Haber Detayı
14 Haziran 2020 - Pazar 14:41 Bu haber 668 kez okundu
 
Balıkçılığın geleceği, değişime uyum sağlanmasına bağlı
Balıkçılık sektörü, değişime balıklar kadar uyum sağlayabilecek mi?
BALIKÇILIK Haberi
Balıkçılığın geleceği, değişime uyum sağlanmasına bağlı

Melanie Brown, 40 yıldan uzun bir süredir Alaska Bristol Körfezi’nde kızıl somon avlıyor. Geçen yıl 60 milyon civarında balık avlanan bu bölge, dünya genelinde en büyük kızıl somon akınının görüldüğü yer. Fakat Melanie ve diğer balıkçılar, geçen yıl Alaska’da yaşanan ve kayıtlara geçen en sıcak yaz aylarında sıcağa dayanamayıp yumurtlayamadan ölen balıkların akıntılarda sürüklendiklerine tanık oldu. Brown, “Sanırım önümüzdeki üç yıl içinde sıcak dalgasının kızıl somon neslini nasıl etkilediğini çok net görebileceğiz” diyor.

 

Brown, Alaska’daki durumu şöyle anlatıyor:

“Geçen yaz, sıcaklıkların yükselmesi nedeniyle somonlar beklemeye ve benim avlandığım nehir bölgesinin dışında havuz oluşturmaya başladı. Sıcaklığın düşmesini bekliyorlardı. Artık daha fazla bekleyemeyince, yükselen sularla birlikte sıcaklığın daha düşük olduğu derin nehir kanallarına gittiler. Durum böyle olunca, benim gibi ağ kuran insanların normalde nehir kıyılarına gelen somonları yakalama fırsatı azalıyor.”

 

Dünya genelinde balıkçılar ve bilim insanları, balık nüfusunun yaşam alanlarındaki değişikliklere tepki verdiğine tanık oluyor. Su altında şekillenen bu yeni realitede iklim değişikliğinin oynadığı rolden artık daha fazla söz ediliyor. İklim değişikliğinin bu değişimde ne kadar etkisi olduğunu bilmek kolay değil; fakat değişime nasıl adapte olunacağının daha fazla konuşulduğu kesin.

 

Isınma ve asitlenme: Sudaki değişim balık rezervlerini etkiliyor

Bilim insanları Kuzeydoğu Atlantik’teki balık nüfusunun daha yüksek enlemlere kaymakta olduğunu teyit ediyor. Isınan sular, belirli bir sıcaklık aralığına ihtiyaç duyan balıkları daha serin sulara yönlendiriyor. İngiltere’nin güney kıyılarındaki balıkçılar, su sıcaklığının sadece 0 ila 6° C olduğu koşullarda yumurtlayan morina balığını avlamakta zorlanıyor. İngiltere Balıkçı Örgütleri Ulusal Federasyonu (NFFO) yöneticilerinden Elizabeth Bourke, “Kuzey Denizi’nde gördüğümüz türlerde kesinlikle bir değişim oldu” diyor.

Avrupa Birliği projesi ClimeFish’in bir araştırması, morina balıklarının yaşam alanlarının küçüldüğüne, hamsi, istavrit ve dil balığı gibi türlerin Kuzey Denizi, Baltık Denizi ve Batı İskoçya’nın ısınan sularına kaydığına işaret ediyor. ClimeFish’e göre, son 30 yılda Atlas Okyanusu’na özgü 19 ticari türün Avrupa sularındaki dağılımı değişikliğe uğradı.

 

Deniz İdaresi Konseyi (MSC) Kuzey Avrupa Direktörü Dr. Nieuwenhuis, durumu “Sıcak hava dalgaları, özellikle tropik bölgeleri çok etkiledi. Balıklar, Atlas Okyanusu’nun ve Büyük Okyanus’un kuzeyine göç etti” diye açıklıyor. Dr. Nieuwenhuis, bu bölgelerde 2050’ye kadar deniz ürünü avının yüzde 40 azalacağının da tahmin edildiğini vurguluyor.

 

Plymouth Deniz Laboratuvarı’ndan kıdemli uzmanlarından Dr. Ana Queiros, “Denizlerdeki balık nüfusunun iklim değişikliğine nasıl tepki verdiğini ve böylelikle yaşam döngülerinin ve büyümelerinin nasıl etkilendiğini görmek için, balığın temel fizyolojisini belirleyen su sıcaklığı, pH oranı, tuzluluk oranı ve besin miktarı gibi çevresel değişkenleri anlamanız gerekiyor” diyor. Balıkçılık yönetimi için iklim verisi sağlama alanında Copernicus İklim Değişikliği Servisi’yle (C3S) birlikte çalışan Dr. Ana Queiros, sözlerine şöyle devam ediyor:

 

“Önümüzdeki 30 yıl, balıkçılık faaliyetlerinin bugün yoğun olduğu bölgelerden kuzeye ve soğuk su türlerinin […] daha derinlerde bulunduğu alanlarına doğru kaymasına sahne olacak.”

 

Kuzeydeki geleneksel balık türleri değişime uyum sağlamada zorlanıyor

Danimarka Teknik Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Dr. Martin Lindegren; yavaş olgunlaşan, daha az yumurtlayan ve belirli yaşam alanlarını tercih eden büyük balık türlerinin iklim değişikliğine daha duyarlı olduğunu söylüyor. Lindegren “Yani genellersek, ticari açıdan önemli daha büyük türler, yeni koşullara daha kolay uyum sağlayabilen sardalye, hamsi ya da çaça gibi küçük ve ‘fırsatçı’ türlere kıyasla daha kırılgan” diyor.

 

İngiltere’deki balıkçılar da bazı türlerde küçülme görüyor. İngiltere Balıkçı Örgütleri Ulusal Federasyonu yöneticisi Elizabeth Bourke, “Balıklar, soğuk sularda daha geç olgunlaşıyor. Balıkların sıklıkla ve türlerine bağlı olarak altı ay ila bir yıl daha erken olgunlaştıklarını görüyoruz. Bu durum da balık rezervi üzerindeki baskıyı artırıyor” diyor. Aynı durum Alaska’da da gözlemleniyor. Alaskalı balıkçılar da artık daha küçük somonlar avlıyor.

 

Tüm hayatı boyunca balıkçılık yapan Eugene Anderson, “Son yedi yılda kızıl somonların ortalama ağırlığı 3,5 kilodan 2,3 kiloya düştü. Bu durum, Alaska Körfezi’ndeki deniz yüzeyi sıcaklığında görülen artışla paralellik taşıyor” diyor.

 

Isınma, diğer yandan başka türler için olumlu bir gelişme teşkil ediyor. Lüfer ve diğer egzotik türler, kendilerinde Kuzeybatı Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nda yeni yaşam alanları buldu. Bourke, İngiliz balıkçıların güney kıyılarında dil balığını zor bulduklarını ama bölgeye levreğin girdiğini söylüyor. Daha sıcak sularda yaşayan dil balığı, peri balığı ve dülger balığı gibi türler, balık avlarında giderek daha fazla öne çıkıyor. Dr. Querios’a göre bu balıklar Avrupa için daha önemli kaynaklar hâline gelebilir.

 

Balık rezervlerini gözlemlemek, balıkçılığı nasıl destekleyebilir?

Dr. Queiros, değişen koşullara uyum sağlama sürecinde balıkçılık sektörünü bilgilendirmenin önemine dikkat çekiyor. Dr. Queiros’a göre amaç, iklim değişikliği baskısı altındaki balık nüfuslarının sürdürülebilirliğini sağlamak. Bunun için de belli bölgelerde balıkçılık faaliyetlerinde izin verilen yoğunluğun düzenlenmesine ihtiyaç olup olmadığını anlamak gerekiyor. Dr. Querios, balıkların nerelere doğru gittiğini belirleyip buralarda daha fazla balıkçılık yapılmasının teşvik edilmesinin bu bağlamda önemli olduğunu vurguluyor.

 

Balıkçılık sektöründeki yöneticilere, makamlara ve küçük balıkçılara iklim verisi sağlamak, aşırı avlanmayı önlemenin yanı sıra uyum çabaları açısından da daha önemli hâle geliyor. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), hükümetlerin ve balıkçılık sektörünün hangi verilere ihtiyaç duyduğunu belirlemek amacıyla Plymouth Deniz Laboratuvarı ile birlikte çalışıyor.

 

Balık türlerinin üremesinin yaşam döngüsü, dağılım ve üretkenlik açısından gelecekte nasıl değişebileceğini ortaya koymak için, iklim değişikliğinin balık rezervleri üzerindeki etkileri konusunda bir dizi ayrıntılı gösterge geliştirdiler. Balıkların yaşam alanı gereklilikleri ve göç alışkanlıkları konusundaki verileri örtüştürmek, balık rezervlerinin gelecekte iklim değiştiğinde nasıl şekilleneceğini tahmin etmeye yardımcı olabilir.

 

Dr. Jose Antonio Fernandez, AZTI’de sürdürülebilir balıkçılık yönetimi konusunda üst düzey bir araştırmacıdır. Fernandez “Uyum önlemlerinin çoğu, balıkçılığı daha sürdürülebilir hâle getirmek için şu anda uygulanan önlemlere benzeyecek ya da benzeyebilir. Şu anda uygulanan önlemlere örnek vermek gerekirse, iklim değişikliği projeksiyonlarını kullanarak koruma alanlarını planlama çalışmalarından bahsedilebilir” diyor. Dr. Fernandez “Bu yaklaşımlar veri gerektirir ve eldeki veriler ne kadar çok olursa o kadar iyi” diye de ekliyor.

 

Dr. Jose Antonio Fernandez, H2020 SUSTUNABLE projesi çerçevesinde bu ay başından itibaren balıkçılıkta yakıt tüketimini azaltma yöntemlerine ilişkin bir çalışma yürütecek. Fernandez, “Ayrıca projenin balıkçı teknelerini oşinografik veri toplama araçları olarak kullanmak gibi yenilikçi bir yaklaşımı da var” diyor.

 

Balıkçılar şimdiden bu sürece katkıda bulunmaya başladı bile. İtalya’da ISPRA için çalışan araştırmacılar, yeni veriler bulmak ve aynı zamanda balıkçılık sektörünün uyum kapasitesini artırmak için Akdenizli balıkçılardan bilgi topluyor. Topladıkları bilgiler, balık türlerinin havza boyunca nasıl hareket ettiğine yönelik. İspanya’da CEPESCA, balık türlerinin nasıl dağıldığı konusundaki belirsizliği azaltmak için, balıkçılık değerlendirme modellerine iklim verilerini de entegre etti. Norveç’te Vake/Catch uygulaması, Copernicus’tan aldığı uydu verilerini ve av istatistiklerini kullanacak. Amaç, balıkçıların kotalarını optimize etmek ve aynı zamanda deniz suyu sıcaklıklarını balık bolluğu ve göç alışkanlıklarıyla ilişkilendirmek.

 

Göç eden balık rezervlerine uyum sağlama yöntemleri karşımıza çeşitli şekillerde çıkıyor. Kuzey Denizi’ndeki morina balığı rezervleri yer değiştirirken, İngiltere’deki kıyı balıkçıları kabuklu deniz canlılarına yöneldi. Bourke, “Açık deniz filosu, rezervleri daha uzağa kadar takip edebiliyor. Küçük balıkçılar ise fazla seçeneğe sahip olmadıkları için, balıkçılığı turizm gibi daha az kârlı faaliyetlerle birleştirmek durumunda kalıyorlar” diyor. Seafish.org’a göre, tek bir balık türüne ya da gelir kaynağına bağımlı kalmamak, balıkçılık sektöründeki kırılganlıkları azaltmak açısından önemli.

 

Balıkçılar nerede, ne avlayabilecek?

Balıkçılık sektöründeki birçok kişi, uyum sürecinde yaşanabilecek bir sorun konusunda uyarıda bulunuyor: Balıkçıları belirli bir bölgede belirli bir türü avlamakla sınırlayan izinler, söz konusu tür artık o bölgeden göç ettiyse soruna dönüşebilir. California’daki Santa Barbara Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, üretkenlik ve türlerin yaşam alanındaki değişiklikleri hesaba katan bir balıkçılığın gelecekte daha kârlı olabileceğini ve aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerini hafifletebileceğini söylüyor. Balıkçılara farklı seçeneklerin sunulması, belirli bir balık türünün azalması nedeniyle kayba uğrayacak balıkçıları daha dayanıklı hâle getirecektir.

 

Deniz İdare Konseyi’nin (MSC) Kuzey Avrupa Direktörü Dr. Niuwenhuis, bu durumu şöyle açıklıyor:

 

“Sürdürülebilirliğin devam ettirebilmesi için, kotaların bilimsel tavsiyelere dayanması gerekmektedir. Kotalar, balık rezervleriyle birlikte değişmelidir. Avrupa dâhil olmak üzere çeşitli ülkeler; uskumru, ringa balığı ve mavi mezgit sürülerinin kuzeye kaymasıyla beraber bu türlerde sürdürülebilir kotalar konusunda uzlaşmakta zorlandılar.”

 

Danimarka Teknik Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Dr. Martin Lindegren’e göre iklim nedeniyle görülen balık göçleri ile uyumlu, ülkeler arası mutabık olunacak esnek ve adil bir kota sistemi çözümün bir parçası olabilir. Lindegren, “Bu yaklaşım, balıkçıların avlanma fırsatlarından ve pazarlarından yararlanmasını sağlar” diyor.

 

Daha fazla gerçek zamanlı iklim bilgisi de uyum sağlanmasında destek olabilir. Lindgren, bunu şu sözleriyle açıklıyor:

 

“Büyük ve etkisini hemen görebileceğimiz sonuçlara yol açabilecek daha kısa vadeli değişiklikler konusunda bilgiye sahip olmak önemli. Doğrudan ve hızlı erişilebilen erken uyarı sistemlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Örneğin, sıcak hava dalgaları, zararlı deniz yosunu oluşumları veya hipoksi gibi, yani düşük oksijen koşulları gibi koşullar konusunda hızla uyarabilen tahminlerin sunulabilmesi önemlidir.”

Kaynak: euronews

 
 
 
Kaynak: Editör: Haber Merkezi
Etiketler: Balıkçılığın, geleceği,, değişime, uyum, sağlanmasına, bağlı,
Yorumlar
Haber Yazılımı