19 Mayıs 2019 Pazar
  • DOLAR6.0406
  • EURO6.7414
  • BIST86796
Çok Bulutlu
24°C

Haydarpaşa Garı ve Çevresi Kruvaziyer Limanı ve Yat Limanı Olmasın!

Haydarpaşa Garı ve Çevresi Kruvaziyer Limanı ve Yat Limanı Olmasın!
GÜNCEL - 11 Eylül 2017

Haydarpaşa garı ve çevresi, coğrafi konumu eskiden beri yüklendiği ulaşım yükü, Harem Otogarı, Haydarpaşa Limanı, Denizyolları, Toplu taşıma durakları ve Haydarpaşa Garı ve barındırdığı mevcut kullanımlar (tarihsel merkez) itibarıyla İstanbul Metropoliten alanının en önemli odak noktalarından birini oluşturmaktadır.

T.M.M.O.B. Mimarlar Odası – İstanbul Büyükkent Şubesinin yayınladığı mimarlara mektup 212 sayılı 10 Ekim 2016 tarihli bültende “Haydarpaşa Kruvaziyer Liman Projesi kabul edilemez” başlıklı yazıda Haydarpaşa Garı mücadelemiz sürüyor! Denerek Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan 25 Eylül 2016 tarihinde yaptığı açıklamayı referans vermektedir.

Bu açıklama;

“Haydarpaşa Garı, yüksek hızlı tren garı olarak hizmet vermeye devam edecek. Sadece gar değil Haydarpaşa Limanı ve orada çok sayıda kamusal alan var. Oranın kazandırılması için bir proje var. Kruvaziyer Limanı, yat limanı otel projeleri var. Ancak bu Haydarpaşa Garı için değil gar ile Haydarpaşa Limanı arasındaki bölge için bir proje var” dedi ve makalede yazılan aşağıdaki tenkit ve şimşekleri üzerine çekti.

Toplum kent ve çevre için Haydarpaşa Dayanışması adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ile birlikte Haydarpaşa Liman sahasında rant projesi için dönüşüm yapıldığı konusundaki tavrından vazgeçmediklerini ilan etmiştir.

Hâlbuki Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin, ardından Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Arslan’ın bu yılın Ağustos ayında yaptıkları açıklamalarda Haydarpaşa Garı’nın yüksek hızlı tren ve bölgesel trenler için kullanılacağı söyleyince kamuoyunda yandaş medyanın da yönlendirmesi ile Haydarpaşa Garı’nın kurtulduğu imajı yaratmak istenmişti. Diyerek, Bakanın yukarıdaki sözlerinden anlaşılacağı üzere garın vazifesine devam edeceği ve garın dışında kalan alanların değerlendirileceği ifadesine itibar etmeyerek, gara trenlerin gelmesi konusundaki ısrarlarını tekrarlamaktadırlar.

2012 yılında İstanbul 5. İdare Mahkemesinde Haydarpaşa Gar ve çevresi kentsel ve tarihi sit alanı olarak tescil edildiğini ve koruma altına girmiş olmasına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca 19.06.2012 tarihinde onanarak yürürlüğe giren Üsküdar İlçesi Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman ve Sahası 1/5000 ölçekli Nazım imar planı, şehircilik ilke ve esaslarına evrensel koruma ilkelerine yerleşik yargı kararlarına ve kamu yararına aykırılıklar taşıması nedeni ile Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, Türkiye Liman ve Kara Tahmil Tahliye İşçileri Sendikası, sıkı duralım T.M.M.O.B Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve T.M.M.O.B  Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi tarafından 10.12.2012 tarihinde dava konusu edilmiş. İstanbul 5. İdare mahkemesinde 2012/2012 esas numarasıyla görülen dava sonucunda söz konusu plan, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmaması sebebiyle iptal edilmiştir denmektedir.

Bu bölgenin coğrafi konumu, eskiden beri yüklendiği ulaşım yükü, Harem Otogarı, Haydarpaşa Limanı, Denizyolları, Toplu taşıma durakları ve Haydarpaşa Garı ve barındırdığı mevcut kullanımlar (tarihsel merkez) itibarıyla İstanbul Metropoliten alanının en önemli odak noktalarından birini oluşturmaktadır. Bölge Anadolu yakasındaki en uç indirme-bindirme ve aktarma noktası olması sebebiyle iki yaka arasındaki deniz kara ve demiryolu taşımacılığının metropol içindeki en merkezi iki bölgesinden birisidir diyerek devamında; Bugün iptal edilen planların yerine Haydarpaşa Garı ve çevresinin mevcut işlevinin korunmasına yönelik bir plan henüz söz konusu değildir. Savında ısrar etmektedirler ve burada da bakanın sadece gar değil Haydarpaşa Limanı ve orada çok sayıda kamusal alan var cümlesini, garın çalışmaya devam edeceğini bu projeye göre de liman ve geri sahasının değerlendirileceği ifadesine itibar etmemektedirler.

Şehircilik, Mimar odalarının bu bölgeyi mi korumaya çalıştığı yoksa gar ve liman ve otobüs terminallerinden oluşan taşımacılık konusunu savunduğu konusu ile proje sonucu oluşacak rant kavgası arasında bocalamakta olması sonucu mesleki anlayış ve şehircilik, mimarlık eğitimine ters düşmektedir.

İstanbul Anadolu Yakasında oturup ta E-5’ten Haydarpaşa Limanı, hatta Haydarpaşa Garına giden kaç kişi kaldık? Yıllardır bu bölge kamyon parkları, kamyon ve şehirlerarası otobüs trafiği, işgalinde olup limanın duvarlarından denizi bile göremezsiniz.

Üsküdar tarafına giderken de salaş kulübeler ve şarapçıların işgalindeki bu bölgeden bırakın deniz kenarında gezinmeyi, bırakın geceyi gündüz bile geçemezsiniz.

Bu bölge limanın ve liman yükleri taşımacı kamyoncularının işgali altında trafik ve park sorunundan ibarettir. Son yıllarda Sirkeci’ye yapılan hızlı feribot seferleri iskelesi sayesinde sağı solu biraz olsun toplanmış olmakla birlikte bu kararı verenler ve bu konuda söz söylemeye yetkili meslek erbabı mensupları dâhil gece gezmeye çekineceğimiz durumdayken kamu yararından kelimesinden istifadeyle başta Haydarpaşa Garı tarafında minibüsçülerle, taksi, kamyon şoförlerine, işsizlere ve deniz kenarındaki döküntü ve çöplere rağmen Haydarpaşa Garından karşıya veya karşıdan Haydarpaşa’ya günümüzdeki değişen şartlarda gidip gelir misiniz?

Hangi meslekler, şehirleri oluşturan yaşamı düzenleyen yapılaşmayı kimler planlayıp kimler sonucu bu mezbeleliğin devamına savunucu olabiliyoruz ki.

Şehirlerimizi yıllardır biz mimarlar daha sonra da günümüzde şehirciler planlamıyor ki? Biz bundan rahatsız olmuyoruz ve bu İstanbul’un en güzide yerini kamyon minibüs parkına trafik kaosuna çevirmekte ısrarlıyız!  Bu ısrarımızın da kamu yararı adı altında Haydarpaşa Garını bağlayıp koca bir bölgeyi kamudan ve insandan uzaklaştırabilir iddialarında bulunabiliyoruz. Rant konusunu yıllardır dinliyoruz. İyi de Rantı doğuran sebeplerin başında Şehir Planlamacıları ile biz saygıdeğer Mimarlar gelmiyor muyuz?

Bakan ne demiş bizlerin umurunda mı? Biz Rant istemiyoruz diyebiliyoruz.

Bize garı çalıştıracağız diyor, bu sefer rantı ileri sunuyoruz. Salıpazarı yük rıhtımlarını ve geri sahasındaki antrepoları devlet özelleştirirken de benzer müdafaaları ve soruları ortaya koyduk. Menderesin başbakanlığında açtırdığı Tophane yolunu ve bu yolun üzerine antrepolar (güzel miydi?) planlayıp inşa eden üstat meslektaşlarımız Sedat Hakkı Beyimi yeriyoruz. Veya bunun gibi içine ettiğimiz şehrin her semtin evlerini, apartmanlarını biz mimarların projelendirip altına imza attığını bununda Mimarlar Odasınca tasdik edildiğini mi unutuyoruz?

İyi ve en doğruyu bu dünyada bir tek Türk Mimarlarımı biliyoruz? Londra’da işlerini yitirmiş eski liman ambarları restore edilip kamuya açıldı, Arjantin’de tarihi liman ve çevresi turistik yerleşim olarak projelendirilip muhafaza ediliyor. Amerika’da New York ve Los Angeles’ta şehir önündeki tüm ticari liman iskeleleri ve hatta askeri liman ve tersaneler halka açıldı ve çevresi müzeye döndürüldü? Biz bu işlerin en iyisini kamu yararına yaparız mı diyoruz?

Tekrar ediyorum Mimarlar, Şehirciler aldığımız eğitimi eğer evrenselleştiremiyorsak taşımacılar yani kamyon nakliyecileri, liman işçileri ile beraber New York’un resitalini oynayalım, yıllarca olduğu gibi yük iskelelerine turistik gemiler yanaştıralım, yanında küspe yükleyip indirelim, kamyonların altında kalalım, kıyıdaki işsiz güçsüz ispirtocuların şaraplarına meze olalım.

Bizi medeni yaşamla tanıştıran ahfadımızın 1453 yılında bu şehri bekasını korumak için aldığı İstanbul’u ve Ayasofya’yı onlara karşı kıyıdan göstermeyelim. Topkapı Sarayı da zaten bir şeye benzemiyor hiç bakıp ta hayale dalmayalım. Dünyaya mandalina, portakal, domates satıp yaşayıp gidelim. Bırakalım şehir içinde kalmış bugün işlevsel değerini kaybetmiş limanın bırakın iş yapmasını bari buradaki liman fareleri yaşasın, kruvaziyerlerle gelen turistleri yatlarıyla gelen turistleri Salıpazarı dışında hiçbir yere sokmayalım sonra rant olur. Yatlarıyla gelecek milyarderlerin de parasına ihtiyacımız yok. Yeter ki kıyıların mukimi şarapçılar mutlu olsun. Bisiklet tekerlekli arabalarda liman kıyılarında kestane, köfte, sucuk satıp işsizliğe mâni oluyoruz bari işlerine mâni olmayalım. Mimarlar olarak yaptıklarımızla bu konularda zaten doğruyu yıllardır bombalayıp yok etmekte üstat olduk. Böylece şimdiye kadar yaptığımız mesleğe devam etmiş oluruz.

Ahir ömrümüzde Asma Köprüye itiraz edeni de biliriz, İstanbul’u ve hatta bütün Türkiye’yi köye çeviren meslektaşlarımızı da. Biz denizi, turisti, geliri, medeniyetin gereklerini iyi biliriz ve kruvaziyer, yat Limanı, park ve insan yapıları yapmaya alışık değiliz. Apartman yaptığımız için böyle şeylerin yerine rantı da oradan biliriz.

deniz bülten

HABERİ PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.


Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.