Haber Detayı
04 Mayıs 2017 - Perşembe 00:31 Bu haber 487 kez okundu
 
Çanakkale Savaşı'nda Deniz Üstünde Neler Oldu?
- Haberi
Çanakkale Savaşı'nda Deniz Üstünde Neler Oldu?

Osmanlı mayıncıları ile sahil savunma topçuları, dünyanın en önemli iki deniz gücüne Çanakkale’den geçit vermemişti. Osmanlı sahil tabyaları denizden müdahalelerle ortadan kaldırılamıyordu. Bu durum İtilaf devletlerinin Çanakkale’ye yönelik tasarılarında ve stratejilerinde değişiklik yapmalarına yol açtı. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda denizden ilk saldırılarla Çanakkale bölgesinde karşılaştı. İtilaf devletlerinin Ortadoğu ile ilgili stratejik hedeflerinin başında, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının kontrolü stratejik bir önem taşıyordu. Osmanlıların savaşa girmesiyle birlikte Rusya’nın Akdeniz’le ilişkisi kesilmişti. Böylece Büyük Britanya ve Fransa’dan Rusya’ya gelecek olan yardımların akışı engellenmiş oluyordu. Osmanlılar ve Alman müttefikleri de Çanakkale bölgesinin itilaf deniz ve kara kuvvetleri için başlıca bir hedef oluşturduğunu biliyorlardı. Nitekim böyle bir saldırı ihtimaline karşı 1914 Eylül’ünden başlayarak bazı hazırlıklar yapmışlardı. Örneğin Kilitbahir’de 37 adet ağır Krupp topuyla donatılmış bir savunma bölgesi oluşturulmuştu. Ayrıca biri Kilitbahir’de, diğeri de daha güneydeki Kepez Burnu’nda iki mayın tarlası hazırlanmıştı. Bu tarlaların her birinde beş sıra mayın hattı bulunuyordu. Osmanlı-Alman müttefik deniz kuvvetleri amirali Von Usedom, 15 Şubat 1915 günü Avusturya istihbaratından, İtilaf kuvvetlerinin Çanakkale’ye karşı büyük bir deniz harekâtına girişmek üzere olduklarını öğrenmişti. Gerçekten de Büyük Britanya Birinci Deniz Lordu Winston Churchil, büyük çoğunluğu dretnot öncesi eski zırhlılardan oluşan bir filoyla sahil tabyalarını ağır bir bombardımana tutmayı planlamıştı. Plana göre bombardımanın ardından mayın tarama gemileri Boğaz’ı temizleyecekler ve böylece zırhlı filo ilerleyerek toplarını İstanbul’a çevirecekti. İtilaf savaş gemileri, 25 Şubat’ta işgal edilen Limni Adasındaki Mondros limanında toplanmaya başlamışlardı. İtilaf filosunun sancak gemisi (dünyanın o günkü en güçlü savaş gemisi) olan İngiliz süper dretnotu HMS Queen Elizabeth, 5 Mart günü, demirli olduğu yerden yaptığı atışlarla Kilitbahir tabyalarını topa tutma girişiminde bulundu. Ancak Kilitbahir’in hemen kuzeyindeki Poyraz Limanı’na demir atmış bulunan Osmanlı zırhlısı Barbaros, mıntıkaya hâkim bir tepede kurulu bir gözetleme noktasındaki Alman subaylarının işaret lambasıyla Queen Elizabeth’in konumunu bildirmesi üzerine, bu gemiye karşı atışlara başlamıştı. İngiliz gemisi mürettebatı, bir anda çok yakınına düşen iki büyük çaplı merminin etkisiyle telaşa kapılmıştı. Birbirini izleyen karşılıklı atışlardan sonra Queen Elizabeth, Barbaros’un top menzilinin dışına çıkmak zorunda kaldı. Bu saldırı üzerine Osmanlı donanması komutanlarından Amiral Souchon, İtilaf gemilerine karşı bir harekât planladı. Görev, üç adet torpido taşıyan 97 tonluk Demirhisar Torpidobotu’na verilmişti. Demirhisar, Bozcaada’da demirlemiş bulunan itilaf filosuna karşı bir taarruz gerçekleştirmek üzere 7 Mart gecesi denize açıldı ve devriye gezen İngiliz muhriplerini atlatmayı başardı. Ancak Midilli adası açıklarında bir İngiliz devriyesi tarafından fark edildi ve kovalandıkları için Bozcaada’ya ulaşamayarak İzmir’e yöneldi. Osmanlı gemisi Demirhisar, İzmir körfezine girdiği sırada İngiliz deniz uçağı gemisi HMS Anne’e, kalan son torpidosuyla saldırdı. Ancak isabet kaydedilmesine karşın İngiliz gemisinde önemli bir hasar oluşturulamamıştı. 18 Mart 1915 tarihi, itilaf kuvvetlerinin en büyük saldırı girişiminin tarihidir. İngilizler bu tarihte Boğaz’ı zorlamaya karar vermiş ve bu yönde harekata kalkışmışlardı. İtilaf kuvvetlerine ait Queen Elizabeth, muharebe kruvazörü Inflexible ve drednot öncesi devrin en güçlü zırhlılarından olan Agamemnon ve Lord Nelson gemileri, sabah saatlerinde Çanakkale’ye girdikten sonra, yaklaşık 6 mil mesafeden Kilitbahir tabyalarına ateş açtılar. Ayrıca Fransız zırhlıları Gaulois, Charlemagne, Bouvet ve Suffren adlı gemilerden oluşan ikinci bombardıman grubu da öğleden sonra harekete geçerek daha yakın mesafeden ateşe başladılar. Öğleden sonra Osmanlı tabyaları neredeyse tamamen susmuş durumdaydı. Bunun üzerine Fransız gemileri geri çekilerek yerlerini eski İngiliz zırhlıları olan Vengeance, Irresistible, Albion ve Ocean’dan oluşan üçüncü gruba bıraktılar. Fakat Fransız gemilerinin geriye dönüşleri sırasında Bouvet, Erenköy Koyu’nda büyük bir patlamayla sarsılarak üç dakikadan az bir sürede alabora oldu. [caption id="attachment_259" align="aligncenter" width="1280"] Agamemnon Gemisi[/caption] [caption id="attachment_260" align="aligncenter" width="3200"] Lord Nelson[/caption] Alman Yarbay Geehl’in idaresindeki 365 tonluk Nusret adlı mayın gemisi, itilaf gemilerinin daha önceki yoklama taarruzları sırasında geri dönüşlerinde izledikleri yolu gözlemleyerek 8 Mart gecesi Erenköy Koyu’na sahile paralel olarak 26 mayın dökmeyi başarmıştı. Nusret'in döşediği mayınlar, 18 Mart'ta düşmanın yüzen kalelerini birer birer batırmayı başarmıştı. Büyük ölçüde Nusret’in mayınlarının yaptığı bu büyük kayıp üzerine itilaf kuvvetleri amirali de Robeck, Çanakkale’yi deniz üstü gemileriyle zorlama girişimlerinden vazgeçti. Osmanlı mayıncıları ile sahil savunma topçuları, dünyanın en önemli iki deniz gücüne Çanakkale’den geçit vermemişti. Osmanlı sahil tabyaları denizden müdahalelerle ortadan kaldırılamıyordu. Bu durum İtilaf devletlerinin Çanakkale’ye yönelik tasarılarında ve stratejilerinde değişiklik yapmalarına yol açtı. Onlar için artık kara harekâtı amacıyla sahile çıkartma ve yığınak yapmaktan başka bir çözüm yolu görünmüyordu. İtilaf kuvvetlerinin 25 Nisan 1915’te Seddülbahir’e ve Arıburnu’na çıkmalarıyla, Çanakkale’de kara savaşları dönemi başlamış oldu. İtilaf devletlerinin karaya asker çıkartmaya başlamalarından sonra da Çanakkale’de deniz üstünde çarpışmalar devam etti. Özellikle Osmanlı muhribi Muavenet’in bu çarpışmalardaki başarısı ünlüdür. Amiral Von Usedom, İngiliz zırhlılarının demirledikleri Morto Koyu’ndan Seddülbahir cephesine ateş yağdırması karşısında donanma komutanlığından bu zırhlılara denizden bir saldırı yapılmasını talep etti. Bu talebinin kabul edilmesi üzerine Yüzbaşı Rudolf Firle ve Yüzbaşı Ahmet Saffet’in ortak komutasındaki Muavenet-i Milliye muhribi 12 Mayıs günü Çanakkale’den hareket etti. Morto Koyu’ndaki İngiliz zırhlılarına fark ettirmeden yaklaşan Muavenet, en yakınındaki Goliath zırhlısına üç adet torpidoyu ateşledi ve üçü de hedefini bulduğu için zırhlı gemi saniyeler içerisinde alabora olmaya başladı. 1900 yılında denize indirilmiş 13.160 tonluk HMS Goliath’ı batıran Muavenet’in mürettebatı, İstanbul’a geldiğinde halk tarafından kahramanlar gibi karşılanmıştı.
Kaynak: Editör:
Etiketler: Çanakkale, Savaşı'nda, Deniz, Üstünde, Neler, Oldu?,
Yorumlar
Diğer Haberler
Haber Yazılımı