Haber Detayı
19 Ağustos 2017 - Cumartesi 02:25 Bu haber 2147 kez okundu
 
Osmanlılarda Ticari Denizcilik
ENERJİ Haberi
Osmanlılarda Ticari Denizcilik

Osmanlılarda bir deniz ticaret filosu hiçbir zaman oluşturulmadı. Bunun birçok nedeni vardır. Öncelikle Osmanlı denizciliği başlangıcından itibaren kara fetihlerine destek, ada ve yarımada fethi, denizlerde güvenliğin ve denetimin sağlanması gibi hedeflere yönelik olarak gelişti ve öyle devam etti. Kısacası Osmanlı denizciliğinin tarih boyunca esas olarak askeri denizcilik niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Öte yandan zaten Osmanlıların bir deniz ticaret filosu oluşturma ve bunu geliştirme geleneklerinin oluşturmasına temel teşkil edecek düzeyde ve nitelikte bir üretim ekonomileri de olmadı. Ülke ekonomisinin iki temel dinamiğini, merkezi devletin askeri ve sivil ihtiyaçlarını karşılayacak üretim ve ticaret ile yerel düzeydeki üretim ve ticaret oluşturuyordu. Dolayısıyla Osmanlılar uluslararası düzeyde bir tüccar ülke olamadılar. Ayrıca Osmanlılar deniz taşımacılığı teknolojisinde de geride kaldı. 17. Yüzyılda İngiltere ve Hollanda büyük uluslararası deniz ticaretinde tüccar ülkeler olarak öne çıktıklarında, deniz taşımacılığı için gerekli olan gemi teknolojisinde de önemli bir mesafe kat etmişlerdi. Oysa Osmanlılar Avrupa’da değişen ve gelişen gemi tiplerinin karşısına eski tip gemilerle çıkma davranışını uzun yıllar boyunca sürdürdüler. Tutumlarını değiştirmeleri için birçok durumda ağır yenilgilere uğramaları gerekti. Ancak büyük deniz savaşları yenilgilerinin ardından teknolojik yenilenmenin zorunluluğunu kavradılar ve yenilenmenin gereklerini geç de olsa yerine getirmeye çalıştılar. Ancak her şeye karşın tıpkı askeri denizcilikte olduğu gibi Osmanlı ticari denizciliğinde de zaman içinde belirli gelişmelerin olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlılar uygun coğrafi konumlarının avantajını kullanarak doğu ile batı arasındaki ticareti denetleme ve değerlendirme yoluna gitmişlerdi. 15.yüzyılda Akdeniz’de etkin durumda olan Venediklilere karşı Karadeniz’de etkin olan Cenevizlilere destek verdiler. İlk kapitülasyon 1352’de Cenevizlilere verilmişti. 1580’li yıllarda Venedikliler de kapitülasyon aldı. Bu kapitülasyon 1454’e kadar çeşitli yenilenmelerle devam etti. 1517’de Fransızlar ilk kez Osmanlılardan ticari ayrıcalıklar kazandı. Kanuni Sultan Süleyman bu imtiyazları Fransızlara hem kazanç elde etmek hem de Habsburg Hanedanı’na karşı onlarla ittifak yapmak için vermişti. 1570’li yıllardan başlayarak Doğu Akdeniz ticaretinde egemenlik Venedik’ten Fransa’ya geçti. Bu yıllarda İngilizler, Portekizliler, İspanyollar ve başka ülkelerden Avrupalılar, Akdeniz ve Ege sularında Fransız bayrağı altında ticaret yapabiliyordu. 1580’de ise İngiltere kapitülasyon aldı. İngilizler Osmanlıların ihtiyacı olan barut ve silah gibi malları sağlıyor, karşılığında da Doğu Akdeniz’den özellikle pamuk, halı, ipek, şarap, zeytinyağı, baharat gibi malları elde ediyordu. İngiltere ve Hollanda 17. Yüzyılda uluslararası deniz ticaretinde tekel durumuna gelmeyi başarmışlardı. Coğrafi keşiflerin de etkisiyle ticaret yollarında değişiklikler olmuş ve Akdeniz’in ticari değerinde de azalma görülmüştü. Ancak Osmanlı ticaret hayatında gerileme olmadı. Bununla birlikte Osmanlılar kendi gemileriyle ancak küçük ölçekli ticaret yapıyorlardı. Gayrimüslim Osmanlı tüccarları da giderek güçlenmişti. 19. Yüzyılda Hayriyye Tüccarı adı altında Müslüman bir tüccar grubu oluşmuştu. Ancak sermaye, tecrübe ve yabancı dil bilgisi eksiklikleri bu grubun gelişmesini engelledi. Karadeniz ticareti de Osmanlılar için çeşitli açılardan önemliydi. 17. Yüzyılda örneğin Kırım’dan İstanbul’a yönelik köle ticareti büyük önem taşıyordu. 18. Yüzyılda Rus tüccarları Osmanlılardan kuruyemiş, sirke, kahve, pamuk, bez gibi mallar alıyor ve buna karşılık onlara havyar, et, buğday, balık, demir, kürk gibi mallar veriyordu. Rus tüccarlar İzmir’den ve Doğu Akdeniz’den de çeşitli mallar alıyordu. 18. Yüzyılın başlarında Osmanlılar, Karadeniz’de yabancıların dolaşmasına izin vermiyordu. Fakat 1774’teki Küçük Kaynarca Antlaşması ile Karadeniz’in sadece bir Osmanlı denizi olduğu günler tarihe karıştı. Rus tüccarları artık Karadeniz ve Akdeniz’de ticari gemilerini rahatça yüzdürebiliyordu. yüzyılın başlarında Fransa ve sonra da İngiltere ve başka devletler Karadeniz’de ticaret yapabilmeye başladılar. 1806 yılına kadar Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan geçen gemiler için zorunlu tutulan izn-i sefine defterlerinde gayrimüslim tüccar ile Müslüman tüccar aynı deftere yazılıyordu. Fakat bu tarihten sonra Müslüman tüccarların isimleri artık farklı defterlere yazılmaya başlandı. 1821’deki Yunan isyanından sonra ise Müslüman tüccarların Osmanlı deniz ticareti içindeki yerleri daha da güçlendi. Osmanlılar Avrupa devletleri gibi büyük ticaret filoları oluşturmadılar. Ticaret yollarını denetim altında tutma ve yabancı ülke gemileriyle yapılan ticari faaliyeti vergiye tabi kılma politikalarından hoşnut olmaları da onların bu eğilimine hep kuvvet verdi. Zaten Osmanlı Devleti’nin ticareti daha çok başkentin iaşesini sağlamaya yönelikti. Daha çok yük taşımacılığına uygun gemilerle ülkenin çeşitli limanları arasında temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik küçük çaplı ticaret yapılıyordu. Karadeniz’deki Osmanlı ticareti ise büyük ölçüde hububat ticaretiyle ilgiliydi. Büyük deniz ticaret filosu oluşturmak, gemi yapım teknolojisi ile de yakından ilgilidir. Açık denizlerde ağır yükleri taşımaya uygun gemilerin yapılması, önemli teknolojik yenilikleri gerektiriyordu. Osmanlılar bu teknolojik yenilenme hamlelerini yapma başarısını da gösteremediler. Şüphesiz bu yöndeki girişim eksikliğinin temelinde yukarıda belirttiğimiz ticaret politikasının ve özgün ekonomik yapı koşullarının yanı sıra Osmanlıların bilimle ilişkisinin de çok zayıf olmasının önemli bir rolü vardı. deniz bülten
Kaynak: Editör:
Etiketler: Osmanlılarda, Ticari, Denizcilik,
Yorumlar
Haber Yazılımı