23 Ekim 2018 Salı
  • DOLAR5.6803
  • EURO6.5153
  • BIST94682
Hafif Sağanak Yağışlı
21°C
Nazlı SELEK
Nazlı SELEK

Yük Üzerinde Hapis Hakkı

Türkiye’de bir limana tahliyeye gelen bir gemi taşıyanı, ödenmeyen bir navlun alacağı için, hukuki şartlar sağlanmış ise, tahliye limanındaki icra dairesine başvuracak ve eşyanın defterinin tutulmasını talep edebilecektir.

Taşıyanın, navlun sözleşmesinden doğan alacakları için taşıdığı yük üzerindeki hapis hakkı Türk Ticaret Kanunu (TTK) nun 1201 ve devamı hükümleri ile düzenlenmiştir. TTK’nun 1201. maddesine göre, taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953. üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Hapis hakkı, eşya, taşıyanın zilyetliğinde bulunduğu sürece devam eder; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat edilmek ve eşya henüz gönderilenin zilyetliğinde bulunmak şartıyla, hapis hakkından doğan yetkilerin kullanılması mümkündür.

Kanun, hapis hakkının, sadece üzerinde hapis hakkı kullanılan eşyanın taşındığı yolculuktan doğan alacakları teminat altına aldığını ve ancak teminata alacak miktarda eşya üzerinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Bunun istisnası, müşterek avarya ve kurtarma alacakları olup bu alacaklarda eşyanın tamamı üzerinde hapis hakkının kullanılması mümkündür.

Uygulamada tartışmalara yol açan en önemi husus, üzerinde hapis hakkı kullanılan eşyanın malikinin durumu olmaktadır.

TTK’nun 1204. Maddesi, gönderilenin eşyanın teslimini istediği andan itibaren sadece 1203. Maddede öngörülen alacaklar için yani navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacaklar için hapis hakkına katlanmak durumunda demektedir. Diğer alacaklar için eşya üzerinde hapis hakkının kullanılamayacağı düzenlenmektedir. Birden çok navlun sözleşmesi veya konişmentonun düzenlenmiş olması halinde ise, hapis hakkı, her konişmentoya veya diğer bir denizde taşıma senedine isabet eden alacaklar için ayrı ayrı kullanılabilecektir.

İlgili maddenin gerekçesinde bu madde ile yapılan düzenleme aşağıdaki gibi gerekçelendirilmektedir.

“Taşıyanın alacaklarından ötürü, üçüncü kişi gönderilenin hangi hallerde sorumlu tutulabileceği, milletlerarası deniz hukukunun da en tartışmalı sorunlarından biridir. Günümüz uygulamasında, bu hususta şu ilkelerin teessüs ettiği görülmektedir: (a) navlun sözleşmesinin, üçüncü kişi lehine bir sözleşme olması sebebiyle, gönderilenin aleyhine borç yaratılamaz; (b) navlun sözleşmesinde veya konişmentoda, gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş değilse, gönderilen herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü tutulamaz; (c) sözleşmede veya konişmentoda, gönderilenin yükü teslim alma hakkı, yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış olan bazı alacakların ödenmesi şartına tâbi kılınabilir; (d) ancak, bu nevi alacakların hangileri olduğunun, tesellümün dayandığı sözleşme veya konişmentoda belli edilmiş olması gerekir. Bu ilkelerin tümü Tasarıda benimsenmiş ve böylece ortaya çıkan sistemin, İsviçre-Türk özel hukuku bakımından, Borçlar Kanununun 457 nci maddesi anlamında bir havale ilişkisine benzediği tespit olunmuştur: Kendisine ödeme yetkisi verilen kimse, borcu üstlenip üstlenmemekte serbesttir; ödemede bulunursa, asıl borçlu borcundan kurtulur; havale edilen tamamen veya kısmen ödeme yapmazsa, asıl borçlunun borcu devam eder. Madde, bu ilkeleri yansıtacak şekilde kaleme alınmıştır ve Tasarının 1205 inci ile 1207 nci maddeleriyle tamamlamıştır.”

Bu ilkeler ışığında, navlun sözleşmesi veya konişmentoda, gönderilenin ödemekle sorumlu tutulmadığı veya ödenmediği taktirde yükü almaya hak kazanamayacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığı hallerde, taşıyanın navlun sözleşmesi veya konişmentodan doğan alacakları için eşya üzerinde hapis hakkı uygulanması mümkün olmayacaktır. Bilindiği üzere uygulamada, navlun sözleşmeleri olan çarter partilerde, navlun ve sürastarya alacaklarının borçlusu taşıyan yani çarterer olmaktadır. Navlun sözleşmelerinde, gönderilenin de bu alacakların ödenmesinden sorumlu olduğuna dair bir şart bulunmamaktadır. Fakat, çarter partilerin büyük çoğunluğunda taşıyanın ödenmeyen navlun ve sürastarya alacakları için yük üzerinde hapis hakkına sahip olduğu düzenlenmektedir. Bu durumda, TTK’nun 1203. Maddesinin gerekçesinde belirtilen “c” bendi ile uyumlu olarak, sözleşmede gönderilenin yükü teslim alma hakkının yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış bazı alacakların ödenmesi şartına tabi kılındığı kabul edilebilecektir. Şayet konişmentoda böyle bir hüküm yok ise, konişmentonun, ilgili navlun sözleşmesine açıkça atıfta bulunması halinde de navlun sözleşmesindeki hapis hakkına ilişkin maddenin, atıf yoluyla konişmento hamili için de geçerli hale geldiği kabul edilebilecektir.

Taşıyanın yük üzerinde hapis hakkına dair sözleşme ve konişmento gereklilikleri yerine getirilmiş olduktan sonra uygulamada karşılaşılabilecek güçlük, bu hapis hakkının nasıl uygulanacağıdır.

TTK’nun 1398. Maddesi ve devamı, hapis hakkının nasıl uygulanacağına ilişkin düzenlemeler getirmişlerdir. 1398. Maddeye göre İcra ve İflas Kanunu (İİK) nun 270 ve 271. Maddeler, eşya üzerinde doğan hapis hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanacağını kabul etmektedir. Fakat paraya çevrilme süresi, eşya üzerindeki hapis hakkında 15 gün olarak kabul edilmektedir.

İİK’nun 270. Maddesine göre, İcra dairesi üzerlerinde hapis hakkı bulunan eşyanın bir defterini yapar ve rehinleri paraya çevirme yoluyla takip talebinde bulunması için taşıyana on beş günü geçmemek üzere uygun bir süre verir. Burada borçlu olarak tebligatın gönderileceği taraf, TTK’nun 1298. maddesi gereğinde gönderilen olacaktır. Gönderilen bulunmaz veya eşyayı teslim almaktan kaçınırsa, bildirim ve tebliğlerin taşıtana yapılması gerekir.

Tüm bu maddeler ışığında, Türkiye’de bir limana tahliyeye gelen bir gemi taşıyanı, ödenmeyen bir navlun alacağı için, hukuki şartlar sağlanmış ise, tahliye limanındaki icra dairesine başvuracak ve eşyanın defterinin tutulmasını talep edecektir. İcra memurunun bu talebi yerine getirmesi ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinde bulunması için taşıyana 15 günlük bir süre tanıması gerekecektir. Taşıyanın, eşya üzerindeki hapis hakkını uygulaması için defter tutulmasını mahkemeden talep etme yükümlülüğü olmadığı gibi icra dairesinin de böyle bir talebinin olmaması gerekmektedir. Fakat bu uygulama, TTK’nun yürürlüğe girdiği 2012 yılından itibaren geçerli olduğundan, İcra Müdürlükleri’nin yerleşmiş bir uygulaması bulunmamaktadır. Dolayısıyla, uygulamada güçlüklerle karşılaşılabileceği de bir gerçektir. Keza, üzerinde hapis hakkı uygulanan yükün defterinin gemide tutulması halinde, geçecek süre içinde gemi bir nev i depo gibi kullanılacağından, âtıl kalan geminin günlük kazanç kaybı da dikkate alındığında, taşıyanın gün kaybına tahammülü olmayabilir.  Böyle bir durumda yükü bir depoya tahliye ederek hapis hakkının depoda uygulanması düşünülebilecekse de bu durumda tahliye masraflarının ve depo masraflarının da taşıyan tarafından ödenmesi gerekecek, üstelik bir de Gümrük mevzuatı ile ilgili sorunlarla karşılaşılması muhtemel olacaktır. Hapis hakkı, eşya gönderilene teslim edildikten sonra ve gönderilenin zilyetliğinde olması şartıyla, teslimden itibaren 30 gün içinde de kullanılabilecekse de, gönderilen teslimden sonra hapis hakkının kullanılmasın uygulamada alacağın teminat altında alınmasını sağlayacak bir yaptırım gücü olmadığı tecrübe edilmektedir. Kanaatimize göre hapis hakkının en etkili olarak kullanılabileceği mahal yine gemi olmaktadır.

Eşya üzerinde hapis hakkının uygulanması ile ilgili sorunlar, TTK’nundan önce yürürlükte bulunan mülga TTK zamanında da karşılaşılabilen sorunlar olmakla birlikte; yeni düzenleme ile, alacağını teminat altına almak isteyen taşıyanlar açısından an azından daha açık bir hukuki düzenleme getirilmiş olmasının ve mahkeme kararına gerek olmaksızın hapis hakkının uygulanabilirliğine dair düzenlemelerin bulunmasının da uygulama açısından yol gösterici olduğu açıktır. İcra Müdürlükleri tarafından uygulamasının da doğru ve zamanında yapılması halinde sonuç alınabilecek düzenlemeler olmakla birlikte, uygulamanın yerleşmesinin ise zaman alacağı göz ardı edilmemelidir.

Av. Nazlı Selek

NSN HUKUK BÜROSU

KÖŞE YAZISINI PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.


Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.