23 Ekim 2018 Salı
  • DOLAR5.6803
  • EURO6.5153
  • BIST94682
Hafif Sağanak Yağışlı
21°C

Osmanlıların Hint Denizi’ne yönelişi

Osmanlıların Hint Denizi’ne yönelişi
YAZARLAR - 27 Mayıs 2018

Yavuz Sultan Selim’in iktidara gelmesinden önce, Şam ve Halep ile Bursa arasında işleyen önemli bir ticaret vardı ve bu ticaret Anadolu ile Arap şehirlerini, dolayısıyla da Anadolu ile Hint Okyanusu’na açılan dünyayı birleştiriyordu.

Osmanlılar Kızıldeniz’de ilk kez 1519 yılında göründüler. Bu tarihte Selman Reis İstanbul’a gitmiş, orada Kızıldeniz’deki Portekizlilere karşı 30 kadırgalık bir donanma gücünün hazırlanmasıyla görevlendirilmiş ve yapılan hazırlıklardan sonra Selman Reis 3000 asker ve gemi inşası için gerekli malzemelerle birlikte İskenderiye’ye dönmüştü. Bu tarihten itibaren Osmanlılar için önemli bir deniz üssü olacak olan Süveyş Tersanesi’ne aktarılan malzemelerle hazırlanan donanma, Osmanlıların Kızıldeniz’e ve Hint Okyanusu’na çıkardıkları ilk deniz gücü olmuştur.

Osmanlıların Kızıldeniz’e ve Hint Denizi’ne açılmaları, stratejik bir planlamanın sonucu mudur, yoksa gelişen olayların kaçınılmaz kıldığı bir olay mıdır?

Yavuz Sultan Selim’in iktidara gelmesinden önce, Şam ve Halep ile Bursa arasında işleyen önemli bir ticaret vardı ve bu ticaret Anadolu ile Arap şehirlerini, dolayısıyla da Anadolu ile Hint Okyanusu’na açılan dünyayı birleştiriyordu. Öte yandan bu bölgenin egemen gücü olan Memluk devletinin donanma kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu kereste, demir ve zift gibi malzemeler Osmanlı ülkesinden sağlanıyordu ve paralı veya gönüllü Osmanlı denizcileri de Memluk donanmasında istihdam edilebiliyordu. Ayrıca bazı İslam ülkeleri liderlerinin Portekiz saldırılarına karşı yardım istemelerinin de Osmanlıların bu bölgeyle ilgilenmelerinin bir nedeni olduğunu söyleyebiliriz.

Fakat bütün bunlara rağmen Osmanlıların, Yavuz Sultan Selim döneminde, Hint Okyanusu ile bağlantılı ticaret yollarının ve bu yollara egemen olan liman şehirlerinin ekonomik düşüncelerle ele geçirilmeleri gibi bir hedeflerinin olduğunu söyleyemeyiz. Gerçekte Kızıldeniz bölgesine yönelme, Osmanlıların kendileri için büyük ve yakın bir tehlike oluşturan İran’daki Safevi devletine karşı hazırladıkları ordunun girdiği savaşlardan galip çıkarak güneye yönelip stratejik bölge ve şehirleri de ele geçirmesi sonucunda Kızıldeniz’e ulaşmasıyla ortaya çıkmış bir gerçekliktir. Bununla birlikte Kızıldeniz’e bir kere ulaştıktan sonra Osmanlıların bu denizin ve bu denize egemen olan limanların ticari ve ekonomik öneminin farkında olduklarını belirtmemiz gerekir.

Coğrafi keşiflerin gerçekleşmesinden önce Asya ile Avrupa arasındaki özellikle baharat ticareti (baharat Endonezya adalarında ve Sri Lanka’da, biber ise Güneybatı Hindistan’da yetiştiriliyordu ve Avrupalılar baharata çok büyük bir önem veriyordu), Marco Polo zamanında Batı Asya’dan Karadeniz’e ve Yakın Doğu ülkelerine kara yoluyla ve kervanlarla sürdürülüyordu. Moğol imparatorluğunun dağılmasıyla bu yol çok daha tehlikeli bir hale geldi ve bu yüzden Arap ve Hintli tüccarlar baharatı deniz yoluyla Kızıldeniz’deki limanlara taşımaya başladılar. Baharat buradan da kara yoluyla Mısır’ın ve Suriye’nin Akdeniz’deki limanlarına taşınıyor ve buralardan da Avrupa’da dağıtılmak ve satılmak üzere Venedikli ve Cenevizli tüccarlar tarafından satın alınıyordu.

Coğrafi keşiflerin büyük ölçüde tamamlanmasından sonra baharat ticaretinin yönü biraz değişmekle birlikte Kızıldeniz limanlarının bu konudaki önemi ortadan kalkmadı.

İşte Osmanlılar Kızıldeniz’e ulaştıklarında bölge limanları ticari ve ekonomik önemlerini koruyorlardı ve Portekiz deniz güçleri de bu bölgeye büyük ölçüde egemen durumdaydı.

Osmanlı donanmasının Selman Reis komutasında Kızıldeniz’deki girişimleri, Kamaran adasında üslenmeleri ve Yemen üzerinde belli bir egemenlik kurmaları, Osmanlıların Hint Okyanusu’na yönelik ilk adımlarını oluşturdu. Ancak Yemen’deki Osmanlı kuvvetlerinin komutanı olan Hayrettin Bey ile iktidar çekişmesi Selman Reis’in sonunu getirmişti.

1531 yılında Selman Reis’in yeğeni Emir Mustafa tarafından yönetilen, 600 Osmanlı ve 1300 Arap askerinden oluşan ve büyük topların taşındığı bir seferle Hindistan’daki Diu limanına saldırıldı, bu şehir Portekiz saldırısından kurtarıldı.

Bu sırada Süveyş Tersanesi’ndeki faaliyetler sürdürülüyor ve daha büyük bir donanmanın hazırlıkları yapılıyordu. Amaç Diu limanına daha büyük kuvvetlerle gitmek ve şehri tamamen ele geçirmekti. Akdeniz’de Preveze deniz savaşının yapıldığı yılda, 1538 yılında, Hadım Süleyman Paşa da Batı Hindistan’daki Diu kalesine karşı harekete geçiyordu. Hazırlanan donanmada en az 74 gemi vardı. Baştarde, kadırga ve mühimmat gemilerinden oluşan donanmada 3000 asker ve büyük toplar bulunuyordu. Böylece Osmanlılar tarihlerinde ilk defa hem Akdeniz’de hem de Kızıldeniz’de iki büyük donamayı aynı anda harekete geçirebilmek gibi bir güce ulaşmış oluyorlardı.

Hadım Süleyman Paşa önce Aden gibi ticari ve stratejik bakımdan önemli bir şehri ele geçirdi. Bu tarihten sonra Aden her zaman Osmanlıların Hint Okyanusu’ndaki girişimleri için bir kontrol noktası oldu.

Osmanlı kuvvetleri Diu kuşatması sırasında bazı kaleleri ele geçirdiler, ancak kuşatmada nihai sonuç alamadılar. Bir Portekiz saldırısı ihtimalinin de yükselmesi nedeniyle Hadım Süleyman Paşa kuşatmayı kaldırdı ve geri dönüş yoluna koyuldu.

Diu’daki başarısızlığa rağmen donanma dönüş yolunda, Osmanlıların Kızıldeniz’deki egemenliklerini sürdürmelerinde çok önemli bir rol oynayacak ve Kızıldeniz’in Hint Okyanusu ile bağlantısını sağlayacak olan Yemen eyaletini askeri bakımdan tahkim etme gibi bir girişimde bulundu. Aden’e 1500 yeniçeri yerleştirildi ve Aden limanına da kadırgalar bırakıldı.

Osmanlılar istedikleri hedefe ulaşamamışlardı ama güçlü bir donanmayla Batı Hindistan kıyılarına kadar gelmiş olmaları büyük bir güç gösterisi anlamına geliyordu. Nitekim Osmanlıların bölgedeki varlığını kendileri için büyük bir tehdit olarak gören Portekizliler gecikmeden karşı saldırıya giriştiler. Güçlü bir Portekiz donanması 1541 tarihinde Kızıldeniz’e girdi, Sevakin adasına geldi, adayı tahrip etti ve daha sonra da asıl hedefi olan Süveyş limanı önlerine geldi. Ancak burada istediği sonucu alamadı. Osmanlı topçuları, gemilerini ve tersaneyi Portekiz baskınından korumayı başardılar.

Osmanlılar, bu tarihten sonra Kızıldeniz’de ve Hint Denizi açıklarında daha büyük bir egemenlik alanı elde edemediler. 1552’de Piri Reis’in ve daha sonra da Seydi Ali Reis’in serüvenleri de başarısızlıkla sonuçlandı. Bununla birlikte Osmanlıların 1519’dan başlayarak çeyrek asırdan fazla bir dönem boyunca Kızıldeniz’de ve Hint Denizi’nde önemli bir egemenlik alanı yaratmış olduğu açık bir gerçektir.

Yararlanılan başlıca kaynak: Salih Özbaran; Umman’da Kapışan İmparatorluklar Osmanlı ve Portekiz, Tarihçi Kitabevi, İstanbul, 2013.

deniz bülten

HABERİ PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.


Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.