Eski Denizciler Açık Denizlere Çıkmamış mıydı? « Deniz Bülten
18 Ağustos 2018 Cumartesi
  • DOLAR6.0368
  • EURO6.8881
  • BIST88735
Az Bulutlu
33°C

Eski Denizciler Açık Denizlere Çıkmamış mıydı?

Eski Denizciler Açık Denizlere Çıkmamış mıydı?
YAZARLAR - 26 Aralık 2017

Eski denizciler çok eski tarihlerden itibaren, yıldızları, rüzgarları, deniz akıntılarını, deniz rengini vb. izleyerek ve bunlardan sonuçlar çıkartarak yön bulma konusunda tecrübe kazanmışlardı. Onların bu cesaretleri ve tecrübeleri olmasaydı, pusula icat edildikten sonra da açık denizlere ve okyanuslara açılmak o kadar kolay olmayacaktı.

Denizcilik tarihinde, doğru olarak bilinen ve artık sorgulanmadan kabul edilen birçok söylence vardır. Bunlardan biri, eski denizcilerin 15. yüzyıla kadar açık denizlere ve okyanuslara çıkmadıkları ve uzun seyahatlerinde her zaman kıyıları gözden kaçırmayarak yol aldıkları iddiasıdır. Bir diğeri de Kristof Kolomb’un mürettebatının, bilinmeyen denizlere açılmaktan ve düz sandıkları dünyanın kenarına gelip düşmekten korktuğu söylentisidir.

Bu asılsız iddialar günümüzde artık çürütülmüş olmakla birlikte birçok metinde yine de karşımıza çıkmaktadır.

Her şeyden önce kıyılardan ayrılmama düşüncesinin tecrübeli bir denizci tarafından söylenmiş olması imkansızdır. Çünkü onlar tecrübeleriyle bilmektedir ki, hakkında bilgi bulunmayan bir kıyıya yakın gitmek kadar riskli ve tehlikeli bir davranış yoktur. Çünkü böyle bir durumda genellikle kıyıdan gelecek tehdit olasılığı, açıktan gidildiğinde doğacak deniz koşullarının yarattığı tehditten çok daha büyüktür.

Bu söylencenin temelinde, eski çağ gemicilerinin, kıyıyı görmeden yollarını bulacak araçlardan veya bilgi ve yeteneklerden yoksun oldukları düşüncesi yatmaktadır. Oysa bu doğru değildir. Eski çağlarda, pusulanın, usturlabın veya haritanın olmadığı dönemlerde denizcilerin derin ve uzak sularda seyretmiş oldukları açık bir gerçekliktir. Akdeniz’in ve Kızıldeniz’in kıyıdan çok uzak yörelerinde bulunmuş gemi batıkları, sadece bu kanıt bile bu söylencenin yanlışlığını ispatlamaya yeter.

Fenikeli gemiciler iki bin yıl önce Kanarya Adaları’na ulaşmayı başarmışlardı. 1270 yılında Cenevizli denizciler Azor Adaları’ndan Madeira Adaları’na yolculuk etmişlerdi. (Portekizliler 1336’da Kanarya Adaları’nı “keşfettiklerinde”, adalarda çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen insanların yaşadığını görmüşler ve bunlara Guanche adını vermişlerdi. 1496’da Guancheler artık ortadan kalkmıştı. Guancheler, Avrupalıların deniz yoluyla yayılmalarının bir sonucu olarak yok olmuş ilk etnik topluluktur).

Ayrıca 1000 yılı civarında Vikinglerin Kuzey Atlantik’i defalarca geçmiş oldukları bilinmektedir. Daha da öncesine gidilecek olursa, MÖ ikinci binyılda Minoslu gemicilerin, Girit’ten Akdeniz’e çok çeşitli rotalarda açılabildikleri anlaşılmaktadır. Odiseus destanında bu seyahatlerden söz edilmektedir. Ayrıca Homeros geminin günler boyunca yıldızlara göre nasıl yönetildiğini ayrıntılı bir biçimde anlatmaktadır.

Kartacalı bir kaptan olan Hamilcar, MÖ 600 yıllarında, Britanya yerlilerinin zayıf gemileriyle İrlanda’ya giderek 300 millik bir açık denizi seferi yaptıklarını raporunda bildirmişti. Fenikeliler de Akdeniz ve Karadeniz’de düzenli ticaret rotaları oluşturmuşlardı. Hatta Hint ve Atlantik okyanuslarına da açıldıkları bilinmektedir. Öte yandan daha uzaklarda Polinezyalılar ilkçağlarda Tahiti’den Hawai’ye, yaklaşık 2000 deniz milini bulan seferler yapabiliyorlardı.

Kristof Kolomb’un mürettebatının denizin kenarından düşmekten korktukları düşüncesine gelince, bunun da gerçeklerle ilgisi yoktur. Çünkü her şeyden önce Kolomb dünyanın yuvarlak olduğunu biliyordu. Kolomb yola çıkma kararını vermeden önce Batlamyus (100-170)’un dünyanın yuvarlaklığıyla ilgili tahmini hesaplarına başvurmuştu. Batlamyus’tan önce de Aristoteles (384-322) dünyanın yuvarlak olduğunu iki önemli kanıtla göstermişti. Ay tutulması sırasında dünyanın Ay yüzeyine yansımış olan dairesel biçimi dünyanın yuvarlak olduğunu gösteriyordu. Ayrıca kuzeyden güneye doğru seyahat edenlerin gördükleri bazı takımyıldızların bir süre sonra alçalması ve kaybolması, güneyden kuzeye seyahat edenlerin de bir süre sonra bu takımyıldızlarla karşılaşması ancak yuvarlak bir dünyada söz konusu olabilirdi. Dolayısıyla Kolomb ve onun tecrübeli denizcilerden oluşan mürettebatı, dünyanın düz olmadığını ve kenarından düşülmeyeceğini biliyorlardı. Zaten Kolomb hep batıya giderek doğuya ulaşacağını düşünmemiş miydi?

Sonuç olarak, eski denizciler çok eski tarihlerden itibaren, yıldızları, rüzgarları, deniz akıntılarını, deniz rengini vb. izleyerek ve bunlardan sonuçlar çıkartarak yön bulma konusunda tecrübe kazanmışlardı. Onların bu cesaretleri ve tecrübeleri olmasaydı, pusula icat edildikten sonra da açık denizlere ve okyanuslara açılmak o kadar kolay olmayacaktı.

Gerçek dışı bu söylencelerin günümüze kadar gelmesine yol açan en önemli etken, eski denizcilerin geride çok az yazılı kaynak bırakmış olmalarıdır. Ancak arkeolojik kanıtlar ve diğer araştırma sonuçları bu söylencelerin asılsızlığını ortaya koymaktadır.

Başlıca yararlanılan kaynaklar: Halkın Bilim Tarihi, Madenciler, Ebeler ve “Basit Tamirciler”, Clifford D. Conner, çeviren: Zeynep Çiftçi Kanburoğlu, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 3. Basım, Ankara 2013.

deniz bülten

HABERİ PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.


Deniz Bülten
Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.