler, boru hatları, şamandıralar dahildir. Bunların dışında Belediyeler tarafından yaptırılıp işletilen iskele, barınak vb. tesisleri de ilave ettiğinizde ortaya büyük bir sorun çıkmaktadır.

Bunun dışında 17.yy – 18. yy ve devamında 19.yy-20.yy dahil bir dönemde yapılmış bu tesisler, kıyı yapıları için belirli başlı olanlar dahil inşa edildiği dönemin kalyon, çektirme, yandan çarklı, buharlı şileplere uygun su derinlikleri rıhtım yapıları geometrileri planlanmıştı.

Rıhtımlar, ahşap kazıklı (Boğaz iskeleleri başta olmak üzere Şirketi Hayriye tarafından yaptırılmıştır.) olmak üzere hala kullanılmaya devam etmektedir. Daha sonra T.C Bayındırlık Bakanlığınca beton bloklu rıhtım olarak inşa edilen rıhtımlar 1960-1970 yıllarında devreye girmiştir. Bu iskele ve rıhtımlar inşa edildiğinde kara yapılarındaki hesap esasları ve şartnamelerin dışında Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü’nün (DLH) o yıllardaki teknik şartnameleri geçerli olarak yapılmıştır.

1990’lı senelerin sonundan itibaren özel teşebbüs yatırımları ve işletmeleri cari olarak yapılan tesislerinde de geçerli teknik şartnameler aynı şekilde devam etti ve bunlar için konulan kriterler her bir proje planlaması sırasında o yıllardaki gemiler ve gelecekteki olası boyutları kısmen dikkate alınarak kısa vadeli olası boyut değişkenliklerine ve eldeki verilere uygun olmak kaydıyla yapıldı.

İlk olarak 1990 senesinde Bakanlık Japon JICA kuruluşuna;

  • Filyos Limanı geliştirme projesinin master planını yaptırdı. Türk uzmanlar dışında Japon uzmanlar macro planlamadan başlamak üzere gemi boyutları ve geleceğe dair genel trendleri de inceleyerek bir çalışma yapıp Bakanlığa sundu.
  • Marmara Limanları Master Planı 1994-2015 yıllarında çalışılarak tamamlandı. (JICA)
  • Türkiye Ulaşım Master Planı (İTÜ) tarafından 1998-2020 yılları dikkate alınarak yapıldı.
  • ULIMAP (Ulusal Limanlar Master Planı) 1998-2020 yılları esas alınarak yapıldı.
  • Vizyon 1 – Vizyon 2 (TURKLIM) Türkiye Liman İşletmeleri 2008-2023 yılları esas alınarak yapıldı.
  • C Ulaştırma Bakanlığı Kıyı Yapıları Master Plan Çalışması (2010-2030) hazırlandı.

Sonuçta; bu planlamalarda gösterilen gemi tip ve büyüklükleri proje planlamasına esas olarak kabul edildi ve Bakanlığa sunulan tüm projelerde kullanılan gemi tip ve boyutları da bu çalışmalardaki karar ve onaylara göre projelendirildi.

Aradan geçen son 30 yıla yakın sürede yapılan tüm limanların planlama ve boyutlandırma
kriterleri de benzer usul ve şartlara göre tanzim edildi. Bu arada deniz yapılarını projelendirme hesaplarında en önemli unsurlardan birisi olan deprem kriterleri için Türkiye deprem haritalarındaki depremsellik göstergesidir.

Marmara Depremi öncesi Japonya’daki Kyoto depremi ve hasarları dikkate alınarak deniz yapılarındaki hesaplama yöntem ve kriterleri Dünyada revizyona tabi tutuldu. Fakat Türkiye’de ancak Marmara Depremi sonrası 2008 senesinde deprem yönetmeliği revizyonu yapıldı.

Türkiye’de bu döneme kadar iskele ve rıhtımlarda mayil kazıklar çakılırken, deprem sonrası düşey kazık çakımına geçildi. Zira mayil kazıkların depremde kazık başlıklarına farklı hareket ve kuvvetler getirdiği Deniz Kuvvetleri Gölcük iskelelerinde hem sıvılaşma hem de iskelelerin üst tabliyelerinin kazıklardan kopması sonucu tecrübeyle öğrenildi.

Fakat bu arada birçok deniz yapısı deprem sonrası mevcut kazıklarla ayakta olup, daha sonra yapılan yamalarla ayakta durmaktadır. Bayındırlık Bakanlığı’nın yaptırdığı bloklu rıhtımların ise büyüyen gemiler sonucu olup önerilen faktör gemi yanaşma hesaplarında da baba, usturmaça ve derinliklerinin kifayetsizliği dışında yeni şartnamelere göre stabilitelerin olmadığı da belirlenmiş, o tarihlere kadar DLH Şartnameleri kamyon lastiği usturmaçaları tanımlayıp, temini ve yerine konması bedellerine fiyat analizlerinde yer veriyordu.

Rıhtımların su derinlikleri yetmediği için DLH rıhtım önünde taramalar yaptı, beton bloklu rıhtımlarda bloklar havada kaldı. Kazıkların boyları güncel hesap gerekleri dışında kaldı. Rıhtımların su derinlikleri yetmediği için DLH rıhtım önünde taramalar yaptı. Beton bloklu rıhtımlarda bloklar havada kaldı. Kazıkların boyları hesap gerekleri dışında kaldı…

Daha bir sürü problem arasında liman içi çalkantıları değişen küresel iklim sonucu rüzgâr rejimi ve dolayısıyla dalga rejimi etkiledi. Korunaklı limanlar korunaksız hale geldi. Dalgakıranlar alçak kalıp dalgayı karşılayamaz duruma düştü.

Bütün bunlara paralel yıllar evvel çakılmış çelik boru kazıklı iskele ve rıhtımlar, kazıklı yollar büyük ölçüde korozyona maruz kaldı. Çünkü katodik koruma kimi yapıda kurbanlık anot olarak varken bakım yapılmadığı için kazıklar eridi. Beton üst yapılarında şartname gereği devamlı değişerek önce 1,5cm daha sonra 2cm sonra 5cm en sonunda 9cm’ye çıkan pas payı şartnameleri,
her yapıda farklı hasarları getirdi, donatılar paslandı ve eridi, beton karışımlarında elle, ayakla dökülen betonlar yüzünden süngere döndü! Yüzey koruyucular yeni yeni kullanılmaya başlandı.

Donatı demirleri önce filmaşin denilen düz demirle yapılırken daha sonra şartnameler değişti. Önce nervürlü çelik olarak kullanılmaya başlandı. Rıhtımların babaları gemilerin büyümesi soncu yetersiz kaldı. Kamyon lastiği usturmaçalar yerini özel kauçuk fenderlere bıraktı. Bu da yetmedi usturmaçaların ayrıca çelik zincirlerle üstten alttan bağlanması yüzeylerin kauçuk yerine teflon kaydırıcı elemanlarla korunması gündeme geldi.

Liman içi çalkantılara getirilen sınırlar eski limanlarda sağlanamadığı için gemilerin rıhtım önündeki temiz minimum su derinliği geminin baş-kıç iskele sancak hareketleri de yetmez hale geldi. 2016 senesinde ise DLH-AYGM deniz yapıları için planlama ve hesap esasları ile ilgili bir teknik şartnameyi Yıldız Teknik Üniversitesi’ne yaptırdı. Üniversite o tarihte yürürlükte olan beynelmilel şartnamelere uygun olarak bu çalışmayı yaptı.

Ancak, bugün büyük bir kısmı yeniden revize edilerek güncelleştirilmek zorundadır. Çünkü zaman geçtikçe spesifik konularda yeni revizyon gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Daha çok önemli konu hesaplama esaslarında kazıklı yapılarda, kazıkla zeminin müşterek hareketleri ile ilgili olup. Birçok kazıklı yapıda bu hesaplama dikkate alınmamıştır. Bunun dışında 2008’de yayınlanan son deprem şartnamesinde de halen revizyon çalışması yapıldığı bildirilirken 2020 senesinde bu şartnamenin yayınlanması ile ne kadar etki olacağını da halen bilemiyoruz.

Bu arada parça yük elleçlemeye müsait tüm Türkiye limanlarında parça yüke uygun yük elleçleme sistemleri konteyner elleçlemeye uygun olarak, başta elleçleme makinaları ve o tarihlerde geçerli post panamax ve panamax gemilere göre tüm rıhtımlarını güçlendirdi, yeni vinçler getirildi. Bunlara göre alt yapılar yeniden düzenlemeleri, babalar ve fenderler değiştirildi. Ancak, çok kısa bir süre sonra Post Panamax gemiler yerine değil Mega gemiler limanlara gelmeye başladı.

Nitekim genelgede de belirtilen “Uygulama Projesi” olan ancak uygulama projelerinde belirlenen kapasitelerin deniz taşımacılığının gelişmesi ve deniz ulaşımında meydana gelen teknik gelişmelere bağlı olarak taşıma maliyetlerinin düşürülmesine yönelik gemi tonajlarının büyümesi ve böylece elleçleme sistemleri geliştirilip elleçlenen yüklerin artması nedeniyle günümüzde yetersiz kaldığı da bilinmektedir.

Genelgenin bir paragrafı aslında yukarıda kısa başlıklarla belirtilen tüm sorunları ve çözümünü istemektedir. Bunun için de 1 yıl durum tespiti ve proje çalışması AYGM raporlarının sonuçları ile onayların alınması “ama bu arada liman başkanlığı ve işletmeciliği sorumluluğunda limanın işe devamının onayını müteakip 2.yılda ise açıkça bu raporlar ve hesaplar kapsamında iyileştirme (güçlendirme) ihtiyacı olanların AYGM nezdinde geçerli prosedür gereği takip edilerek uygulayıcı temini ile gerekli işlerin yapılmasını gerektirmektedir.

AYGM inceleme ve değerlendirilmesinden sonra güçlendirme projeleri en başta yerleşim planlarından başlayarak geçerli prosedüre göre yapılıp, AYGM – ÇED (gerekli ise) uygulama çalışmaları bitirilerek ortaya çıkan projelerin onayları alındıktan sonra yapım ihaleleri ile işlerin bir senede tamamlanması demektir ki, bu süre içerisinde prosedürlerden geçileceği için yeterli süreyi sağlamamaktadır.

Beklentisi bu son bir senelik süreçte iskele betonları ve kazıklarının güçlendirilmesi, büyük gemilere göre yapısal modifikasyonlar ile yeni elleçleme teçhizatına uygun hale getirilmesine yetmeyecektir. Liman içinin derinleştirilmesi, liman yerleşiminin gemi ölçülerine uygun hale getirilmesi gibi sorunları olan yapılarda aynı anda limanın işler halde tutulabilmesi, liman işletmesi devam ederken, işletmeyi de koordine etmek demektir. Burada sorun iskelelere liman işletmesi devam ederken hem su altı hem de su üstü inşaatı yapılması durumudur. 

Ülkenin ithalat ve ihracatına sekte vurulmadan kapasite düşmesine neden olmaksızın bu işlerin koordine edilmesi ve bunun tüm iskele ve limanlardan hemen hemen aynı sürede beklenmesi oldukça zorunlu görülmektedir. Dolayısıyla bu işe kademeli olarak bakarak, ülke şartları ve ekonomik durumu da göze alıp yaklaşarak liman sahip ve işletmecileriyle birlikte süre ve ilave yatırımlar konusunda karar verilmesinde büyük fayda olacaktır. 

Ancak, bu da işlemler sırasında limanların sınırlı yeterliliğine karşın ayrı bir sorun yaratarak, ithalat ve ihracata etkileri de dikkate alınmalıdır. Bu işlerin detayları çıkarılıp, gereksinimle tanım ve tarif edildiğinde işlerin ikmal sürecini ele alırsak en az üç sene sonra bu işlerin ancak toparlamak mümkün olabilir.

Bu durumda tüm limanların, iskelelerin vb. deniz yapılarının aynı anda güçlendirilmesi
yapılabilir mi? Yeterli uzmanlık dalına sahip ekip ve ekipmanı olan firmalar mevcut mu? Sorularının cevapları bulunarak, maliyet ve zaman analiziyle yol alınmalıdır.

Benzer sorun konut sektöründe de yer almakta olup mevcut yapıların 2008’den beri güçlendirme programında zorunlu durumdadır. Peki elzem olmakla birlikte mevcut yapıların aradan geçen sürede yüzde kaçı güçlendirilebilmiştir.

Dolayısıyla liman yönetimleri bu işin yapsın-bitirsin, biz de güçlendirilmiş limanlara sahip olalım demekle iş bitmiyor, bitmeyecek de!

Ayakları yere basan bir plan ile DİDGM ve AYGM ye bırakılıp bu işten çıkmak kolay mı? İlgili İdareler, Genel Müdürlükler, liman sahipleri ve işletmecilerle tekrar bir araya gelip sorunları ve yöntemi birlikte tartışıp süre ve kurallarını tayin etmesi gerekir. Sorun ve çözümü basit bir kırtasiye işlemi ile sürece bağlanmamalıdır.

En başta AYGM’nin tüm kıyı tesislerinde talep edilen raporları inceleyip, bunları değerlendirme süresi sonrası işe başlanıp bitirilmesi için gereksinimleri AYGM ile müştereken tartışılmalıdır.

Bu görüşmelerde güçlendirme yapılmış/yapılacak kazık yerleşimleri eski tip mayil kazıklarla yapılmış iskele ve rıhtımlarda eğer kazık çakacak yer kaldıysa, kazık çakılabilir ancak kazık çakılamaz durumda olanlar ise yık-yeniden yap gibi bir sorunla da karşılaşılabilir.

Bunun sonucu ortaya çıkacak maliyetler ve süre ile büyük oranda sorunları da beraberinde getirecektir. Zira liman işletmecilerinin kira süreleri ile yatırımın amortisman süreleri yeterli olmayacağı için tesislerin sözleşmelere bağlı kira sürelerinin arttırılması da mutlaka gündeme gelecektir. Bu nedenle genelgenin teknik kapsamı mutlara tekrar analiz edilmelidir.

deniz bülten

HABERİ PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.


Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.